Merhaba,
Kitapla alakalı öncelikle şunu belirtmeliyim. Bu bir roman değil. Daha üst bir şey(tabii böyle bir derecelendirme varsa) felen de değil. Gerçek anlamıyla bu bir roman değildir. İroni yoktur. Ohhhh be rahatladım. Evet devam edersek peki nedir bu, roman yazıyor künyesinde ama değil diyorsun o zaman cevap ver diyebilirsin. Edward Abbey'in bir günlüğü, anı defteri, karalamaları, istediğini şeç ve hiçbiri yanlış olmayacaktır. Abbey'in vahşi doğaya bakışı, ve sadece doğaya değil genel bir bakış olarak her şeye ekonomik değeri nedir sorusuyla yaklaşımı eleştirmesi ve bunu yaparken Milli Park Görevlisi olduğu sıralarda yaptığı geziler ve duyduğu veya şahit olduğu olaylardan bahsetmesini içeriyor kitap. Şahit olduğu olaylar dediysem öyle romansı hikayeler beklemeyin. Sıradan bir kişinin yolda yürürken şaçılmış yaprakları tekmelerken düşüncelerini size anlattığını hayal edin. İşte o yaprakları tekmelemek kadar romansı anlattığı hikayeler. Hayatınızda bir parça kafanızı kaldırdığınızda gökyüzüne bakıp ne kadar güzel dediyseniz veya ormanda(veya parkta) ağaçların yeşil renklerinin farklı tonlarını farkettiyseniz veya gökyüzünden önünüze konan kuşun türünü merak edip google'ladıysanız bu kitabı sevebilirsiniz. Eğer bunları şimdi farkediyorsanız uzak durun, Abbey'de bunu isterdi. Gidin ve çevirmenlerin önünüze boca ettiği kitapları okumaya devam edin. Doğayı uzaktan, tablolardan sevin, ormana pikniğe gidin ve sakın piknik örtünüzü de unutmayın maazallah poponuz çimene değer, bacağınıza karınca çıkar veya hayır bu olmamalı ama önünüze bir akrep çıkar, doğada bunları görmek istemiyorsanız, şoğuk içeceklerinizi içip beyaz yaka hayallerinize dalmak istiyorsanız sakın ama sakın bu kitabı ellemeyin. Bir sayfa okumak mı istiyorsunuz lütfen topraklı yoldan arabanızla geçerken