Conan, aslında tam bir asi ruh, tam anlamıyla doğanın, vahşetin içinden çıkmış bir kahraman. “Kaderim kılıcımın ucunda yazılır” der Conan. Yani, hayatında başkalarının kurallarına değil, kendi gücüne güveniyor. Kendi kaderini kendi çiziyor, kimse onun adına savaşmıyor, o kendisi savaşıyor. Korkularıyla yüzleşmekten çekinmiyor. “Bir adamın gerçek gücü, korkularıyla yüzleştiği andadır” diye düşünür. Çünkü cesaret, korkmamak değil; korkmana rağmen ileri gitmek. Conan sadece savaşçı değil, bir nevi felsefesi olan bir barbar.
Conan’ın dünyası, bizim modern hayatımıza çok da uzak değil; aslında hepimizin içinde biraz var o vahşi, özgür, ayakta kalmaya çalışan taraf. Ama bence önemli olan şu: Conan’ın kılıcı sadece fiziksel bir şey değil; aynı zamanda içindeki cesaret, kararlılık ve özgürlük arzusu. Yani aslında hepimizin kendi içinde bir “kılıcı” var zor zamanlarda bizi koruyan, hayatta kalmamızı sağlayan güç. Belki de benim kılıcım sabırdır, belki cesaret, ya da merak… Ne olursa olsun, o içindeki gücü fark etmek bile büyük bir kahramanlık!
Conan’ı “iyi” ya da “kötü” olarak basitçe sınıflandırmak zor aslında. O, klasik anlamda masallardaki kahraman gibi saf ve tamamen iyi biri değil ama aynı zamanda kötü niyetli birisi de değil. Conan, tamamen kendi kurallarıyla yaşayan, doğa kanunlarına saygı duyan, hayatta kalmak için her yolu deneyebilen bir adam. Vahşi, güçlü, bazen acımasız olabilir ama genellikle adaletli ve onurludır kendi değerlerine göre. Mesela, zalimlere karşı acımasızdır; zayıfları, masumları korumaya çalışır. Kendi içindeki özgürlük ve onur duygusu çok güçlüdür. Bu yüzden o, “iyi” biri olmasa da, aslında “doğru” olanın yanında duran biridir.