Olgun karakter okumayı özlemişim. Olaylar sarpa sarmadan, konuyu uzatmadan akıcı bir biçimde ilerledi böylece.
Konusunu kısaca Anlaşmalı zoraki evlilik. Klasik.
Kitapta en sevdiğim kısıma gelirsek, ortada anlaşmalı zorla bir evlilik varken kadın karakterin kendi kendine triplere girmemesi, kıskançlık krizleri geçirmemesi. Evet ben onu zorladım bu durumda ondan beklentimi minimum tutmalıyım, kendi sorumluluğumu almalıyım modundaydı. Kendi çiçeğini bile kendi aldı.
Böyle davrandıkça doğal olarak erkeğin kafasındaki önyargılar yıkılmaya başladı.
Kadın karakter İskandinav sert yüz hatlarına sahip çok uzun boylu, ailesi tarafından hiç sevilmemiş biri. Bu yüzden özgüveninde ve ruhunda kırık parçalara sahip. Bazen tek bir cümleyle bazen yaşanan küçük bir olayla yavaş yavaş bu parçaları toparlayıp, birleştirdiler. Ki bu toparlama aslında yıllar öncesinden başladı.
Adamla küçüklüğünde karşılaşmaları kızın yıllar boyunca savaşmasına, ayakta kalmasına sebep olması çooook ayrı olay zaten. Farketmeden adam yıllar önce onun hayatını komple değiştirdi o kırık parçalara rağmen yıkılmamasını sağladı Tabi sonra her şeyi berbat etmeseydi daha iyiydi.
İki karakterde zengindi. Fakir kız zengin oğlan dramından sıkılanlar için duyurulur.
Sadece sondaki erkeğin sürünme(grovelling trope diye başlamıştım zaten)sahneleri daha uzun olsun isterdim. Fikrimce yetersizdi. Kızı paramparça etti, kapısında köle olsa yeri. Böyle olunca aralarındaki aşka bayılmadım yani. İdare ederdi.
Eleştirdiğim başka noktalar daha olsa da genel itibariyle sıkmayan keyifli bir okumaydı ve dilini de beğendim. 1 günde bitirmemden anlaşılıyordur