Cüceler; iyilik ve kötülüğün mücadelesinde cüceleri merkeze alan kurgusu, temposu hiç düşmeyen aksiyon yönü kuvvetli hikâyesi, zihinde kolayca canlanan betimlemeleri, olay örgüsüne ağırlık veren işleyişi ve İnsan Büyücüler, Orklar, Ogreler, Elfler gibi ırkların yanı sıra bu ırkları yaratan farklı Tanrılar gibi unsurlarıyla 5 kitaplık epik bir evrenin ilk kitabı olarak karşımıza çıkıyor. Çoğu fantastik eserde yardımcı karakter olarak gördüğümüz cüceler, bu seride 5 boya ayrılan toplulukları, geçmişten gelen çatışmaları ve tüm diyara yönelik koruyucu görevleriyle hikâyenin merkezini oluşturuyor. Yazarın su gibi akan anlatımı ve güçlü hikâye aktarımı okuru içine çekse de, karakterlerin benzer zorlukları tekrar tekrar aşmasıyla uzayan bölümler ve geçmişte kurulan sistemin altyapısının bazı noktalarda yüzeysel kalması dikkat çeken eksiler arasında.
Korunaklı Ülke; farklı ırkların kendi sınırları içerisinde özgür ve huzurlu bir şekilde yaşadığı bir yerdir. Bu huzurun devamı için 5 ayrı cüce boyu, Tanrı Tion’un karanlık yaratıklarına karşı sınırları savunmakta ve Ölü Bölge’nin ülkeye sızmasını engellemek için mücadele etmektedir. Hikâye, Beşinciler Boyu’nun sınırı aşmaya çalışan kötücül varlıklarla mücadelesiyle başlar. Her biri farklı büyülerle korunan sınır kapıları bir ihanet sonucu zayıflar ve Ölü Bölge’de varlığını sürdüren Ruhlar, Kara Elfler, Orklar ve diğer karanlık yaratıklar Korunaklı Ülke için büyük bir tehdit haline gelir.
Bu koşullar altında kendi ırkı tarafından terk edilmiş olan Tungdil, bir insan krallığında demir ustası olarak yaşamaktadır. Lot İonan adlı bir Magus’un yönettiği kalede insanlarla yakın temas içinde bulunur, kendi halkına ve tarihine dair bilgileri kitaplardan öğrenmeye çalışır ve zaman zaman büyücü öğrencilerle çatışmalar yaşar. Bu
Cüceler, son zamanlarda okuduğum en güzel fantastik eserdi diyerek başlamak istiyorum sözlerime.. Fantastik türü seven biri olarak bu tür de kitaplar aradığım bir zamanda çıkmıştı karşıma eser, biraz araştırma yaptığımda neredeyse eser ile ilgili bir tane bile olumsuz yorum görmemiş olmanın verdiği güven duygusuyla başladım esere ve açıkçası beklentimin kat be kat üzerinde güzel bir dünya ile karşılaştım.
Eser isminden de anlaşıldığı üzere Cüceleri konu alıyor ve tarihlerinin belirli bir döneminde Cüce halkının başından geçen olayları okuyoruz eserde. Birçok fantastik tür de alıştığımız karakterler olan, elfler, kara elfler ,troller, goblinler ve daha birçok efsanevi tür de yine eser de bolca karşımıza çıkıyor.
Eserin asıl konusuna gelecek olursak, Cüceler yaratıldıkları andan itibaren farklı klanlara ayrılmışlardır ve her klana ayrı bir özellik verilmiştir. Uzun bir refah döneminden sonra Cücelerin dünyasında taşlar yerinden oynamaya başlar. Her yerde savaş dedikoduları dönmeye başlamıştır. Cüceler genel olarak kendi türleri dışındakilerle ilişki içinde olmayı sevmedikleri ve bir bakıma onları hor gördükleri için kimseyle iyi geçinememektedirler ama onları asıl yıkıma götüren ise yine kendi içlerindekilerdir… Eserin baş kahramanı olan Tungdil işte tam da bu sırada devreye girer. Tungdil, bebekliğinde kaçırılmış ve kendi türünden uzakta insanların arasında baş büyücü Lot-Ionan’ın yanında büyümüştür. Lot-Ionan aynı zamanda cüce kralıyla da bir takım ilişkiler içindedir, cücelerin dünyasında işler kötüye gitmeye başladığı ve baş düşman nôd’onn tüm dünya için tehlikeli bir hale geldiğinde Tungdil’e büyük bir görev düşmektedir. İşte böyle başlamıştır Tungdil’in macerası ve önünde sadece kitaplarda okuduğu haliyle bile hayal edemeyeceği zorluklar ve tehlikelerle
Bu Kitabı okuyalı 3 yıl oldu. Halen aklımda kalan enfes sahneleri gözümün önünde. Mesela bir bölümü var ki, bizi efsaneyi anlatarak konunun derinlemesine sağlıyor. Daha sonra bu okuduğunuz sonlara doğru karşınıza elektrik su olarak çıkıyor ve bir "Vayyy" nidası çekiliyor. Kitabi okurken hikayeye çok güzel adapte olacaksınız, fantastik bir dünyanın kapıları ufak ufak sizlere açılacak. Ekleme yapmak isterim ki, kitabın sonunda hiçte umduğumu bulamadım biraz hafif seyretti, bundan ötürü zaten 9 verdim ama o kısıma gelene kadar doyurucu bir şekilde gittiğini söyleyebilirim.
02.02.2022 / Çarşamba / 20:30
Yüzüklerin Efendisi kitabından etkilenip yazılmış bir kitap.Bazı konular birbirinin aynısı.Taklitçi olmak yerine başka bir konu üzerinde kitap yazılabilirdi.
Wind rose - Army of stone eşliğinde okunacak bir kitaptır. Bu kitapta sevmediğim bazı taraflar şunlar; ana karekterin 2 gün tanidiğı herkese güvenip her şeyi anlatması karekter tam olarak şöyleydi yeni tanistik ama sorun degil her seyi sana anlaticam ve guvenicem bknz ( magaya hemen cantasindaki kitaptan bahsetmesi, yolda 2 günlük tanistigi tiyatro ekibine yolculugunu ve amacini hemen anlatmasi) bir diğeri ise karekterin basina gelen kotu durumlar karsisinda aman canim bir ilerliyelimde bulunmayacak kadar nadir eşyalari bile yolda buluruz kafasından nefret ettim yazar oralari yazamamis gibiydi ama genel olarak bunlari göz ardı edersek beğendim