Dışarıdan her şey yolunda gibi görünse de, içimde hep bir eksiklik vardı. Adını koyamıyordum. İçinde ayrılık geçen şarkılarda gözlerim doluyor, sonumu görüyor gibi oluyordum.
Böylesine severken eksik kalmak, eksik hissetmek zordu. Hep öteledim. Yok saydım bu duyguyu. İnanırsam uzaklaşacaktım. Hiç istemiyordum. Suçu kendimde arayıp durdum.
Çok alışmıştık birbirimize ama bu beni çok korkutuyordu. Çünkü insan alışınca, sevgi ve alışkanlık arasındaki kalın çizgiyi göremiyor. Alışkanlığı sevgi zannedebiliyor.
Bir şey fark etmiştim.
Ben ona ne kadar uyum sağlarsam, o kadar uzaklaşıyordu benim hayatımdan. Benim sevdiğim şeyler ona manasız ve uzak geliyordu. Bırak dahil olmayı, uyum sağlamak bile kendinden ödün vermek gibi algılanıyordu onun hayatında... Ben onun hayatına dahil olup, hayatını yaşamaya alıştıkça o benim hayatımı yok saymaya başladı. Kendimden ve hayatımdan uzaklaşıp onun hayatının bir parçası olmuştum. Yavaş yavaş kim olduğumu ve neyi sevdiğimi unutmaya başladım. Zamanla ne yapmak istediğimi bilemez oldum.