Bir döneme ait gazete başlıklarının iç yüzünü okuyunca insanın ağzına kocaman bir hayret ifadesi yerleşiyor. Bu coğrafyanın vay be deyişleri hiç bitmedi, bitmeyecek.
Susurluk skandalından 28 Şubat sürecine bazılarının post modern darbe dediği vakalar silsilesini barındıran bir kitaptı.açıkça kitap bittikten sonra kitabı yazan Bülent Orakoğlundan da verdiği mücadelesinden de tiksindim ne cuntacıyım ne de irtica geliyor yaygarası koparanlardan ne çevik bir severim ne Mehmet ağar ve avanesini.hazmedemedim sadece ülkemin kritik noktalarındaki memurların istihbarat daire başkanlarının emniyet genel müdürlerinin Deniz kuvvetleri komutanlarının askerin askeri savcıların siyasilerin ve uğur mumcu gazetecilik etiğini benimseyememiş gazetecilerin ne kadar alçalabildiğini devletin hiyerarşik sistemin çürümüşlüğünün kokusunu kitabı okudukça içime buram buram çektikçe sadece tiksindirici bir hal geldi.yazar eski istihbarat daire başkanı Orakoğlu’nun kendi skalasından sanki savunmasını yaparcasına ele aldığı bu kitap benim için edebi bir nitelik taşımıyor.içinde otobiyogrofi biyografi savunmalar mahkeme tutanakları köşe yazıları ve sanki bir ajan faaliyetini gizlice öğrenmiş hissi yaratan sözler devletin içinde dönen lobicilik faaliyetleri Demirel erbakan dönemi yaşanan çift kutuplu yapının devlet içine kendi adamlarını efekti atama yarışını ve bunun bayağılaşmış artık eyyamca yapıldığını görüyorum.yazar farketmesede (ki bu çok acıdır )kendisi de birilerinin adamı olarak o pozisyona geliyor.kitapta yazar bize kimin haklı olduğunu devlete karşı olanların kimler olduğunu kendisinin savunmasını yaparak aktarıyor.kitabı yazma amacı da bu.öyle belirtmiş.fakat ben bu sığlığın içinden sıyrılıp konjonktürün dışından bakmaya çalıştım.ve neticede bu kitap bana bir defa daha gösterdi ki devlet dediğimiz mefhumu insanlar var eder sonra devlet için insanlar yok olur. İşte bu ya kuzgun leşe ya devlet başa kafası bizi bir vatandaştan öte mankurt militan
1980-85 yılları arasında Hatay ili Siyasi Şube Müdürlüğü, 1989-1994 yılları arasında Hatay Emniyet Müdürlüğü görevlerini sürdürdü. Hatay’da çalıştığı dönemde bölgede yakalanan eroin miktarında önemli artışlar görüldü. 1994′te Niğde Emniyet Müdürlüğü’ne atandı. Üç sene burada görev yaptı. 11 Mart 1997′de Niğde Emniyet Müdürlüğü’nden Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanvekilliği görevine getirildi. Emniyet İstihbarat Daire Başkanvekili olduğu dönemde Genel Kurmay Başkanlığına bağlı olarak görev yapan Batı Çalışma Grubu’nun kriptolarını deşifre ettiği ve Genel Kurmay’ın telefonlarını dinlediği iddia edilince ‘Bilgi ve görgüsünü artırmak’ üzere görevinden alınarak ABD’ye gönderildi. Genel Kurmay Başkanlığında Onbaşı olarak görev yapan İstihbaratçı polis Kadir Sarmusak’ın elde ettiği belge ve bilgileri Orakoğluna aktardığı, onun da bu bilgileri üst makamlarına bildirdiği anlaşıldı. Askeri mahkemede “casusluk” suçu ile yargılandı ve neticede beraat etti.