Divane Bir Şin

·
Okunma
·
Beğeni
·
6
Gösterim
Adı:
Divane Bir Şin
Baskı tarihi:
28 Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056932410
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aryen Yayınları
Aslında ben, okumuş biri olsaydı mutlaka yazar olurdu dediğim kaba saba, incelikten yoksun babamın eğitim görmüş, dolayısıyla bir nebze incelmiş haliydim. Bunu hissedebiliyordum, ancak bu inceliğin hayatın sertliği karşısında beni müthiş derecede tedirgin kıldığının da farkındaydım.
Bazen onun ölmesini isterdim, öyle şaka yollu da değil ha! Ciddi ciddi ölmesini isterdim. Sonra savaşta babalarını kaybetmiş çocukların baba özlemiyle bakan bêkes gözlerini görünce kendimin bir aşağılık olduğunu düşünür, kendime kızar, gider ona doya doya sarılmak isterdim, ama yine de yapamazdım bunu. Bu baskıcı geleneklerle yoğrulmuş Ortadoğu toprakları mı babalarımıza sarılmayı engelliyordu? Yoksa bu cömert ama sömürülen yoksul topraklar yüzünden mi sarılamıyorduk babalarımıza ya da kalpsiz bir dünyayı babalarından devralan babalarımızın babalığı bilmemesinden miydi bütün bunlar?
İnsan doğup büyüdüğü topraklara benziyor en nihayetinde…
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
“Haydar’ın kızıl tayı öldü baba!” dediğinde Ali, Haydar’ın aradaki palamut ağacına varacak kadar büyüyen gözleri, geri geri gelerek palamut ağacından pencereye, pencereden o iç geçirten ürpertici rüzgârın içine karışarak duvardaki İsa’nın kalbine, İsa’nın kalbinden kucağındaki kuzunun gözlerine, kuzunun gözlerinden Haydar’ın yüzüne tekrar yerleşince, şahlanan bir kızıl tayın sesiyle kendine geldi Haydar.
Kalender Durukan
Sayfa 71 - Aryen Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Divane Bir Şin
Baskı tarihi:
28 Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056932410
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aryen Yayınları
Aslında ben, okumuş biri olsaydı mutlaka yazar olurdu dediğim kaba saba, incelikten yoksun babamın eğitim görmüş, dolayısıyla bir nebze incelmiş haliydim. Bunu hissedebiliyordum, ancak bu inceliğin hayatın sertliği karşısında beni müthiş derecede tedirgin kıldığının da farkındaydım.
Bazen onun ölmesini isterdim, öyle şaka yollu da değil ha! Ciddi ciddi ölmesini isterdim. Sonra savaşta babalarını kaybetmiş çocukların baba özlemiyle bakan bêkes gözlerini görünce kendimin bir aşağılık olduğunu düşünür, kendime kızar, gider ona doya doya sarılmak isterdim, ama yine de yapamazdım bunu. Bu baskıcı geleneklerle yoğrulmuş Ortadoğu toprakları mı babalarımıza sarılmayı engelliyordu? Yoksa bu cömert ama sömürülen yoksul topraklar yüzünden mi sarılamıyorduk babalarımıza ya da kalpsiz bir dünyayı babalarından devralan babalarımızın babalığı bilmemesinden miydi bütün bunlar?
İnsan doğup büyüdüğü topraklara benziyor en nihayetinde…

Kitap istatistikleri