Feyzi Halıcı'nın Dörtlemeler'inin ilk kitabı yayınlandığında yazdığım ve 1994 yılında Türk Edebiyatı dergisinde yayınlanan yazımı aşağıya koyuyorum. Daha sonra bu yazı Şairle tanışmama da vesile olmuştu. Kendisini rahmetle ve özlemle anıyorum.
DÖRTLEMELER'LE FEYZİ HALICI'NIN ŞİİRİ
Feyzi Halıcı, hece şiirini başka bir öz ve değişik armoniler içinde devam ettiren şairlerden biridir. Bu vezni sürdürmekle birlikte eski ustalardan ve saz şairlerinden apayrı duyuş, tema ve söyleyişler bulabilmiştir. Gelenekli ve büyük ustalar çıkarmış olan bir tarzda yeni bir üslup getirebilmek hakiki bir hüner olduğu gibi yeniliğin biçim kalıplarını kırmadan da yapılabileceğini göstermesi bakımından önemlidir. (1) Dörtlemelerle şiir zincirimizin halkalarına bir yenisini daha ekliyor, Halıcı. Şiirlerinin anahtarını sunuş yazısındaki şu sözlerle belirtiyor bize: "Bu dörtlükleri 7 Nisan 1993 tarihinde söylemeye başladım. Bunu, şiirimizin, şekil, tür ve ölçü bakımından asıl kaynağına dönüş arzusuyla yaptım." diyor.
Mevlâna bir sözünde; “Sana susmak değil, söylemek yaraşır" der.
Yahya Kemal:
Biz şi'ri böyle söyledik ağyar söylesün
Hem dost söylesün bunu hem yâr söylesün (2)
mısralarında “şiir söylemekten” bahsediyor. Halıcı da şiirin yazılmasından değil söylenmesinden bahsediyor: "Mümkün olduğu derecede yazmayı değil, söyleme yolunu denedim. Hiçbir gayretkeşlik ve özenti içine de girmedim. Kılavuzlarım, asırları mısralarıyla, sağlam ve samimi düşünceleriyle kucaklayan iki gönül şairi Mevlâna ve Yunus Emre oldu. Beş yaşımdan itibaren Konya ve gönül coğrafyasında şiirleriyle, nağmeleriyle, sohbetleriyle onların karıncası oldum. Hep onları dinledim." (Sf: 7)
Bu yelpazeyle Halıcı'nın Dörtleme dünyasında dolaşalım şimdi.
Mevlâna toprağında ve Yunus kapısında yorulmak bilme-den gül