Şu batan güneş ne kötü! Bu akşam tabiat acınacak halde... Şu vâdiye, dağa tırmanan dört beş biçare buluta bak. On iki yaşımdadayken, ders kitaplarımın kabına böyle manzaralar çizerdim.
Kendi hüviyetin üzerinde bu mütemadi didişmeni hiç anlamıyorum. Ben meselâ tütün içtiğim zaman, düşüncem duman olur; içki içtiğim zaman düşüncem İspanya şarabı yahut Flandre birası olur; metresimin elini öpünce fikrim, onun ince parmakları ucundan girerek, elektrik cereyanlarıyla bütün benliğine yayılır. Oyalanmam için bir çiçeğin kokusu yeter; ve dünya tabiatının içindeki en zayıf şey beni, bir arıya çevirerek, daima yenileşen bir zevkle şuraya buraya uçuşturmaya kâfi gelir.