FES’in Peşinde Türkiye Tarihi ve “İkinci Vatanım”
"Geceye yenilmeyen her insana, ödül olarak bir sabah, bir gündüz ve bir güneş vardır." Sezai Karakoç'un doyumsuz derin manalı bu sözünde; Jeremy Seal gecenin zorluğuna bir zaferle çıkar. Tuhaf ve yabancı bir kültürün ikliminde; yol, iz bilmez bir seyyah. Yüreğin aktığı yolda ödenen canlar, geri dönüşü olmayan yollar, bunun özeti İngiliz Seal'in kalemindeki mürekkebin döküldüğü izlerde bulacaksınız.
Britanya'dan Anadolu'ya uzanan bir heyecanın ardındaki merakta gizlidir her şey. Her şey bir Osmanlı yadigârı Fes dediğimiz şapkaya gizlenmiş merakta Seal için. İngiliz seyyah Seal, 1990'larda Side'de başlayıp Marmara Bölgesi, Karadeniz, İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz bölgelerini kapsayan iki ayrı rota ile otobüs, tiren, vapur, posta treni ve her türlü ulaşım araçlarıyla gerçekleştirdiği gezilerdir. 1990'lı yıllarının ulaşım şartlarını, karşılaştığı insanların fikirlerini, anlık olayları anlatmasının yanında yabancı uzak bir coğrafyanın vatandaşı olarak; Osmanlı tarihi, Cumhuriyet tarihi, kısacası uzak/yakın tarihimizi anlatıyordu.
Tarihin gezintisi birinci bölümle başlar. On birinci yüzyılda Orta Asya'dan Anadolu'ya ilk göçler, 1453'te Konstantinopolis'in büyük fethi ile büyük olaylar. Türklerin Avrupa ile kurduğu ve devam ettiği münasebetler dantel dantel Seal'in kitabına işlediğini görürsünüz.
Fes, kitabın ismi olmakla beraber; tepesi düz, genellikle kırmızı renkte olan, püsküllü, silindirik şekliyle bir başlıktır. İsmini başlıca üretim merkezi olan Fas'ın Fes şehri olduğunu kaynaklar nakleder. Fes, Sultan Mahmud'ün fermanı üzerine imparatorluğun resmi şapkası oldu 1840'lardan itibaren. Osmanlı İmparatorluğu olmak üzere birçok Müslüman ülkede kullanılagelmiştir. O dönemlerin Osmanlı giyiminin en göze çarpan