Zaten en yakınlarımıza 'hayır' diyemememizden değil midir yanlışlar zincirine yeni halkaların eklenmesi? 'Hayır'ı bütünüyle kovar-sak yaşamımızdan, duruşumuzun ne anlamı kalırdı? Var oluşumuzun...)
" Öğretmenlik "tek kişilik oyun"dur. Sahneye çıkar, oyununu oynarsın. Oynarsın da izleyiciyi büyülemek zorundasın. Oyunun başından sonuna kadar hem de..."
Onu çok özlüyor; çok arıyor olmalı. Ağzını bıçak açmazlığı, donup kalmışlığı bundan. Sessizliğe bürünmesi... Kepenklerini nicedir kapalı tutması... Bütünüyle içine kapanması...
Her gün bir yerden göçmek
Ne iyi
Her gün bir yere
Konmak ne güzel
Bulanmadan, donmadan
Akmak ne hoş
Dünle beraber
Gitti cancağızım
Ne kadar söz varsa
Düne dair
Şimdi yeni şeyler
söylemek lazım."
Karşısındaki insana birazcık saygısı olsa, bunları yapmaz mıydı? Ne büyük dinliyordu ne küçük. 'Dediğim dedik, çaldığım düdük'ten başka ne vardı ortada?