Müge Atadan'ın "Girift" adlı romanı, iki farklı zaman diliminde geçen bir hikayeyi anlatıyor. 2019'da ölümle yüzleşen Kumru'nun son günleri ve 1987'de genç bir kadın olarak hayatını baştan inşa etme mücadelesi bir arada işlenmiş. Eser geçmişin, bugünü nasıl şekillendirdiğini sırların ve pişmanlıkların bir ömre nasıl yayıldığını anlatıyor.
Roman kanserle savaşan 64 yaşındaki Kumru'nun ölümü kabullenişi ve oğlu Armağan'dan sakladığı büyük bir sırra odaklanıyor. Kumru, bir kutu içinde sakladığı bu sırrı, yardımcısı Tufan aracılığıyla öldükten sonra Armağan'a ulaştırmayı planlamakta. 2019'da geçen bu bölümler, ölümün getirdiği hüzün, aile içi çatışmalar ve kabulleniş temasını işlerken, bir yandan da okuyucuyu geçmişe, yani hikayenin köklerine götürüyor.
Kitabın önemli bir kısmı ise 1987 yılında, Kumru'nun Eskişehir'deki hayatına odaklanıyor. Kumru, açtığı küçük giyim mağazasında çalışmaya başlamış, kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan genç ve hırslı bir kadın. Yolculuğunda ona en yakın arkadaşı Nimet ve onun erkek arkadaşı Korkut eşlik ediyor. Bu dönemde hayatının aşkı olacak yazar Nevzat ile tanışıyor. Nevzat'ın kendisine okuması için verdiği yeni kitabının taslağı üzerinden aralarında özel bir bağ oluşuyor. Birlikte İstanbul'a doğru bir yolculuğa çıkıyorlar, Nevzat ve Korkut yeni bir iş için beraber çalışmaya başlıyor ve Nimet, annesinin rahatsızlığından dolayı memleketine dönüyor. Tüm bu olaylar Kumru'nun ve bu dörtlünün hayatını tamamen değiştirecek olayların başlangıcı oluyor.
Roman, ölümle yüzleşmenin, aile bağlarının karmaşıklığının ve pişmanlıkların yükünün yanı sıra, hayallerin peşinden gitmenin, kararlarımızın bizi nelere sürükleyebileceğinin ve hayatın sürprizlerle olduğunun da altını çiziyor. "Girift" adının hakkını veren bir kitap. Çünkü hayatın ne kadar