Bir aile romanı olarak oldukça ilgi çekici ve sürükleyici bir konusu var. Puanım: 10/10
Hikâye akışını ve yazarın aynı bir filmi seyreder gibi hissettirdiği o anlatım tarzını oldukça beğendim.
Herkes aynı hayat treninin bir parçası olsa da bazen büyük resme bakmayı unutuyor gibiyiz.
Hayatın, gerçekleşmesi mümkün olan her şey için hiçbir tesadüfe yer vermediği gerçeğiyle yaşamayı öğrenmeliyiz.
Yaşadığımız her an bir daha tekrarı olmayan bir tiyatronun, ilk ve son perdesini aynı anda görmeye benzer. O yüzden yaşadığımız her ânın kıymetini bilmeliyiz.
Başımıza gelen her kötü olay belki de sandığımız kadar bizi kötü bir sona hazırlamıyordur. Yeni başlangıçları görebilmek için yürüdüğümüz hayat yolunda bazen düşmemiz gerekebilir.
Hepimiz bir çift göz olarak birbirimize emanet yaşıyoruz bu hayatı.
İnsan yaşadıklarıyla büyür, düşünceleriyle gelişir ve tecrübeleriyle olgunlaşır.