Mutluluğumuz, bulunduğumuz yer ile olmak istediğimiz yer arasındaki kıyastan ibaret.
Peki ya sahip olduklarımız?
Doğduğumuz, büyüdüğümüz,
dizlerimizin ilk kanadığı ve sevdiklerimizi gömdüğümüz yer nerede?
Ya da biz neden orada değiliz?
‘Hayat, Tanrı’nın kartları karıştırdığı, şeytanın onları dağıttığı ve bizim kozları oynamamız
gereken bir oyun gibidir’ der bir Yugoslav atasözü.
Ve nerede, kiminle olduğumuzdan, her şeyden bağımsız ilerler.
Her gün yepyeni sürprizlerle, herkesin kendini, mutluluğunu arayışında.
Kendi Potraga’sında.