Belki Bozorg Alevi'yi hiç duymadınız, belki Sadık Hidayet'in yakın arkadaşı olarak tanıdınız. Çok kıymetli ve çok fazla özeldir kendisi.
Bazı aşk hikayeleri vardır, tam nihayete erecekken önü kesilir. Bizzat tarafları tarafından. Arkadaş kalmaya çalışır çift. O da bir şeye benzemez. Yaşanması mümkün olmayan aşk hikayelerinin burukluğuyla karşılıklı hatalar yapılır. 'Gözleri' bu tip bir aşkın hikâyesi aslında. Diğer yandan tablodaki gözlerin, Ferangis’in gözlerinin hikayesi... Hatalı çizilmiş gözlerin… Baktığın, gördüğün ve aslolan arasındaki farkların…
Zarif, hüzünlü bir aşk hikayesi 'Gözleri'. İran’ın Şah Rıza Pehlevi dönemindeki ünlü ressamlarından Makan Hoca’nın sürgündeyken resmettiği 'Gözleri' adlı tablodaki gözlerin sırrını araştırıyor. Anlatıcı Makan Hoca’nın da çalıştığı okulda müdür yardımcılığı yapan ve bütün hayatını bu sırra adamış biri. Hocanın ölümünün 15. yılında tablodaki gözlerin sahibi olduğunu düşündüğü meçhul kadın Ferangis ile tanışıyor. Ustalıklı bir plan yaparak onu hikâyesini anlatmaya ikna ediyor.
Bir akşam üstü başlayan sohbetleri sabahın erken saatlerine kadar sürüyor. Ve biz bu süreçte hem Ferangis-Makan aşkının başlangıcından bitişine kadar olan süreci ayrıntılarıyla dinliyor hem de kitabın sonunda gözlerin sırrına vakıf oluyoruz.
GözleriBozorg Alevi · Fabula Kitap · 201554 okunma
1920'lerin İran'ında başlıyor eser ve öncelikle Şah Rıza Pehlevi Dönemi, baskı altında yönetilen halk, karışıklıklar tasvir ediliyor. Daha sonra İran'ın en başarılı ressamı Makan Hoca ve onun en ünlü eseri olan "Gözleri" tablosuyla tanışıyoruz. Tüm İran'da bu tablonun sırları ve gözlerin kime ait olduğu merak ediliyor.
Yazar ise; tüm hayatını gözlerin sahibi olan kadını aramaya ve hocanın hayatını araştırmaya adamış bir adam olarak karşımızda. Böylelikle kitap, ressam, meçhul kadın ve yazar arasında geçiyor.
Sürükleyici bir aşk romanı olmasının yanı sıra, dönemin siyaseti çok iyi aktarılmış.
Uzun süredir kitap okuyamazken bana ilaç gibi geldi. Elimden bırakamadım, bayıldım.
Ortadoğu edebiyatına dair eserler araştırırken karşıma çıkan, fazla okunduğuna şahit olmadığım bir kitapla karşılaştım; Gözleri...Yazarı biraz araştırınca Sadık Hidayet'in yakın dostu olduğunu öğrendim ve beni pişman etmeyecek bir okuma yapacağımı anladım. Roman ünlü bir ressam olan Makan Hocanın ölümü ile başlıyor. Reza Şah Pehlevi'nin yönetimine karşı yeraltı sol mücadelesinin kilit figürü olan Makan Hoca, hükümet karşıtı faaliyetleri nedeniyle kara listede yer alır ve Horasan'ın küçük bir köyüne sürgün edilir. Öykünün anlatıcısı, Makan'ın birkaç yıldır öğretmenlik yaptığı ve ressamın adını taşıyan bir sanat okulunun müdür yardımcısıdır. Onu romanın baş kahramanı yapan şey ise, hocanın eserlerinden biri olan Gözleri tablosudur. Bu tablodaki kadın, hayatını çevreleyen sırları ve gözlerinden yayılan gizemleri ile anlatıcıyı mest edecek ve anlatıcı gözlerin sahibinin peşine düşecektir. Seneler süren bu arayış son bulup gözlerin sahibi kadın ortaya çıkınca ardında, İran toplumunun belli bir dönemine ait tarihi, siyasi ve sosyal çalkantıları ile imkansız bir hikaye ortaya çıkacaktır. Bozorg Alevi'nin gerçekçi anlatımı, hikayenin ardındaki tarihsel akış ve hikayenin kendisinin uyandırdığı merak unsuru ile sevdiğim bir eser oldu Gözleri... Ben severek okudum. Sosyo-politik romanlar okumaktan hoşlanıyorsanız ya da Ortadoğu edebiyatı ilginizi çekiyorsa bi bakmanızı tavsiye ederim.
GözleriBozorg Alevi · Fabula Kitap · 201554 okunma
Kitabın dili ve senaryosu çok basit.
Farsçanın şiir gibi bir dil olduğunu söylerler belki ana dilinden okunsa daha vurgulu bir anlatımı olabilir.
Ama okumak hiçbir zaman zaman kaybı değildir.
Sevgiyle
GözleriBozorg Alevi · Fabula Kitap · 201554 okunma
İran'da öğrenim gören Alevi 1922'de Berlin'e gönderildi. Orada Almanca öğrenerek çeşitli Almanca yapıtları Farsçaya çevirdi.
1927'de İran'a döndükten sonra Tahran Sanayi Yüksekokulu'nda öğretmen oldu. 1932’de Mojtaba Minavi, Mesud Farzad ve Sadık Hidayet ile birlikte geleneksel İran edebiyatını sert bir üslupla eleştiren Rab’a Klübü’nü kurdu. Sosyalist bir gruba katıldığı için 1937-41 arasında hapiste kaldı. Bu dönemde, hapisteki sosyalist arkadaşlarını ve geçirdikleri acı deneyimleri anlattığı Elli Üç Kişi ile öykü kitabı Zindan Notları'nı yazdı.
II. Dünya Savaşı'ndan sonra İran-Sovyet Dostluk Derneği'ne üye olan Alevi, Özbekistan SSC'yi ziyaret etti ve oradaki izlenimlerini Özbekler adlı kitabında topladı. Kitle Partisi'nin (Hizb-i Tude) kurucuları arasında yer aldı. 1953'te Dünya Barış Konseyi'ne katıldı ve kendisine altın madalya verildi. İran başbakanı Muhammed Musaddık'ın 1954'te iktidardan düşüşünden sonra İran'dan ayrılarak Doğu Almanya'ya sığınmak zorunda kaldı. Humboldt Üniversitesi'nde konuk öğretim üyesi olarak görev aldı ve profesör oldu.
Alevi daha çok, Freud'cu psikolojinin güçlü etkisini yansıtan öykü kitabı Çemedan (Bavul) ve bir yeraltı devrim önderiyle ona aşık olan yukarı sınıftan bir kadını konu alan ve büyük tartışmalara yol açan Çeşmhayeş (Onun Gözleri) adlı romanıyla tanınır. Kämpfendes Iran (1955; Savaşan İran) ve Geschichte und Entwicklung der modernen Persischen Literatur (1964; Modern İran Edebiyatının Tarihi ve Gelişimi) gibi Almanca kitaplar da yazan Alevi, 1979 Devrimi'nin ardından kısa bir süre İran'da kaldıktan sonra, yeniden Doğu Almanya'daki profesörlük görevine geri döndü.
1997'de Berlin'de yaşamını yitirdi.