Gözün Kahverengi Suyu

·
Okunma
·
Beğeni
·
436
Gösterim
Adı:
Gözün Kahverengi Suyu
Baskı tarihi:
1 Mart 2018
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750841897
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Gözün Kahverengi Suyu
Gözün Kahverengi Suyu
“Hiç değilse korkmuyorum yok olmaktan, var olmak kadar.”
Bakan, gören, anlayan, anlamlandıran kocaman bir göz; soran, sorgulayan, yola düşen, yoldan çıkan, yolunu kaybetse de hep geri dönen, sessizce gülümseyen ama hiç susmayan bir iç ses; ya da sadece bir iç çekiş, bir nefes, bir ömür... “Perde”nin önüne de arkasına da bakıyor Memet Baydur öykülerinde; insan denen şeyin keskin köşelerini dolanıyor; eşyanın tabiatını insanın tabiatıyla harmanlarken trajik olanla komik olanın belirsiz sınırında geziniyor.
İlk kez 1995’te yayımlanan Gözün Kahverengi Suyu’nu da içeren Bütün Öyküleri, Memet Baydur’un dergilerde kalmış ya da hiçbir yerde yayımlanmamış, bazıları tamamlanmamış öykülerini / metinlerini sunuyor okura.

Yaşamak gramer midir, diye bir enayi soruya takmış aklını, ilişki kurmakta güçlük çekiyor. Burada önemli olan ilişkiler değil, onlar zaten var. Hangi kuş kendi yumurtasını yer, sorusunu bir kitabın sonunda kullanmaya cesaret edemiyor ve korkaklığına sevinen, sevincine alkış tutulan birisi oluyor. Sen seyret şimdi, o ki uzun ve sıkıcı bir tekrar gibi büyük şehirlerde acı fıstıklarını güneşe sermiş bir adam eskisi olarak ayakta dursun ve bizler, bütün geçmişinin yarım kalmış kalıntıları, karşısına erdem anıtları olarak dikilelim. Bunu kendine söylüyor yüksek sesle, sevgisiz ama kuşkusuz da aynı zamanda. Burada önemli olan özlemler değil, onlar zaten yok.
272 syf.
·16 günde·Beğendi·6/10 puan
Yavaş yavaş sirayet eden zehirlerin kitabı Gözün Kahverengi Suyu.* Böyle farkında olmadan aldığın, bilmediğin için içinde yer ettikçe engel de olamadığın; sonra ansızın, mesela bir sabah uyanınca ya da biraz içince, belki bir akşam eve geç dönerken etkisini tamamlayan ve kendisinden haber eden zehirleri anlatıyor.

Sanki en çok evlilik. En çok evliliklerde kendini tamamlayan zehirler belki de. Her şey güzel başlamışken ve hatta tıkır tıkır ilerlerken, görünürde hiçbir problem yokken, akşam yenilsin diye pişirdiğin yemekteki patatesin birdenbire “ne kadar da sıkıcı bir iş yaptığına dair” seninle konuşmaya başlaması gibi ani ve yıkıcı.

Eğer bir patates sizinle konuşmaya başladıysa ya şizofrensinizdir ya da evli veya belki de ikisi birden. Oysa böyle düşünmezdim evlilik hakkında. Böyle düşüneceğim evlilikler gözlemlemedim. Böyle düşüneceğim bir evlilik kurumu içinde var olan bir ailede de büyümedim.

Ancak değişen her şeyle birlikte beraberliklerin de formu değişti sanki. Kimse kimsenin yanında sonsuza kadar durmuyor. Bunun sözünü zaten vermiyor. Önceliğimiz kendimiziz. Baba problemli sevdiceklerimiz varsa misal, bu, onların kendi başlarına çözmeleri gereken bir mesele. Elbette yanlarında dururuz ama sınırları var. Kimsenin bakıcısı değiliz mesela. Bu bilinçle dolu dolu kendi hayatlarımıza odaklanıyoruz. Kendi hayatımız dediğimiz şeyi ne kadar kendimizle doldurabileceğimize bakıyoruz. Sanki kendimiz dediğimiz şey çok da hoşumuza giden bir şeymiş gibi. Gitmiyor olabilir. Ama “ondan başka hiçbir şeyimizin olmadığına” çok ikna olmuş vaziyetteyiz.

Ait olmadığı bir dünyanın hikâyelerini anlatmıyor Mehmet Baydur, bu güzel. Hayatını hiç bilmiyor olmama rağmen otobiyografik olduğunu hissettiğim birçok pasaja rastladım kitap boyunca. Aynı kahramanları farklı öykülerde görmek zaten olu-bitim hoşuma gider. Gözün Kahverengi Suyu’nda da bu hoşnutluğu yaşadım.

Sosyoloji eğitimi almış olması, müzik, sinema, tiyatro gibi tüm ilgi alanları hikâyelerinde oldukça görünür. Daha hoşa giden bir diğer tarafı ise tüm bu ilgilerin insanları züppeleştirme tehlikelerinden ustalıkla sıyrılarak o ihtimallerle öykülerinde ustaca alay ediyor olması.

Oğuz Atay’ı bir kere okuduktan sonra Türkçe yazılmış tüm diğer bilinç akışı teknikli metinlerin ne kadar da akmadığını düşündüğüm bir dönemde bu kitabı okumuş olmam belki de kitabın ilk yarısına ciddi bir haksızlık etmeme sebep olmuş olabilir. Ancak sanıyorum ben bazıları tamamlanmamış metinleri, belli bir plan dahilinde bir araya getirilmiş öykülerden daha çok beğendim.

Özetle ruha dokunan öyküleri var Mehmet Baydur’un ama sanıyorum bizimki bir erken karşılaşma oldu.
Herkes toplumbilimci, herkes dilbilimci, herkes yazardı. Herkes her şeyi biliyordu, yine de ha babam birbirlerinin gözünü oyuyorlardı. Öyle değil böyle, böyle değil şöyle!
Memet Baydur
Sayfa 114 - Yapı Kredi Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gözün Kahverengi Suyu
Baskı tarihi:
1 Mart 2018
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750841897
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Gözün Kahverengi Suyu
Gözün Kahverengi Suyu
“Hiç değilse korkmuyorum yok olmaktan, var olmak kadar.”
Bakan, gören, anlayan, anlamlandıran kocaman bir göz; soran, sorgulayan, yola düşen, yoldan çıkan, yolunu kaybetse de hep geri dönen, sessizce gülümseyen ama hiç susmayan bir iç ses; ya da sadece bir iç çekiş, bir nefes, bir ömür... “Perde”nin önüne de arkasına da bakıyor Memet Baydur öykülerinde; insan denen şeyin keskin köşelerini dolanıyor; eşyanın tabiatını insanın tabiatıyla harmanlarken trajik olanla komik olanın belirsiz sınırında geziniyor.
İlk kez 1995’te yayımlanan Gözün Kahverengi Suyu’nu da içeren Bütün Öyküleri, Memet Baydur’un dergilerde kalmış ya da hiçbir yerde yayımlanmamış, bazıları tamamlanmamış öykülerini / metinlerini sunuyor okura.

Yaşamak gramer midir, diye bir enayi soruya takmış aklını, ilişki kurmakta güçlük çekiyor. Burada önemli olan ilişkiler değil, onlar zaten var. Hangi kuş kendi yumurtasını yer, sorusunu bir kitabın sonunda kullanmaya cesaret edemiyor ve korkaklığına sevinen, sevincine alkış tutulan birisi oluyor. Sen seyret şimdi, o ki uzun ve sıkıcı bir tekrar gibi büyük şehirlerde acı fıstıklarını güneşe sermiş bir adam eskisi olarak ayakta dursun ve bizler, bütün geçmişinin yarım kalmış kalıntıları, karşısına erdem anıtları olarak dikilelim. Bunu kendine söylüyor yüksek sesle, sevgisiz ama kuşkusuz da aynı zamanda. Burada önemli olan özlemler değil, onlar zaten yok.

Kitabı okuyanlar 10 okur

  • Bi vaveyla
  • Esra
  • Suna Yenişehirli
  • Tuğba Çakmak
  • Zeynep Sarhan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%75 (3)
7
%0
6
%25 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0