Gri PerdelerSerpil Tezcan

·
Okunma
·
Beğeni
·
813
Gösterim
Adı:
Gri Perdeler
Baskı tarihi:
Haziran 2006
Sayfa sayısı:
189
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756510636
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Beda Yayınları
Kaldırım taşlarında binlerce ayak izi, Her yağmurda silinir suya karışır, Sonra yeniden oluşur. Rüzgar savurur toza karışır. Kim bilir kaç kez iz bıraktık aynı kaldırım taşlarına? Kim bilir kaçıncı kez toz olup saçlarımızda uçuştu ayak izlerimiz? Biz duyguların akrabasıyız!... Ayrı ayrı yerlerde aynı filme gülmedik mi? Aynı yalnızlıklarda buluşup gizli gizli ağlamadık mı? Belki yan yana geçtik yeşil ışıkta, Belki aynı şeye küfrettik aynı kuyrukta. Boğulmak üzereydim elimi ağzımdan çekip bağırdım, Belki duyar belki duymazsınız. içimdeki taşların pırıltısını görmek için işlenmesi gerekiyordu... Tebessümün umut saçan ışıkları sizinle olsun. (Arka Kapak)
Öylece uyudukları bir gece Zafer sessizce gelip çocukların üstünü örttü.

Gelişini duydum baba
Yatağın yanına gelip
Usulca üstümüzü örttün.
Sonra dikilip durdun.

Eğilseydin görecektin,
Saçlarımın yüzüme döküldüğünü
Serçe parmağınla
Çekseydin saçlarımı yüzümden

Ben yine uyuyormuş gibi yapardım.
Açmazdım gözlerimi.
Hatta sarılsan yine de açmazdım.
Seni gördüğümü
Sana göstermezdim baba.

Şermin babasını görmüştü ama belli etmedi. Babası uzaklaşınca;

- Abla sende gördün mü? Babam geldi.
Zafer’in yeğeni esprili şakacı biriydi yol boyunca Mete’yi yumuşatmayı başardı.
Kasabaya vardıklarında baba eski öğretmen arkadaşlarıyla çarşıda dolaşıyordu. Munzurluk yapmayı seven yeğen Mete’nin ellerini tutarak;

- Bak Mete şurada yürüyen üç adam var ya görüyor musun?

- Evet gördüm.

- Onlardan birisi senin baban bakalım tanıyabilecek misin diye gönderdi.

Adamların sırtı dönük ellerini arkalarına bağlamış sohbet ediyorlar. Mete koştu ortada duran adamın ellerini arkadan tuttu, adam arkasını dönüp;

- Aman çocuğum sen de kimsin?

- Ben senin oğlun Mete’yim!

Zafer başını kaldırıp uzaktan onları izleyen yeğenini gördü. Yeğeni başını sallayarak onayladı. Mete doğru adamı tutmuştu. Zafer’in yeğeni gördükleri karşısında çok etkilenmişti.
kitap çok güzel ,akıcı, Türkiye gerçekleri anlatılmış ,
ancak sayın kütüphaneci arkadaşıma bir soru gri perdeler romanını yazan serpil tezcan adına açmış olduğunuz sayfadaki bayan yazar olan kişi değil. bu resimdeki hanfendi nin kim olduğunu siz biliyormusunuz acaba, yazar kitabın arka ve ön kapakta resmi olan kişidir.
kaybolan yaşamlar, kaybedilen anne ve babalar adına okuyun,anadoluda aynen hala bu şekilde yaşananlar var,haksızlıklar var, yazarın tespitleri gerçektende doğru ve yerinde
Umudumuzu yitirmiş vaziyette döndük geliyoruz. Mustafa;
- İyi ki yanlış adres. Ya gerçekten doğru olsaydı. Anneni bulmadan kaybetmiş olacaktık.Birkaç adım uzaklaşmıştık ki; konuştuğumuz kız arkamızdan seslendi.
- Bakar mısınız!
- Ne oldu bacım?
- Aklıma geldi. Yolun sonunda bir bakkal var. Orayı işleten kadının kız kardeşinin adı da Zahide’ydi galiba. İsterseniz bir de oraya sorun.
- Teşekkür ederiz bacım.
- Önemli değil. Keşke senin gibi bir kardeşimiz olsaydı.
Yolun sonunda ki bakkala vardık. Ben bir kenarda durdum. Olacakları bekliyorum.
- İyi günler abla, biz birini arıyoruz.
- Buyurun kimi arıyorsunuz.
- Zahide adında birini tanıyor musunuz? Şu memleketliymiş.
- Hayırdır ne yapacaksınız? Neden arıyorsunuz?
- Biz Kırıkkale’den geliyoruz. Çok önemli bir konu vardı da.
- Ne dediniz? Kırıkkale’den mi? Yoksa sen Aykut musun? Aykuuut diyerek bayıldı.
*
İçeriden birileri çıktı. Konu komşu koşuşturdu. Su kolonya derken kadın kendine geldi.
- Yavrum benim sen Aykut’sun değil mi. Tıpkı annene benziyorsun. Seni hemen tanıdım.
Kopya gibisiniz. Annenle yıllardır bu anı bekliyorduk yavrum. Ben senin teyzenim.
- Peki ya annem yaşıyor mu? Sen ondan haber ver.
- Dur acele etme hele kendime geleyim bir. Oh Allah’ım. Annen yaşıyor şükürler olsun ,ama burada değil yurtdışına gitti. İkinci kez evlenince kocasıyla birlikte Avustralya’ya yerleştiler. Ama annen hep haberini bekliyor. Umudunu hiç kaybetmedi. Giderken bana” abla göreceksin Aykut benim oğlumsa beni arayıp bulacak” demişti.
Serpil Tezcan
Sayfa 145 - beda
- O gece ne oldu?
- Hangi gece?
- Oyun oynamayın biliyorsunuz hangi gece olduğunu.
- O gece geride kaldı GRİ perdelerin arkasına sakladım....
Başka bir yaşam biçimine adım attığım bu ortamı kabullenmek, kadere boyun eğmek çaresizlikten başka bir şey değildi. Bu yaşamın neresinden tutup da mutlu olacaktım acaba? Yaşadığım bunca şeyden sonra yaradanın layık gördüğü bu muydu?

Zavallı Aykut, zavallı Senay! Siz isteseniz de, istemeseniz de evcilik oyunu başladı artık. Daha düğünün ertesi gününde kayınpederim;

- Ne o? Karının koynundan kalkıp işe gitmeyi düşünmüyor herhalde? diyordu.

Aklınca şaka yapıyordu, gevrek gevrek gülüyordu. Oysa ben erkenden kalkmıştım. Suratım asıldı. Odama girerek derin derin nefes aldım.
Serpil Tezcan
Sayfa 114 - beda

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gri Perdeler
Baskı tarihi:
Haziran 2006
Sayfa sayısı:
189
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756510636
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Beda Yayınları
Kaldırım taşlarında binlerce ayak izi, Her yağmurda silinir suya karışır, Sonra yeniden oluşur. Rüzgar savurur toza karışır. Kim bilir kaç kez iz bıraktık aynı kaldırım taşlarına? Kim bilir kaçıncı kez toz olup saçlarımızda uçuştu ayak izlerimiz? Biz duyguların akrabasıyız!... Ayrı ayrı yerlerde aynı filme gülmedik mi? Aynı yalnızlıklarda buluşup gizli gizli ağlamadık mı? Belki yan yana geçtik yeşil ışıkta, Belki aynı şeye küfrettik aynı kuyrukta. Boğulmak üzereydim elimi ağzımdan çekip bağırdım, Belki duyar belki duymazsınız. içimdeki taşların pırıltısını görmek için işlenmesi gerekiyordu... Tebessümün umut saçan ışıkları sizinle olsun. (Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • firketemre
  • nazife yıldır
  • ayhan tezcan
  • ayhan tezcan
  • Emirhan
  • Ferah

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (5)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0