Grizu 1 (Siyah Işıltı)

·
Okunma
·
Beğeni
·
302
Gösterim
Adı:
Grizu 1
Alt başlık:
Siyah Işıltı
Baskı tarihi:
17 Eylül 2018
Sayfa sayısı:
448
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753447683
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Belge Yayınları
Baskılar:
Grizu 1
Grizu 1
Muzaffer Oruçoğlu’nun dört ciltlik roman dizisi Grizu, Türkiye’de kömür madenleri odağında işçi sınıfının gelişimini her bir ciltte ayrı bir tarihsel döneme odaklanarak ele alıyor. Yazarın başyapıtı olarak görebileceğimiz bu eseri bir çeşit belgesel roman olarak okumak da mümkün. Fakat Oruçoğlu Grizu’da da esrarlı, delişmen, taptaze roman dilinden ödün vermiyor.

Grizu, müthiş ayrıntılı saha anlatımına, madencilikle ilgili yakından gözlemlerle beslenen gerçekçiliğine, romanın arka planında her biri yakın dönem Türkiye tarihini şekillendirmiş büyük tarihsel olayları ele almasına rağmen özenli dili, etkileyici karakter çizimleriyle okura bir roman, hem de büyük bir roman olduğunu her satırda hatırlatıyor.

Oruçoğlu çok az çiğnenmiş bir patikaya saparak yazdığı bu “işçi sınıfı romanı”yla çileli madenkeşlerden, grizu yanığı işçi ve katır bedenlerinden, zorla çalıştırılan Batı Karadeniz köylüsünden, akıl almaz çalışma koşullarından, sermayeyle kolluk güçlerinin iç içe geçmiş eza uygulamalarından söz açarken işçi sınıfından aldığı emaneti okura “roman” görünümüyle sunuyor. Üstelik bunu yerel söyleyişleri, mesleki jargon ve terminolojiyi güçlü birer roman malzemesine dönüştürerek yapıyor.

9. Abdullah Baştürk Roman Ödülü’ne layık görülen Grizu, edebiyatımızın yüz aklarından biri olarak beliriyor. Her dönemde işçi sınıfına reva görülen uygulamaları ve işçi sınıfının verdiği/vereceği cevabı da hatırlatarak.
466 syf.
·Beğendi·8/10
Grizu
muzaffer oruçoğlu'nu tohum,kitabı ile tanıdım sevdim,sonrasında özgür ve çıplak,gül,demir ve çığlık,mengene,kangurular, newroz kitaplarını da okuyarak,iyi bir oruçoğlu okuru oldum diyebilirim. yazarlığının yanı sıra,resim sanatın da da usta olduğunu gösterdi.6 ülke de 60 a yakın kişisel sergisi, 13’ü roman, 7’si şiir, 2’si masal olmak üzere 30 kitabı yayımlandı.
2011 yılı Abdullah Baştürk işçi edebiyat ödülü ,Grizu 4 ciltlik romanına verildi.
İşte işçi ödülü almış bu kitabı sizlere anlatmaya çalışacağım.
Kardelen yayıncılık tarafından 2005 de basılmış olup,ana karakterler ise :kör cemal,oğlu Hurşit,anası esma,eşi Zehra,kızı kumru,madenkeşler :emin emmi,dingil ali,Devrekli bayram,Selman vb İngiliz şirket sahipleri,onların uşakları cabbar,kosor,serdar,Tahsin vb deli Davut,tilki elif,cebeli ağa gibi yan karakterler ile de dolu dolu akıcı dil,eski hikayelerle süslü,işçilerin dilinden ,gözünden yazmış oruçoğlu…
Dönem Abdülhamit devri,kara elmas yeni yeni gün yüzüne çıkıyor,ufukta Rusya harbi var,gemilere bol miktarda kömür lazım,ezilenlerin kat be kat sömürüleceği anlamına gelen bu harp ve icatı yazmak sınıfının yazarı oruçoğluna düşerdi.
Adet olduğu üzre ,konumuz madenler ve dolayısıyla işçiler olduğuna göre,kıyaslama yapmak istiyorum ki ,başkanlık diye yırtınanlar,Abdülhamit dönemine geri dönmek isteyenler bugün ne durumdalar..kitabı okuyanlar da görecek köylere katırlarla göçükten,patlamalardan ötürü cesetler taşımışlar,eşlerine musallat olmuşlar,onların gönlünü eğlendirmeyenleri kötü kadınlıkla yaftalayıp,dünyalarını zehir etmişler..o dönem ve ya bu dönem şartlar aynı ,gavur,ecnebi diye kınanan bir Avrupa ülkesi ile Türkiye li maden işçilerinin durumu karşılıklı okuma yaparak anlamaya çalışalım.kaynak ise uluslar arası çalışma örgütü (ilo)
ALMAN MADENCİ
TÜRKİYELİ MADENCİ
MAAŞ Ülkedeki madencilerin aylık maaşları 2 bin Euro ila 4 bin Euro (6 bin 12 bin TL) arasında değişiyor. Sendikalı olan mandecilerin aylık maaşları 1300 TL’den başlıyor. En yüksek maaş ise 2250 TL.
KASK Fiber-glass malzemeden yapılan kaskların içinde yer alan koruma kafesi güvenliği en üst seviyeye çıkarıyor. Ayrıca hafif olan bu kaskların içinde yanmaz bir kaplama kullanılıyor. Birçok maden ocağında kullanılan kasklar plastik malzemeden yapılıyor. İçinde hiçbir koruma bulunmayan bu kaskların güvenlik seviyesi oldukça düşük.
MASKE Felaket anlarında madencilerin can simidi olan maskelerde yer alan özel filtreler, karbonmonoksiti süzüyor. Böylece madencilerin nefes alabilmesi sağlanıyor. Türkiye’deki madencilerde genellikle karbonmonoksit filtreli maske bulunmuyor.
FENER Kasklara monte edilen fenerde az enerji harcayan 5 wattlık LED teknolojisi kullanılıyor. Bu ışıklar gücünü madencilerin kemerlerindeki bataryalardan alıyor. Kasklarda yer alan ampullerde akkor teknolojisi kullanıldığı için enerji tüketimi daha fazla ve ömrü daha kısa.
TULUM Yangınlara karşı dayanıklı olarak tasarlanan tulumlar, özel bir yağlı kumaştan yapılıyor. Anti statik özelliğe de sahip olan tulumların diz ve dirsek bölgelerinde koruma tamponları bulunuyor. Kumaştan dikilen tulumların, yangına karşıla dayanıklılığı bulunmuyor. Bu yüzden madencilere ekstra bir güvenlik sağlamaktan uzak.
SAAT Madencilerin kaç metre derine indiğini gösteriyor. Bazı saatlerdeyse nabız ölçme özelliği de bulunuyor. Fiyatları 400 TL civarında. Türkiye’deki madenciler daha çok 20 TL değerindeki Casio F-91W kullanıyor. Elektronik olan modelin en büyük özelliği ışıklandırması.
KEMER Madencilerin en hayati donanımları kemerlerinde bulunuyor. Kontrol odası kemerlerin üzerinde bulunan cihazlarla madencileri takip ediyor. Türkiye’deki madencilerin kemerlerinde sadece kaskta yer alan fenerin bataryası bulunuyor. Farklı bir cihaz yer almıyor.
İLETİŞİM Madenciler kontrol odası ve diğer madencilerle iletişime geçebiliyor. Fiber altyapı sayesinde görüşmeler kesintisiz yapılabiliyor. İletişim için bir araçları bulunmuyor. Sadece amirlerde bulunan telsizler kullanılabiliyor.
BOT Madencilerin üzerindeki en pahalı giysilerden biri olan botlarda, su geçirmiyor ve kaygan zeminde maksimum tutuş sağlıyor. Bu botların ezilmeye karşı dayanıklılığı da var. Türkiye’deki madenciler genellikle bot yerine plastik çizme kullanılıyor. Her ne kadar bu çizmeler su geçirmese de ortopedik özellikte değil.
SONUÇ 40 yıl sonra sadece 2013’te 3 madenci hayatını kaybetti. 40 yıldan beri Türkiye’de 3 binden fazla madenci hayatını kaybetti.

Abdülhamit dönemini okuduğumuz grizu romanı ise yukarda ki şartların milyon kat kötü halinden oluşmakta..
Oruçoğlu romanların da bir estetik vardır.eserlerin de kadınlar ön plandadır.toplumsal sorunları vurguladığı gibi değiştirmenin,dönüştürmenin de yolunu karakter vasıtası ile okura iletir. Emile Zola`nın Germinal romanının Batı edebiyatında anlamı ne ise, Türkiye edebiyatında da Grizu odur.işçi sınıfının romanını yazan bu değerli kalemin kitaplarını okumayan varsa,okunacak listesine eklemelerini öneririm.öneriyorum çünkü ,kitaplarında ki akıcı dili,bilgi hazinesiyle okuyucuya kendisini farklı hissettiriyor.

Grizu 1 (2005)
Grizu 2 (2006)
Grizu 3 (2007)
Grizu 4 (2011)
Kitaptan bir alıntı ile yazarın dilini,kitapseverlere anımsatalım…
Aşk halini, kendi kıyametini yaşıyordu toprak. Büyük alt üst oluşlara, ateşe ve uğultuya durmuştu. Kum gibi çoğalan, yığılan, savrulan canlılar, binbir biçimde, toprağı iğfal ediyor, kudurtuyor, kıtlığa ve berekete taşıyordu. Gömülen insanlar parçalanıyor, gözle görünmez milyonlarca canlıya dönüşüyor, toprağı kaynatıyor, mayalıyor, döllüyor, doğuma hazır hale getiriyordu.
Toprakta her canlıya ait her şey vardı ve hiçbir canlıya ait hiçbir şey yoktu. Toprağın üstünde yaşayan insan, toprağın bu akıl almaz kargaşasından habersizdi. Bir gün bu kargaşaya katılacağını, kendi yaşam tarihine bu kargaşanın içinden, bu kargaşanın vicdanıyla bakıp, gerçek durumu anlayacağını ve acı acı gülümseyeceğini aklının ucundan bile geçirmiyordu. İnsanı bu hale getiren şey neydi? Ne yapmak istiyordu insan?

Uzun süre hapishane yaşamı yaşayan Oruçoğlu hapishaneden çıktıktan sonra kendisini edebiyata verir. Kendisini kimi zaman edebiyatın, kimi zamanda siyasetin içinde bulduğunu söyleyen Oruçoğlu tüm yaşamı boyunca bu ikisinden de kopamaz.
İyi okumlar
Gürbüz Deniz
"Bütün hayvanlar,saf ,temiz mahluklardır,Hurşit.
Hiçbiri de zengin değil.Yılan,eskitip attığı gömleğinin yerine yenisini kor.
Koyun da ,kuşlar da öyledir.
Dökülen tüylerinin yerine yenileri gelir.Kimseye minnet etmezler.İnsan koyunun tüyünü,öküzün derisini çalmadan bir sey yapamaz.Birinden kazak yapar, öbüründen çarık..İnsan ihtiyaclarını çoğaltan bir mahluktur.Hiç bir hayvan,kazak için, çarık için bir Başka hayvanı öldürmez.."
Yeryüzünde hiçbir maden, çocuk hayalini içine alacak kadar geniş ve derin değil.
Muzaffer Oruçoğlu
Sayfa 320 - Belge Yayınları
"Hakikat cemaati sevmez..
Hakikat onlara kendini sevdirmek için de çabalamaz..
Cemaate göre yaşama.Elinden geldiği kadar hakikate göre yaşa"
"Bu dallarda kuş yuvaları var," dedi kadın,başını dallara çevirerek."Ben hep o yuvalara bakarım.Giren çıkan kusları izlerim.Ana kuşun gagasında ne getirdigine bakarım.Bu gece yağmur yagdı ya,hep yuvaları düsündüm.Ne kadar yağmur yagarsa yağsın,ana kus yuvasını ıslatmaz.Ama yel azıtırsa yuvayı dagıtır.Ben hangi yuvanın nerde oldugunu bilirim.Uçan , dagılan yuvaları toplar,yerli yerine yerlestiririm.Hiç bir kuş,eger o yuvada yavrusu, yumurtası yoksa,dagılan yuvasına dönmez.Zaten yuvası dagılan,yavruları ölen her kuş da en az yuvası kadar dağılır,ölür.Hayvan da insana benzer.Yüregini vere vere yuva yapar, yuvası dagılırsa,yüregi de dagılır.Ben bunu yaşadım bilirim. "
Muzaffer Oruçoğlu
Sayfa 251 - Babek
"İnsan yoksul olunca,sevmek de ekmek kadar aziz bir sey olur ,zor bulunur..
Sevmeyi hep hayal edersin ama bulamazsın"...
Muzaffer Oruçoğlu
Sayfa 351 - Babek

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Grizu 1
Alt başlık:
Siyah Işıltı
Baskı tarihi:
17 Eylül 2018
Sayfa sayısı:
448
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753447683
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Belge Yayınları
Baskılar:
Grizu 1
Grizu 1
Muzaffer Oruçoğlu’nun dört ciltlik roman dizisi Grizu, Türkiye’de kömür madenleri odağında işçi sınıfının gelişimini her bir ciltte ayrı bir tarihsel döneme odaklanarak ele alıyor. Yazarın başyapıtı olarak görebileceğimiz bu eseri bir çeşit belgesel roman olarak okumak da mümkün. Fakat Oruçoğlu Grizu’da da esrarlı, delişmen, taptaze roman dilinden ödün vermiyor.

Grizu, müthiş ayrıntılı saha anlatımına, madencilikle ilgili yakından gözlemlerle beslenen gerçekçiliğine, romanın arka planında her biri yakın dönem Türkiye tarihini şekillendirmiş büyük tarihsel olayları ele almasına rağmen özenli dili, etkileyici karakter çizimleriyle okura bir roman, hem de büyük bir roman olduğunu her satırda hatırlatıyor.

Oruçoğlu çok az çiğnenmiş bir patikaya saparak yazdığı bu “işçi sınıfı romanı”yla çileli madenkeşlerden, grizu yanığı işçi ve katır bedenlerinden, zorla çalıştırılan Batı Karadeniz köylüsünden, akıl almaz çalışma koşullarından, sermayeyle kolluk güçlerinin iç içe geçmiş eza uygulamalarından söz açarken işçi sınıfından aldığı emaneti okura “roman” görünümüyle sunuyor. Üstelik bunu yerel söyleyişleri, mesleki jargon ve terminolojiyi güçlü birer roman malzemesine dönüştürerek yapıyor.

9. Abdullah Baştürk Roman Ödülü’ne layık görülen Grizu, edebiyatımızın yüz aklarından biri olarak beliriyor. Her dönemde işçi sınıfına reva görülen uygulamaları ve işçi sınıfının verdiği/vereceği cevabı da hatırlatarak.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0