Minhacü's Seni dersimizde yaptığımız çekiliş de bana çıkan Sâdât-ı Kiram Mevlânâ Hâlid-i Zülcenaheyn hz. oldu. Bu sebeple okuduğum bir risale.
Beni çok etkiledi, kısa bir kitap üstelik büyüğümüz bu risaleyi yolculukta yazmış bu yola yeni girenler için.
İşte beni etkileme sebebi "yola yeni girenler için" aslında öyle ibareler var ki Müslümanın sünnet üzere hayat sürmesi için yapması gerekenler yazıyor. Bunları bazen uygulayıp bazen uygulayamamak sarstı.
Tabiki de başlamak en iyisi, az da olsa devamlı olanı, her zaman hepsi olamasa da olduğu kadarı vs vs diyerek motive de olabilirim ama kitap da yer alan Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem in duasında gayretimin artması gerekirken içten içe pişmanlığım da artıyor:
"Allahım! Amelimin artmasından sonra eksilmesinden sana sığınırım."
Velhasıl kalbe dokunan güzel bir eserdi. Çok özel taktikler de kaptım (nasihati anlamı sağlayana şükran olsun) İnsan hayret ediyor bu kadar güzel ve çok ilim, hizmetle nasıl bir yaşam sürüldüğüne...
Tabi kitabı okurken her yazanı uygulamamak lazım güncel olarak bakacağımız kaynak: el-Minhacü's Seni kitabı.
Feyizli okumalar olsun.
Zamanın ünlü hoca ve alimlerinden eğitim görmüştür. 1804 yılında Medine'ye, dört yıl sonrada Hicri 1224 yılında Hindistan'ın Cihanabad şehrinde Şeyh Abdullah Dehlevi'nin yanına giderek Nakşibendlik tarikatının eğitimine girmiştir. Burada Şâh Ghulam Ali Dehlevî'den "irşad icazeti" alarak beş ayrı tarikata halife olmuştur.
Nakşibendi, Kadiri, Sühreverdi, Kübrevi, Çeşti.
Süleymaniye'ye geri dönüp iki yıl sonra Bağdat'a giderek yerleşir. Burada öğrencilerine tefsir, hadis, tasavvuf, fıkıh gibi çeşitli dersler verir. On yıl sonra müritleri ve halifeleriyle birlikte Şam'a yerleşir.
Babası Pir Mikail'dir. Osmanlıya yakınlığı ile tanınır. Müslümanların birliğini Osmanlı Devleti'nin sağlayacağı düşüncesindeydi. En büyük özelliği Medreselerinde eğitim dili olarak Osmanlıca, Arapça ve Farsça'nın yanında Kürtçe'yi kullanmış olmasıdır. İki temel inanç özelliği şeriata bağlılık ve Tasavvufa olduğunun tersine cerhî zikirden kaçınmak olarak özetleyebiliriz. Halifeleri aracılığıyla gerek Kuzey Irak'ta gerekse Şam, Kudüs, Bağdat ve Güney Anadolu'da binlerce müridi oldu. Sonradan "Mevlana" mahlasını aldı. 1827 yılında Şam'da veba hastalığından vefat etmiştir. Türbesi Şam'da Salihiye'de olup ziyarete açıktır.