İsminden de anlaşılacağı üzere yazarın “hatıraları”na dair bir kitap. Okurken, okuduktan sonra, yazarı daha yakından tanıdıktan sonra da beni çokça etkileyen, istifade ettiğim bir kitap. Sait isminin nereden geldiğinden başlayan, cemaatin oluşum yılları, cemaate katılması, İslami çalışmaları, operasyonlar ve işkencelerle geçen cezaevi süreci derken onbinlerce mensubu gözaltına alınıp yarısı tutuklanan, liderleri şehid olan bir cemaatin, cezaevi sürecinden sonra tekrardan nasıl -tabiri caizse- dirildiğine, ayağa kalktığına kadar birçok süreci ele alan kıymetli hatıralar..
(Kitabı anlatmaya devam etmeden evvel yazarın şu anki durumundan bahsetmek istiyorum. Kendisi uzun yıllardır yurdundan, ailesinden, çocuklarından uzakta yurtdışında, hicrette. Ne o Türkiye’ye gelebiliyor, ne de ailesi yurtdışına çıkabilir. Cezaevinde gördüğü işkence ve kötü muameleler sebebiyle de çok ciddi sağlık sorunları yaşıyor -kanser de olabilir, hatırlayamıyorum şu an-. Şifa da hastalık da Allah’tandır. Allah teâlâ kendisine hayırlı afiyetli şifalar ikram etsin, dâr-ı bekaya gitmeden ailesiyle birlikte olabilmeyi nasip etsin.)
PKK’nin Kürdistan’daki irtidat hareketine karşı mücadele olarak başlayan cemaatin hareketi, o yıllarda diğer İslami gruplarda olduğu gibi İslam düşmanı, Laik Kemalist devlete karşı faaliyetlerde de kendini göstermiş olsa da en fazla çatışma PKK ve cemaat arasında yaşanıyordu. Bir yandan PKK, bir yandan devlet ve bir yandan da devletin içindeki bir başka devlet olan Fettoş’çularla mücadele etmek zorunda idiler. Ki bu mücadelede genel olarak (Kemalistlerin desteğiyle rahat hareket eden) FETÖ’cüler polis oluyor, cemaat mensupları ise polisin işkence yaptığı mahkûm konumunda oluyordu.
AKP’nin 2004 yılında Avrupa Birliği Uyum Yasaları kapsamında yaptığı düzenlemelerle