kitâbî

@minkutub·
·
sabitlendi
hiç tanımadığım ve konuşmadığım takipçi/takip edilenlerimle çok iyi anlaşıyoruz. ben onların profillerine girip alıntılarını beğeniyorum, onlar da benim(: bir de ruhsuzlar var tabi :|
Reklam
Ekranda Parlayan Hayatlar Gerçekte Karanlık Emeller
Saat gece yarısını çoktan geçti. Şehir elini eteğini çekmiş; dışarıdaki sessizliği yalnızca uzaktan gelen birkaç köpeğin huzursuz havlaması bölüyor. Odanın karanlığını yırtan yegâne şey avucumun içinden yüzüme vuran o soğuk mavi ışık. Başparmağım âdeta benden bağımsız, mekanik bir ritimle ekranı aşağıdan yukarıya kaydırıyor. Birbirinden ilgisiz hayatlar, saniyeler içinde gözlerimin önünden akıp gidiyor. Kimisi üç saniye çalıyor ömrümden kimisi beş kimisine ise hipnotize olmuşçasına sonuna kadar takılı kalıyorum. Depresif bir ruh hâlinden çıkıp ışıltılı bir yaşama nasıl geçileceğini heyecanla anlatan biri var; incelikli tüyolar veriyor. Hemen ardından bir başkası beliriyor; mutlaka okunması gereken o hayat değiştiren kitapları sıralıyor nefes nefese. Ben daha ne olduğunu anlamadan pürüzsüz bir cilde sahip olmanın beş altın kuralını anlatan bir başka yüz düşüyor ekrana. Aniden duraksıyorum. En son izlediğim videodan sadece beş içerik öncesini bile hatırlayamadığımı fark ediyorum. Başparmağımla akışı telaşla geri sararak o hatırlayamadığım içeriği bulmaya ve merakımı gidermeye çalışıyorum. İçimden bir ses "Kalk," diyor, "bırak artık." Ancak bu cılız isteği eyleme dökecek iradem felç olmuş gibi. Her yeni içerik, görünmez bir kanca gibi beni ekranda tutuyor. Sanki hayati bir şey arıyorum ama aslında hiç bir şey aramıyorum. Uykum var, göz kapaklarım ağırlaşıyor ama ekranın ışığı uykumu bastırıyor. Tüm enerjim çekilmiş, sadece başparmağım hareket ediyor. Gözlerimi bile kırpmadan, zihnim uyuşmuş hâlde akışı takip etmeyi sürdürüyorum. Size de tanıdık geldi mi bu durum? Muhtemelen evet. Çünkü bu sahne modern insanın hem kolektif bir vicdan rahatlatma seansı hem de gerçeklikten en büyük kaçış rampası. İşte bu "zombi” hâli, yani kendi irademizle girdiğimiz ancak algoritmaların

kitâbî

, şu anda okuyor
%42 (235/552 syf.)
Kolektif
9.2/10 · 180 okunma
253. Bir farz namazı kılmış veya kıldırmış olan kimse aynı namaz için başka bir cemaate namaz kıldırabilir mi? İmam, kılınan namazın türü itibariyle, kendisine uyan kişiden aşağı durumda olmamalıdır. Ancak cemaat imamdan daha aşağı durumda olabilir. Buna göre; nafile namaz kılan kimse farz namaz kılana imam olamaz; fakat farz namaz kılan nafile namaz kılana imam olabilir. Hz. Peygamber (aleyhisselam) şöyle buyurmuştur: "Farz namaz, bir günde iki kere kılınamaz." (Dârekutnî, es-Sünen, II, 285; Ibn Ebi Şeybe, el-Musannef, III, 206) Bir vaktin namazı iki kere kılınamayacağına göre, ikinci kere kılınan namaz nafile olacaktır. Bu durumda imam cemaatten daha alt konumda olacağından o kişinin imamlığı geçerli olmaz. Şafi mezhebine ve Hanbelilerde tercih edilen görüşe göre farz namaz kılacak olan kişi, nafile namaz kılana uyabilir. Bu içtihatlara göre bir vaktin farz namazını kılmış olan kimse aynı vakit için başkalarına imam olabilir. Kendi kıldığı nafile, cemaatin namazı da farz olarak geçerli olur (Mâverdi, el-Havi, II, 316; Ibn Kudâme, el-Muğni, III, 67-68).
Sayfa 170 - Diyanet İşleri Başkanlığı·Kitabı okuyor
Hz. Peygamber (aleyhisselam), ikindi namazını güneş sararıncaya kadar geciktirip sonra da baştan savma bir şekilde aceleyle kılmayı, münafıkların namazı olarak nitelemiştir (Ebû Dâvûd, Salât, 5). Fakat daha önce kılınamamışsa, güneş batmak üzere de olsa kılınır (Kâsânî, Bedâî, I, 124; Merğinâni, el-Hidâye, 1, 256, 261-262; Zeylai, Tebyin, 1, 80: İbn Kudâme, el-Muğni, II, 15-16). Nitekim Hz. Peygamber (aleyhisselam) şöyle buyurmuştur. "Güneş batmadan önce ikindi namazından bir rekâta yetişen, namazın tamamına yetişmiş sayılır." (Buhari, Mevâkit, 28)
Sayfa 115 - Diyanet İşleri Başkanlığı·Kitabı okuyor
Reklam