kitâbî

Doğru Yol ve Sapık Kollar...
10/10
·176 syf.··
2025 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2025 00:00
Doğru Yolun Sapık Kolları tanımının vücut bulmasına vesile olan hadis-i şerif; “..Ümmetim yetmişüç fırkaya ayrılacak, kurtuluşa eren fırka(Fırka-ı Nâciye) dışında kalan yetmiş iki fırka cehenneme gidecektir.(..) Fırka-i Nâciye, benim yürüdüğüm yola ve bu yolda beni takip eden Ashabım’ın yoluna uyanlardır.” Doğru Yol’un İslam olduğundan şüphemiz olmazken; cehenneme gidecek 72 fırkaya dahil olan “Sapık Kolları”nı da bilmek elzemdir. Bu bağlamda 1977 yılında o günün zorluğu, kısıtlı imkanları -ki buna İslami İlimler hususunda ilim öğrenebilecek ve öğretilebilecek imkanların kısıtlı oluşunu da katmak gerekir- Üstad Necip Fazıl, Ehli Sünnet ve'l Cemaat itikadı açısından çok büyük ve önemli bir çalışmaya imza atarak o gün olduğu gibi bugün de İslami İlimler'de (yahut itikadi anlamda) yeterli bilgiye sahip olmayan Müslümanlara bilmesi gereken doğruları ve bilip de uzak durması gereken batıl fırkaları, görüşleri ana hatlarıyla göstererek birçok neslin küfür ve bidatlerden sakınmasına, Doğru Yolun Doğru Kolu’na tutunabilmesine vesile olmuştur. Kısaca belirtecek olursak eserin muhtevası şu şekilde: Başlarken; Doğru Yol, Mezhep, (bozulmaya gidişin) İlk Alametler’ini işaretleyerek Raşid halifeler devrinde Yahudi İbn-i Sebe' öncülüğünde başlatılan ifsad hareketleri, basit hesaplar yüzünden karşı karşıya getirilen Müslümanlar derken Cemel-Sıffin, Hakem Olayı, Haricilik, Şiilik; Rafızilik, Alevilik, Batınîlik, Mutezile, Kuran üzerine tartışmalar.. Akabinde amel ve itikad olarak iki eşsiz tâk.. Amelde: Hanefi, Şafii, Mâliki, Hanbelî; itikadda ise Maturidî ve Eşârî. İçtihad, tasavvuf, akıl hezeyanının pîri İbn Teymiyye, Şeyh Bedreddin-Hacı Bektaş-ı Veli, Tanzimat, Muhammed b. Abdülvehhab, Vehhabilik. Üçüncü ve son kısımda ise modern bidat ekolleri; Altun Saçlı Kadın,
Doğru Yolun Sapık KollarıNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 20191,848 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sonu İyi Bitse Yeter mi?
7/10
·133 syf.··
2025 9. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2025 04:16
Shakespeare'in yazım tarihi net olmayan, 1602-04 civarlarında yazıldığı tahmin edilen oyunu Yeter ki Sonu İyi Bitsin; All's Well That Ends Well. Sorun komedyası türünde olan bu oyun, soyluluğun aileden geçen bir şey mi yoksa kişinin kendi karakteriyle mi ilgili olduğu sorusunu masaya yatırıyor ve şahsi fikrini de "kendi karakteriyle ilgili" olduğu yönünde belli ediyor. Mütercimin kitabın başında(yaklaşık 17 sayfa) "Üzerine Birkaç Söz"ünü okuduktan sonra oyun üzerinde hislerim ziyadesiyle olumsuz yönde hareketlenmişti ancak okuduktan sonra o kadar da olmadığını düşünüyorum. Evet klasik Shakespeare dili bu oyunda hemen hiç yok, o yüzden Shakespeare okumaya bu oyundan başlanılmasa daha iyi olur. Şiirsellik ise diğer oyunlarındaki kadar olmasa da yine kendisini belli ediyor ama diğer oyunlarla arasında büyük bir fark olduğu da su götürmez bir gerçek. Hikayede yaşarken çok ünlü olan bir doktorun kızı Helena'nın, mucizevi bir ilaçla Kral'ın dermansız hastalığını iyi edip ödül olarak (Rousillon kontu)Bertram'ın karısı olması da eleştirilmiş lakin bunun da pek yerinde bir eleştiri olduğunu düşünmüyorum. Neticede burada gerçek bir hikayeden söz edilmiyor. Bekaret hususunda da bazı noktalara değinilmiş ("Aslında, doğal düzende bekâreti korumak doğru olmaz. Bekâretin kaybı insanlığın kazancıdır: Bekâret kaybolmasaydı hiçbir bakire dünyaya gelmezdi." vesair) bu düşüncelere de katılmadığımı belirterek geçiyorum bu konuyu. Sırf soylu olmayıp "bir doktorun öksüz kızı" olduğu için istemediği evliliğe karşı "Bağışlayın efendim, sizin ayağa kalkmanız beni yerlere mi düşürmeli?" diyerek Helena'yı terkedip Paris'e kaçan Bertram'ın, en sonunda hatasını anlayıp Helena'yı kabul etmesi ve oyunun "iyi" bitmesi güzel ama Bertram'ın adamı Parolles'in bütün foyasının ortaya çıkmasına rağmen
Yeter ki Sonu İyi BitsinWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20102,330 okunma
Keşke Güvende Olsak
9/10
·176 syf.··
2025 5. kitabı
·
452 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2025 18:10
Keşke Güvende Olsan, Ahmed b. Hanbel rahimehullah'ın bir kimseye nasihat ederken söylediği son söz. Bu risalenin ismi de o kıssadan mülhem. Hadis-i Şerifler, Ashab-ı Kiram, Tâbiîn ve hükemadan hikmetli sözler, kıssalar ve temel kaynaklardan alıntılar yapılarak gerçekte uhrevî anlamda hiç de güvende olmadığımız hatırlatılıyor. Aynı zamanda tebessüm ettiren hadiseler de kaynakları belirtilerek naklediliyor. 12.10.2021'de Uluslararası Arapça Kitap Fuarı'nda Guraba Yayınları'ndan kardeşler hediye etmişti. Uzunca bir sürede okumuş oldum. Çok tatlı ve müfid bir risale. İçerisinden birkaç alıntı; İbni Kayyım el-Cevziyye şöyle demiştir: "İhlâsla amel etmiyorsan(boşuna) yorulma!" Ebu Ca'fer Muhammed bana şöyle anlattı: Bişr'in komşusu Ebu'l-Esed Muhammed b. Hafs'ın şöyle söylediğini işittim: Bişr b. Haris hastaydı, biz de onu ziyarete gittik. Bir adam ona, "Bana nasihatte bulun." deyince Bişr şöyle dedi: "Bir hastayı ziyaret ettiğin zaman onun yanında fazla oturma." İblis lanetullahi aleyh hakkında şu kıssa anlatılır: O, Meryem oğlu İsa aleyhisselam'ı görünce, "Sen, 'Başına, Allah'ın yazdığından başkası gelmez.' dememiş miydin?" dedi. İsa aleyhisselam, "Evet" diye cevap verdi. İblis, "Öyleyse kendini şu dağın başından at." dedi. Bunun üzerine İsa aleyhisselam ona şöyle dedi: "Ey mel'ûn! Allah, kullarını imtihan edebilir; kul ise Rabbini imtihan edemez." Bir adam, İbni Akîl'e gelerek şöyle dedi: "Ben iki üç defa nehre dalıyorum. Suyun bütün bedenime ulaştığına ve temizlendiğime tam kanaat getiremiyorum." Bunun üzerine o adama, "Namaz kılma!" dedi. Daha sonra İbni Akîl'e, "Bunu nasıl söyledin?" diye soruldu. O da şöyle dedi: "Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, 'Aklı başına gelinceye kadar deliden kalem kaldırılmıştır' buyurmuştur. Bir nehre iki üç defa dalıp yine de
Keşke Güvende OlsanAli Halil · Guraba Yayınları · 202113 okunma
Gelecek Aydınlık Savaşçılarının
10/10
·139 syf.··
2025 6. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mart 2025 04:43
Salih Mirzabeyoğlu’nun, 1970-2000 arası İslamcıları için efsane olmuş, mısraları dillerden dillere dolaşan ve Aydınlık Savaşçıları Şairi olarak anılmayacak olsaydım devam ettirirdim, dediği kavga şiiri kitabı, Bütün Fikrin Gerekliliği(1) sonrasındaki ikinci eseri. İlk baskısı 1979 GÖY(Gönüldaş) Yayınları'ndan, ikinci baskısı ise 1988 İBDA Yayınları tarafından basıldı. Üçüncü baskı ise 37 yıl sonra Şubat 2025'te İBDA Yayınları tarafından yapıldı. Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu'nun eserlerine inceleme yazma haddine sahip olmadığım için bundan sonrasına Selim Gürselgil 'in İBDA Külliyatı isimli eserinden devam edeceğiz. –Salih Mirzabeyoğlu'nun 20'li yaşlardaki şiir kudretini de görmemizi sağlayan eser... Tabiî bu, saf şiir değil bir kavga şiiridir, öyle görmek lâzım.. –1970'lerin ortasında Filipinler'in Moro adasında başlayan İslâmcı Kurtuluş Savaşı'nı konu alan destandır. Bu savaş bütün dünya müslümanları için bir gong sesi olmuş ve ardından gelişen hâdiseleri tetiklemiştir. Bilindiği gibi, yıllarca süren bu savaş geçen yılın sonlarında ateşkes ile sonlandırılmış, Moro bölgesine özerklik verilmişti. –1975'te Gölge Dergisi'nde parça parça yayınlanmaya başlamış, 1979'da kitab hâlinde bütünleştirilmiş destan... O gün bugündür tekrar ele alınmadı. –Kolay ezberlenen bir destan... Kendimden biliyorum: 90'lı yıllarda bir "Aydınlık Savaşçıları Gecesi" yapılmıştı. Gece için devâsâ afişler hazırlanmış, İstanbul'un her iki yakasındaki semtlerde her duvara yapıştırılıyordu. Semt semt 8'er, 10'ar kişilik grublar, yâni toplayınca muazzam bir kalabalık, birkaç gece sabahlara kadar afiş asmışlardı. O kadar çok olay olmuştu ki... Her semtten bir gözaltı ve kavga haberi geliyordu. Hemen arabalara doluşup olay mahalline... Bütün engellemelere rağmen, gece yapıldı. Hem de belki 1000, 1500 kişinin
Aydınlık SavaşçılarıSalih Mirzabeyoğlu · İBDA Yayınları · 202572 okunma
Metris’ten Bolu’ya...
10/10
·206 syf.··
2024 158. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2024 22:16
Gerçek Hayata Hoş Geldiniz sözü, Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu ’nun, 1999 yılında Metris Cezaevi'ne geldikleri zaman başta Şükrü Sak ağabey olmak üzere birkaç ağabeye daha espriyle karışık olarak söylediği bir söz. Kitabın ismi buradan geliyor. Alt başlık olan “Metris’ten Bolu’ya Cezaevi Günlüğü” de anlaşıldığı üzere başta Metris Cezaevi olmak üzere Bolu F Tipi’ne, Kumandan Mirzabeyoğlu ile yan yana kaldıkları zamana kadar geçen süredeki cezaevi hatıraları, cezaevine giriş süreci, içeride ve dışarıda geçen olaylar, firarilik dönemi, siyasi iken adli mahkûmlar koğuşuna koyulması gibi daha birçok cezbedici konuyla ilgili bir hatırat. Bilhassa İBDA bağlıları, genelde ise sistemle sorunlu olan kimseler için önemli bir yeri olması gerektiğini düşündüğüm, istifade edilebilecek bir çalışma. Çok fazla bilinmiyor da. 25 Ocak 2000 Noel Baba Operasyonu'nda bacağından vurulup aylarca alçıyla kalan “Gazeteci” Şükrü ağabeyin 25 Ocak sonrasını not etmiş olması ve Bolu'da Kumandan'la olan hususi sohbetlerinden notların bulunması da benim için oldukça önemli. –“Yazmak, direnmektir...” Kitabı satın almak için bana ulaşabilirsiniz... • • •
“Gerçek Hayata Hoşgeldiniz”Şükrü Sak · Çimke Yayınları · 20161 okunma