Karanlıktan şikayetçiysen bir mum yak! Bu kitap da aslında bu düşünce üzerine yazılmış bir kitap. Gerçeği örten, karanlığa sebep olan o perdeyi aradan kaldırma üzerine... Yazar İranlı Şii bir gazeteci. Ve kitabını kendi tarafının propagandasını gütmeden gazeteci kimliğiyle yazmış adam. Tarihin kapalı kapılarını belgelerle aralayan bir kitap. Bildiğiniz o Auschwitz kampı, Diyarbakır Cezaevi gibi kampların, cezaevlerinin üstüne ismi kaynaklarda gösterilmeyen Irak Nama kampını ve Irak Amerikan cezaevlerini ekleyin. Bi kahrolsun Amerika propagandası güdecek değilim çünkü yazarın da değindiği gibi "O bir çatı altında bir türlü buluşamayan birbirinin kanını içen Ortadoğu insanının" her telinden birilerini toplamış ve onları birbirine muhtaç etmiş resmen. Sünni, Şii, Afgan, Arap, Türk, Kürt, devrimci, IŞİDçi ve daha bir çoğu.. o açlık sınırı içinde o sefalette birbirlerinden başka kimseleri yok. kendi hakimiyetini kuramayanlara hakimiyet kurmuş Amerika. Birbirinin kıymetini anlamak için o Kamplara düşmek mi gerekti? Ve biraz daha olayların durulduğu bu günlerde de görüyoruz ki tarihten hâlâ ders alınmamış. Kitabı bitirdikten sonra hem Arapça hem Türkçe birkaç araştırma yapmaya çalıştım ve birkaç şeyle karşılaştım. O günleri yaşayan mahkûmlar konuşmaya ve videoları çekilmeye başlanmış. O kadar büyük travmalar geçirmişler ki.. Said Ebu Talib de onlardan biri. Aile özgürlük özlemi içinde kendi toprağında mülteci olmak, parya olmak. Birbir Gece masallarının Bağdad'ı Irak'ı kim derdi ki bu hale düşecek, kim inanırdı ki bu olanlara?.. Kadınlara yapılanlara değinemiyorum bile. Karanlığa ışık tutan bu kitap değerli bir kitap lakin okuduktan sonra bir propaganda kafasına girilmemesi gerek bence çünkü dünyanın her bir tarafında bunlar var ve bunu sadece Amerika gibi güçler yapmıyor.