Şiir, insan duygularının en derin ve karmaşık hallerini ifade etme gücüne sahiptir. Aşk, hüzün, sevinç, özlem gibi duyguları yoğun bir şekilde yaşatır ve bu duygular üzerine düşünmemizi sağlarken hem okurken hem yazarken, kendi duygusal dünyamızla bağlantı kurar, empati yeteneğimizi geliştirir ve insan ruhunun derinliklerine yolculuk yaparız.
Yazar da 16 yaşındayken aşık olunca eline alır kalemini ve başlar içini kağıtlara dökmeye. 7 yaşından 27 yaşına ,bazen özlediği dedesine,bazen hayata karşı isyanına,gurbet bavuluna, çocuklugundaki mahallesine,mahalledeki komşu teyzesinden ,iş yerine giderken insan manzaralarına kadar herşeyi bulmak mümkün.
Satır aralarında hırkası, sigarası ve vazgeçilmezi çay dikkatimi çekti. Hatta kitaba başlarken "alın çayınızı" deyince de kitabın çoğu yerinde neden rastladığımı daha iyi anladım.
Maddi zorluklar ve hakkettiği yeri bulamaması ve kendini çocukluğundaki gibi aidiyet duygusunu hissedememesini de hissettim şiirlerinde.
Kim bilir o hırkalı şair'in çay ve sigarası daha nelere şahit oldu da bize yansıyanlar bunlar dedirtti.