Ben Kuran ve Sünnet'e göre itikad ediyorum.
Nasıl havalı cümle değil mi?
Hakikatte ise dıştan parlatılmış/şişirilmiş her şey gibi içi bomboş bir cümle.
Sebep?
Çünkü geçmişten bu yana her taife, kendisini destekleyen en az bir ayetle/hadisle ortaya çıkmıştır.
Ben fenafillah'a ulaştım, ben artık ibadet etmem, haram-helal beni bağlamaz diyenler bu sözlerini "Sana yakin gelinceye kadar iman et" ayetiyle destekliyorlar/dı. Ayette geçen "yakin" kelimesini; Allah'a iman da, kullukta ulaşılabilecek son radde olarak tevil/tefsir ediyorlardı.
Hakeza Hz.Ali ve diğer sahabelerin kâfir olduğunu söyleyen Haricilerin başlangıç taifesi bunu Ebu Musa el-Eşari'nin, Muaviye-Ali (radıyallahu anh) arasında ki meselede hakem kılınmasını illet gösterip, Hakem yalnız Allah'tır. "Hüküm Allah'ındır" ayetiyle savunuyorlardı.
Dolayısıyla bu sapmalara düşmemek için, Allah'n kitabında Rasulullah'n hadislerinde belirtildiği gibi sahabe ve onlara "İHSAN İLE UYAN" kimseler de ölçüttür/hüccettir.
Keza İmam Şafii ilk usul/menhec eseri sayılan Risale kitabında, icmanın dinde delil/hüccet olduğunu söylerken Nisa Suresi 115'te ki; "müminlerin yolundan başkasını izleyen kimseyi saptığı yönde bırakırız ve onu cehenneme atarız" emrini zikretmiştir.
Bizler, Kuran ve Sünnet'i Raşid Halifelerin, sahabenin, tabiin'in ve etbaut tabiin'in anlayışı üzere anlarız.
Çünkü; Kuran ve Sünnet asıldır. Birde "fıkhetmek" yani anlamak, mana vermek vardır. İşte kişi bu fıkhetme gözlüğünü/menhecini ehli sünnet vel cemaat'ten almak zorundadır.
Haliyle ayet ve hadisleri kendi anladığınca peş peşe sıralayıp, ümmetin icmaen kabul görmüş alimlerinden kimsenin demediğini diyen yahut onların icmaen bambaşka birşey söylediği, ihtilaf ettiği halde birbirini tekfir etmediği meselelerde, kalkıp "beni alimler ilgilendirmez ben