Ehl-İ Sünnet Ve''L - Cemaat''E

İman

Abdullah Bin Abdulhamid El-Eseri

Yorumlar ve İncelemeler

İman : Sonsuz Mutluluk veya Azab
10/10
·250 syf.··
Beğendi
·
2022 3. kitabı
Ben Kuran ve Sünnet'e göre itikad ediyorum. Nasıl havalı cümle değil mi? Hakikatte ise dıştan parlatılmış/şişirilmiş her şey gibi içi bomboş bir cümle. Sebep? Çünkü geçmişten bu yana her taife, kendisini destekleyen en az bir ayetle/hadisle ortaya çıkmıştır. Ben fenafillah'a ulaştım, ben artık ibadet etmem, haram-helal beni bağlamaz diyenler bu sözlerini "Sana yakin gelinceye kadar iman et" ayetiyle destekliyorlar/dı. Ayette geçen "yakin" kelimesini; Allah'a iman da, kullukta ulaşılabilecek son radde olarak tevil/tefsir ediyorlardı. Hakeza Hz.Ali ve diğer sahabelerin kâfir olduğunu söyleyen Haricilerin başlangıç taifesi bunu Ebu Musa el-Eşari'nin, Muaviye-Ali (radıyallahu anh) arasında ki meselede hakem kılınmasını illet gösterip, Hakem yalnız Allah'tır. "Hüküm Allah'ındır" ayetiyle savunuyorlardı. Dolayısıyla bu sapmalara düşmemek için, Allah'n kitabında Rasulullah'n hadislerinde belirtildiği gibi sahabe ve onlara "İHSAN İLE UYAN" kimseler de ölçüttür/hüccettir. Keza İmam Şafii ilk usul/menhec eseri sayılan Risale kitabında, icmanın dinde delil/hüccet olduğunu söylerken Nisa Suresi 115'te ki; "müminlerin yolundan başkasını izleyen kimseyi saptığı yönde bırakırız ve onu cehenneme atarız" emrini zikretmiştir. Bizler, Kuran ve Sünnet'i Raşid Halifelerin, sahabenin, tabiin'in ve etbaut tabiin'in anlayışı üzere anlarız. Çünkü; Kuran ve Sünnet asıldır. Birde "fıkhetmek" yani anlamak, mana vermek vardır. İşte kişi bu fıkhetme gözlüğünü/menhecini ehli sünnet vel cemaat'ten almak zorundadır. Haliyle ayet ve hadisleri kendi anladığınca peş peşe sıralayıp, ümmetin icmaen kabul görmüş alimlerinden kimsenin demediğini diyen yahut onların icmaen bambaşka birşey söylediği, ihtilaf ettiği halde birbirini tekfir etmediği meselelerde, kalkıp "beni alimler ilgilendirmez ben
Din
İmanAbdullah Bin Abdulhamid El-Eseri · 015 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Abdullah Bin Abdulhamid El-EseriYazar · 8 kitap
Abdullah YOLCU / Abdullah b. Abdulhamid b. Abdulmecid alu İsmail el-Bezzaz el-Türkmanî el-Eserî el-Irâkî - 1378 h./1958 m. Kerkük / Irak’ta doğdu. - 1406 h./1986 m. İstanbul’a yerleşti. - 1412 h./1992 m. yılında Guraba Yayınevi’ni kurdu. - 1431./2009 m. yılında İslam davası taşıyan hocalarıyla birlikte Müslüman Alimler Birliği’nin kuruluşunda yer alarak Yüksek Konsey Üyesi ve Türkiye Temsilcisi olmuştur. Davet yapmak için Guraba Yayınevi’ni Kurdu: Irak’ta ilim tahsilini tamamladıktan sonra birçok İslâm ülkesini gezerek hem çeşitli hocalardan ders ve icazet almış hem de davet çalışmalarında bulunmuştur. Daha sonra da davet yapmak; hak İslâm’ı, sahih akîdeyi ve nebevî terbiyeyi dört imamın yolunu takip ederek ehl-i sünnet ve’l-cemaat menheci üzere (Türkçe olarak) yaymak gayesiyle Türkiye’ye gelip Guraba Yayınevi’ni kurmuştur. Bu yayınevi, Türkiye’de bu metodla amel eden Türklerin çekirdeğini oluşturmuştur. Yüce Allah’a hamdolsun ki, kuruluşundan beri de orta yol ve itidal üzere (yani dört imamın itikadı ve ameli üzerine) sürdürdüğü davet çizgisini ve davetin merkezi olma konumunu devam ettirmektedir. 1412 h./1992 m. yılında kurulan yayınevi, Ayasofya ve Sultanahmet Camilerinin yakınında, Cağaloğlu'nda olup İstanbul’un merkezindedir. * Türkiye'de uzun yıllar boyunca sürdürdüğü davet ve irşad çalışmaları sayesinde birçok talebe yetiştirmiştir. * Davet ve irşad faaliyetlerini daha geniş kitlelere ulaştırabilmek amacıyla Guraba-der Cemiyetini kurmuştur. Bu cemiyetin, yayınları ve dersleri vasıtasıyla aktif olarak davet çalışmasına hizmet etmesini sağlamaktadır. * Gerek bu cemiyet gerek diğer cemiyet ve etkinlikler vasıtasıyla haftada 4 gün ders vererek davet çalışmasını yürütmektedir. * Ayrıca internet üzerinden de hem ders vererek hem de gelen soruları cevaplayarak davet ve irşad çalışmalarına devam etmektedir. * Halen Kuveyt merkezli "Müslüman Âlimler Birliği" Kurucusu, Yüksek Konsey Üyesi ve Türkiye Temsilcisi olup bu birlikteki İslâmî faaliyetlerine de devam etmektedir. Hocaları: İlk ilim tahsilini çocukluğunun ve eğitiminin sürdüğü sıralarda memleketindeki hocalardan almıştır. Orada birçok ilmî metin okumuş ve mescitlerdeki ilim halkalarına katılmıştır. Memleketinden çıktıktan sonra da birçok alim ve hocadan ilim tahsil etmiş olup ilim tahsil ettiği ve icazet aldığı hocalarından