1000Kitap Logosu
İran Tarihi
İran Tarihi
İran Tarihi

İran Tarihi

Eski Çağlardan 20. Yüzyıla

OKUYACAKLARIMA EKLE
10.0
1 Kişi
1
Okunma
1
Beğeni
67
Gösterim
512 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 14 sa. 30 dk.
Adı
İran Tarihi (Eski Çağlardan 20. Yüzyıla)
Basım
Türkçe · Türkiye · Selenge Yayınları · 25 Şubat 2021 · Karton kapak · 9786054944767
Dünyanın en eski medeniyet bölgelerinden İran, konumu sebebiyle binlerce yıldır insanlığın her veçhesiyle karşılaşmış, üzerinde kurulan irili ufakları bütün devletlerle en eski çağlardan bugüne kadar dünya siyasetinin şekillendiği her zaman en önemli coğrafyalardan biri olmuştur. Dünya tarihinde Eran, Pers Diyarı, Acemistan ve İran gibi isimlerle anılan bölge, MÖ on binlerden başlayıp günümüze kadar kesintisiz olarak insan yerleşimlerine ev sahipliği yapmıştır. Uzun yıllar Moskova Uluslararası İlişkiler Enstitüsü müdürlüğü ve Doğu Ülkeleri Tarihi Bölümü başkanlığı yapan Mihail Sergeyeviç İvanov’un editörlüğünde, St. Petersburg ve Moskova Üniversitelerinin İran uzmanları tarafından hazırlanan İran Tarihi –En Eski Çağlardan Yirminci Yüzyıla- başlıklı bu kapsamlı çalışma, İran tarihini 4 ana bölümde ele alıyor: Antik Çağ’da İran, Orta Çağ’da İran, Yeni Çağ’da İran ve Yakın Çağ’da İran. Rus uzmanların bu zaman merkezli tasnifi, bölgede kurulan ve birbirlerinden karakteristik ölçüde farklılık arz eden çok sayıda siyasi teşekkülün daha kolay ve daha anlaşılır bir şekilde takip edilmesini sağlaması bakımından oldukça faydalı görünüyor. Kitabın Antik Çağ tarihi bölümünde, İran topraklarına yerleşen insan topluluklarının en eski izleri ve bölgedeki ilk devlet oluşumları ele alınırken arkeolojik kazılardan elde edilen son veriler dikkate alınmıştır. Bu bölümde, dünyanın ilk süper gücü kabul edilen Ahameniş Devleti’ne özel bir yer ayrılmıştır. Ahameniş Devleti’nin ve Büyük İskender’in Doğu seferi sonrasında kurulan Selevkos, Part ve Sâsânî Devletleri de bu bölümde ayrıntılı bir şekilde işlenmiştir. Orta Çağ bölümü, Arap fetihleriyle birlikte yeniden şekillenen İran’ın tarihiyle başlayıp, önce Türklerin ve ardından Moğolların bölgeye hâkim olmasıyla birlikte değişen siyasi ve kültürel yapı üzerinden Yakın Doğu’nun değişen ilişkilerini gösteriyor. Yine bu bölümde, Moğollardan sonra ortaya çıkan kaotik yapı inceleniyor ve Safevi Devleti’nin gerek bölgede düzeni sağlaması gerekse komşularıyla ilişkisi bağlamında dünya siyasetinde etkin bir konuma yükseldiği devirle sona eriyor. Yeni Çağ bölümünde, Afşar ve Kaçar Hanedanları gibi Türk soylu hükümdarlarca kurulan devletlerin tarihi anlatıldıktan sonra, bölgede uzun yıllara yayılacak İngiliz-Rus nüfuz rekabeti ve Rus-İran Savaşları üzerinden 1905-1911 İran Devrimine giden süreç değerlendirilerek Birinci Dünya Savaşı yıllarında bölgedeki siyasi durum ve sömürgecilik faaliyetleri aktarılıyor. Kitabın son kısmını teşkil eden Yakın Çağ’da İran bölümünde ise, bağımsızlık hareketleri, Kaçar Hanedanlığı’nın yıkılışı ve Pehlevi Hanedanlığı’nın yönetime gelişi, İkinci Dünya Savaşı yıllarında İran,1953 Petrol Darbesi ve demokratikleşme hareketleriyle birlikte 1979 İran Devrimi’ne kadarki yakın dönem İran’ının çalkantılı siyasi ve iktisadi hayatına odaklanılıyor.
1 mağazanın 1 ürününün ortalama fiyatı: ₺75
10
10 üzerinden
1 Puan · 1 İnceleme
Mustafa BAKIRHAN
İran Tarihi'yi inceledi.
512 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
En Eski Çağlardan Yirminci Yüzyıla İran Tarihi
Kitap, Sovyet Rusya döneminde yaşamış 5 Rus ve yine aynı dönemde yaşamış bir İranlı olmak üzere 6 yazar tarafından kaleme alınmıştır. İran tarihine dair mükemmel bir kitaptır. Okuyan asla pişman olmaz ve de asla sıkılmaz. Kitapta yazarlar, Ermeniler, Gurculer diye etnik tanımlama yaparken Azerbaycan Turkleri için sürekli Azerbaycanlilar diyor. Bu Sovyet Rusya'nın Azerbaycan Türkleri başta olmak üzere Orta Asya Türklüğünü yok sayma politikasının tezahürü olsa gerek. Sovyet Rusya döneminde yaşayan yazarlar kitaba ideolojik yön vermişlerdir. 1800’lü yılların sonuna kadar anlatımları Batı ve Türk akademisyenlerin yaklaşımına uygun olan yazarlar, 1900’lü yıllardan itibaren farklı bir anlatıma ve ideolojik kalıba bürünmektedir. Yazarlar, I. Dünya Savaşı sırasında İran’ın kuzeyinin Ruslar, güneyinin ise İngilizler tarafından işgalini emperyalizm olarak görmektedir. 1917 yılında Çarlık rejiminin yıkılarak Komünist Rusya’nın kurulması sonrasında Rusya’nın bölgeye yönelik faaliyetleri bir anda halkların kardeşliği rengine bürünmektedir. Yazarlar bu döneme ilişkin anlatımlarda sık sık Lenin’den örnekler vermektedir. II. Dünya Savaşı sırasında Sovyet Rusya ile İngiltere aynı grupta yer almaktadır. Yazarlar, II. Dünya Savaşı sırasında Almanya’nın İran’a yönelik faaliyetlerini emperyalizm olarak görürken Alman tehdidi ile birlikte Rusya İran’ın kuzeyini İngiltere ise güneyini yeniden işgal edince bir anda emperyalizm ortadan kaybolmaktadır. Yazarlar, II. Dünya Savaşı sonrasında ABD ve İngiltere’nin İran’daki faaliyetlerini emperyalizm olarak görmeye devam ederken İran petrollerinin millileştirilmesi için uğraşan Muhammed Musaddık’ı neden Sovyet Rusya’dan yardım almadı diye eleştirmektedir. Emperyalizm açısından İngiltere, Çarlık Rusya, Sovyet Rusya ve ABD arasında bir fark olmaması gerekir. İran’ı en eski dönemlerden alarak anlatmaya başlayan kitap 1970’li yıllarda sona ermektedir. 512 sayfadan oluşan kitap, İran tarihiyle ilgili önemli bilgiler vermektedir. Antik çağlardan günümüze İran’ın kırılma noktalarına ışık tutmaktadır. Hem yazarların hem de kitabı Türkçeye çeviren Hasan Demiroğlu’nun işinin ehli olmasından ötürü olsa gerek okuyanın kafasında karışıklığa sebep olmayan bir anlatıma sahiptir. İran’da ilk olarak Medler bir devlet kurmuştur. Sonrasında onlarla akraba olan Persler, Medlere son vererek imparatorluğu devralmıştır. Bunlara Ahameniş imparatorluğu denilmektedir. Persler, her ne kadar 300 Spartalı filminde vahşi ve barbar olarak tanımlansa da yaşadıkları dönem itibariyle Yunanlılardan daha medeni oldukları kesindir. Persler, İran coğrafyasına hakim olduktan sonra Irak, Suriye, Kafkaslar ve Anadolu üzerine yayılmaya başlamıştır. Anadolu’daki Lidyalıların varlığına son verince günümüz Ege Bölgesi’nde bulunan Yunan şehir devletleriyle komşu olurlar. Onları egemenlikleri altına aldıktan sonra Yunan ana karasını işgal etmek isterler. Zaman zaman başarılı olur Atina’yı yakıp yıkarlar zaman zaman ise yenilerek geri dönerler. 300 Spartalı filmini konu alan savaş da bu dönemde yaşanmıştır. Makedonyalı Büyük İskender, Pers İmparatorluğu’nu tarihten silerken Büyük İskender’in ölümü sonrasında Selevkos adlı generali İran coğrafyasında Selevkos Devletini kurar. Büyük İskender’in doğu seferi ve Selevkos Devleti, Anadolu ve İran’da Yunan kültürü Helenizm’in yayılmasına etki eder. İran’da ortaya çıkan Partlar, Selevkosları, ortadan kaldırırken Sasaniler de Partları ortadan kaldırarak kendi egemenliğini kurar. Sasaniler ilk etapta Roma sonrasında Bizans İmparatorluğu ile büyük mücadelelere giren, 610 yılında başlayan Bizans – Sasani mücadelesini Bizans kazansa da iki imparatorluk da bun mücadeleden bütün gücünü tüketerek ayrılır. 640’lı yıllardan itibaren Arabistan çöllerini aşan Arap/İslam orduları bütün gücünü tüketmiş olan Sasanileri tarihten silerken Bizans’ın da önemli topraklarını ele geçirir. Kitap, Emeviler, Abbasiler, bazı küçük hanedanlar, Selçuklular, Moğollar, Timurlular, Akkoyunlu ve Karakoyunlu devletleri, Safeviler, Afşarlar, Kaçarlar, Pehleviler derken günümüz İran’ına gelmektedir. Kitapta, İran’ın kırılma noktalarına dair önemli bilgiler vermektedir. Bölgeyi ele geçiren her devlet, yerli aristokrasi, göçebe topluluklar ve dışarıdan gelen egemenler arasındaki güç dengesini gözeterek İran’ı yönetmektedir. Zerdüştlük, bazen imparatorların yerli aristokrasiye karşı desteklediği, bazen de yerli aristokrasinin imparatorlara karşı kullandığı bir din olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu manada gerek Zerdüştlük gerekse daha sonra ortaya çıkacak olan Maniheizm sadece bir din olarak kalmamış siyasi- toplumsal olayların tam da merkezinde yer almıştır. Sasani- Roma ve Sasani –Bizans mücadelesinde Hristiyanlık mücadelenin en önemli nedenlerinden biri olmuştur. Sasaniler zaman zaman egemenlik bölgelerinde Hristiyanlara hoşgörü ile yaklaşırken zaman zaman da onları Roma- Bizans destekçisi olarak görüp zulmetmiştir. Arap/İslam ordularıyla başlayan süreçte ise İran, bu defa etnik kimlik olarak Emevi, Abbasi, Selçuklu ve Moğol devlet bürokrasisine etki yapmıştır. Emeviler zamanında devlet yönetiminden uzakta tutulan İranlılar, Abbasilerle birlikte devletin bürokrasisine yerleşmiştir. Bu durum Moğollar ve Selçuklular zamanında da sürmüştür. Safeviler, İran’ı Şiileştirmiştir. Safeviler sonrasında İran’da yönetime gelen Afşar, Kaçar ve Pehlevi hanedanları bölgede laik anlayışı benimsemişlerdir. Ancak iktidar için bölgenin her toplumsal grubuyla ilişki içinde olmuşlardır. İran, Osmanlı Devleti’ne göre Batı ile daha erken temas kurmasına rağmen toprak ağaları, köylüler, orta sınıf zenginler, din adamları, batı yanlıları, Sovyet yanlıları şeklindeki birbirinden çok farklı toplumsal tabakalar sebebiyle modernleşmesini gerçekleştirememiştir. Çünkü modernleşme için gerekli olan merkezi devlet anlayışı ülkeye hakim olamamıştır. Osmanlı Devleti ise batı ile daha geç tanışmasına rağmen merkezi devlet anlayışı sayesinde sekteye uğrayan dönemler olsa da modernleşmede oldukça önemli mesafe almıştır. Türkiye’de cumhuriyet ilan edildiğinde toplumsal tabakaların büyük oranda beli kırılmışken İran’a aynı dönemlerde yapılmak istenen her düzenlemeye şiddetle karşı çıkan kesimlerin etkisi kırılamamıştır. İngiltere ve Rusya, birbirinden çok farklı bu toplumsal tabakalarla işlerine geldiği şekilde ilişki kurarak İran’ı istedikleri gibi yönetmişlerdir.
İran Tarihi
OKUYACAKLARIMA EKLE
13