Turan AKINCI – SUİKAST – SÜRGÜN
Yazarın iki kitabını okudum. Hamit devrini bazı farklı kaynaklardan okumuştum. Ancak kafamda bütünsel bir resim oluşmamıştı. Refik Halit’in Hamit Devri ile anlattıkları da önemli olmakla birlikte bunlar anı niteliğindeydi. Güvenilirliği tartışmalıydı ve konu üzerinde özelleşmiş kaynaklar değildi.
T. AKINCI’nın Suikast kitabı, dönemin siyasi koşullarını etraflıca belirlemişti. Sultana yapılan suikast bütün ayrıntıları ile anlatılmıştı. Ermeni tebanın Sultana öfkesinin nedenlerini anlayabilmiştim. Hamit devrinin etnik parçalar üzerine siyaseti tamamen ayrı bir çalışmadır ve belki de yapılır. Ancak yönetimde olduğu sürenin uzun olması başlıca zorluklardan biridir.
SÜRGÜN’de kafamda genel resim oluştu diyebilirim. Hamit hakkında yazılanlar o kadar çoktur ki doğrular, yanlışlar, yanılgılar ve amaçlı olarak uydurulmuş yalanlar birbirine karışmıştır. Sürgün kitabında Hamit’in uyguladığı baskı rejimini iyice anlayabildiğimi zannediyorum. Kitapta öncelikle Yıldız Sarayı her açıdan ayrıntılarıyla anlatılıyor. Hünkar’ın saray içinde nasıl yaşadığı, nelerle ilgilendiği, ailesi etraflıca anlatılıyor.
Kendisinin ne kadar kuruntulu ve hastalık düzeyinde şüpheci olduğunu görüyoruz. Çevresindeki insanların içinde çok iyi eğitimli insanlar olduğunu görüyoruz ama o, daha çok çıkarları için yanında olan cahillerin sözünü dinliyor. En güvendiği adamlardan bile şüphe edebiliyor. Plevne Kahramanı Gazi Osman Paşa gibi bir askeri değeri atıl duruma getirdiğini ve ondan da şüphe ettiğini görüyoruz. Pek çok defa sadrazam değiştirdiğini, mevcut Osmanlı idaresini çok defa değiştirdiğini de öğreniyoruz.
Polisiye romanlara meraklı olduğunu, marangozlukla hobi olarak uğraştığını, Yıldız sarayında pek çok işletme ve fabrika olduğunu ancak bunların çok verimsiz