Bunca ucuza gitmemeliydik. Bunca ucuza gitmeseydik. Bunca ucuzlayarak gitmemeliydik. Bunca ucuzladıktan sonra gitmeyebilirdik. Bunca ucuza gitmeyelim demiştik. Bunca ucuzlamasak gitmezdik. Böylesine ucuz nasıl gidebilmiştik. Gitmeyeceğiz derken ucuza gitmiştik. Kimse gideceksiniz dememişti bize. Kimsenin bizden haberi yoktu. Biz de ucuzlatılacağımızdan habersizdik. Ucuzluğun anlamını neredeyse unutmuştuk. Unuttuklarımızı kimseye anlatamazdık. Ucuzlamamız istense de kendimizi ucuzlatamazdık. Kendimizi ucuzlatabilsek de gitmek istemezdik. Ucuza gittiğimizi anlayamamıştık. Gitmek istemediysek de ucuza gitmiştik. Ucuzlamaya kalkmadıysak da uzaktaydık. İtile kakıla uzaklaştırılmıştık. Geri dönemeyecek denli uzaktaydık. Yok edileceğimizi beklememiştik. Ucuzlatıla ucuzlatıla yok edilmiştik. Yok olmaya değil yok etmeye gitmeliydik. Yok olmayı yok etmeliydik. Yok olmanın bizim için kendini yok edeceğine emin olsaydık ona canımızı verebilirdik. Elbette verebilirdik, ben de verebilirdim.
Aramakla bulunabilen birşey var mı? Uyku aramaya gelir mi? Bulunanın aranan olmadığı anlaşıldığında aranana bulunmuş gözüyle bakılabilir mi? Bir bulunan bir bulunmayanın yerini alabilir mi? Alırsa arananın bulunmasına yol açabilir mi? Bulunanlardan başlayarak bulunmayana varılabilinir mi? Bir son mudur bulamamak? Aramakla bulunamayacağını belirten bir son mudur yoksa yeni bir aramanın başlangıcı mıdır? Bu arada... Aranan nedir? Onca arama neyin arandığını unutturabilir mi? Yaşamayı uzatır mı aramak? Çok arayan çok bulabilir mi yoksa uzun yaşadığıyla mı kalır? Aranan bulunamadıktan sonra neden uzun yaşamak istenir? Ne istenir yaşamdan; bulunmayanın nerede olacağına değgin bir ipucu vermesi mi? İpuçları bir sona ulaştırır mı arayanı? Son?... En son aranan, son aranması gereken nedir? Son aranan ve bulunamayacak olan?...