🛳 KARANTİNA GEMİSİ 🛳
“Coronavirüs, insanlar arası ilişkileri kötü etkiliyordu. Herkes, bir diğer kişiden korkar hale gelmişti. Kim hasta, kim sağlıklı bilmek mümkün değildi. Hastalardan kimin yaşayıp, kimin yaşamayacağını bilmenin mümkün olmadığı gibi.”
“Deniz, tıpkı insan ruhu gibidir. Bir bakarsın coşar, kızar, tüm öfkesini kusar. Bir de bakmışsın, pamuk şeker gibi yumuşacık, duru ve dingin. İnsana benzer deniz…”
“Bazen yenildiğini hissedebilirdi insan, ama sonra ayağa kalkardı. Olumsuzluklardan kurtulabilecek doğal bir panzehire sahipti. Bu panzehir, insanların tam kalbindeydi. İhtiyaç hissetmesiyle, ortaya çıkması, aynı zamana rastlıyordu.”
“Her kalbin bir ışığı vardı. Aynı ışığı görünce ona uçuyordu pervane misali.”
✏ Eda Akoğlu, Salih, Süleyman bey, Naime teyze, Canan, Kaptan Deniz, Tekin, Mine, Dr. Dekker, Adnan bey, Dr. Sabez ve diğer karakterler ile bir gemide hep beraber yol aldık. Kimi üzüldük, kimi sevindik, kimi heyecanlandık ve bir film gibi yani…
✏ Karakterlerin gezdikleri yerlerde beraber gezdik ve her yeri internette araştırıp okumaya öyle devam ettim. Eda gibi bende İskenderiye kütüphanesinin içinde kayboldum adeta. Onun gibi her yeri hayranlık ile inceledim. Kitap resmen mis gibi sanat tarihi kokuyor. Pompey’in sütunu, Kayıtbay kalesi, Ebul Abbas Camii, kartaca antik kenti, Bardo, Sidi Bou Said, Medina yı gezip görmeyi bende isterdim. En sevdiğim Farid Farjad’ı bu eserde de görmek beni mutlu etti. Eda’nın ben gibi keman sesini seviyor olması ne güzeldi. Hemen bende sarı gelini açıp dinledim. Bu arada gemideki nikâha eşlik etmekte ayrı bir güzeldi.
✏ Eda’nın geçmişinden gelen sorunların onu bu gemide bulması, kimselere bir şey diyememesi üzerine işlerin daha kötü bir boyuta ilerlemesi beni üzdü. Eda için çok üzüldüm, öyle ki hayatımıza