Her kitap bir yolculuktur aslında, bir kitabı elimize aldığımız, kapağını açtığımız ve ilk sayfasını çevirdiğimiz andan itibaren bilmediğimiz bir dünyada yolculuğa çıkarız, bambaşka yerler görür, keşfeder ve orada yaşayan karakterlerle tanışırız.
Bazıları sadece tatlı bir his bırakırken, bazıları büyük etki bırakır üzerimizde. Değişimimizi tetikler, dönüşümümüzü başlatır, hayata dair farklı bakış açıları sunar, tabiri caizse bizde bir karşılık bulur ve artık onu okumadan önceki biz değilizdir. Ama her kitapta olmaz bu, enderdir ve özeldir bu duygu.
Karmanlar’a gelecek olursak; o da bizi bulunduğumuz yerden alıp başka yerlere götürüyor, bir farkla: dünyamızdan ve evrenimizden öteye, başka dünyalara, başka evrenlere, cennet ve cehennemin ötesine. Ne kadarını alırız, ne kadarını kaldırırız, ne kadarına inanırız orası da nasibimiz kadar sanırım.
Konuyu açacak olursam şöyle bahsetmek isterim; hani kendi kendimize zaman zaman, özellikle de sıkıştığımız ve de hayattan sıkıldığımız zaman sorduğumuz sorular vardır:
-Bu dünyaya neden geldim?
-Ben bu dünyanın insanı mıyım?
-Ben mi istedim doğmayı?
-Neden böyleyim?
(Ruhum neden böyle, bedenim neden böyle, zihnim neden böyle?)
-Ne günah işledim de başıma bu olay geldi/veya başıma neden bunlar geliyor?
-Neden insanlar iyi ya da kötü?
-Doğduğum yere, dine, aileye neden doğdum?
-Kader değişir mi, ömür uzar mı?
gibi.. ve belkide buraya yazamadığım çok daha fazlası..
İşte bu Neden’lerin Çünkü’lerini anlatmış bize bu bilgileri kaleme alan kişi. Baştan sona Yaradılış’ı açıklamış.
Herkesin bir sebebi, bir anlamı olduğunu, hiçbir şeyin boşu boşuna veya gelişigüzel olmadığını, belli bir sisteme göre varolduğunu anlatmış.
Çok ta açıklayıcı anlatmış.
Şimdiye kadar biz büyürken anlatılanlar, inancımız gelişirken öğrendiğimiz bilgiler