Kaya, uykusuz ve hortlak dergilerinde takip ettiğim bir karakterdi. Tam bir bencil karakteri çok güzel yansıtmış Kubilay Odabaş. Çok ince bir kitap zaten, bir oturuşta biter denen cinsten.
292 - Kaya iyiymiş aslında. Yani karakter olarak Kaya iyi değil tabii, ama Kubilay Odabaş’ın karakter yaratımı iyiymiş. Beyefendinin ismini duymuştum ama itiraf etmeliyim ki sıkı takipçisi değildim. Umut Sarıkaya ve Yılmaz Aslantürk için gittiğim Ankara kitap fuarı imza gününde kendisiyle de tanışmış oldum. Adama “abi ben seni tanımıyorum ama naber yaa eheh” diyemeyeceğim için de genel olarak hal hatır sorup kitabını aldım ve imzalattım. Biraz telaşlı ve hıncahınç kalabalıktan şaşkında dönmüş vaziyette olduğumdan kitabımı imzalarken ne yazdığına bile bakmadığımı standdan ayrıldıktan sonra fark ettim. Sövmemiş neyse ki. Kaya’yı çizmiş. Kaya’ya sövdürebilirdi de. Efendi adammış velhasıl. Kaya öyle değil. Çevrende görünmesini istemeyeceğin arkadaşlarından Kaya. Biraz serkeş, biraz piç, çokça gamsız. Bu gözsüz kahramanın hikayelerinde ve çizgilerinde bu nitelikleri derinlemesine hissetmek mümkün. Hikayelerde bir miktar toplum filtresinden geçirilmiş Joan Cornella esintisi de hissettim, benzer rahatsız ediciliği hissetmek etkileyiciydi.
Yazarın diğer kitaplarında çoğunlukla ilişkiler üzerine zekice tespitler içeren karikatürler vardı. Bu kitapta durum böyle değil. Kaya isimli, berbat kişilik özellikleri olan bir karakterin insanlara pislik gibi davrandığı çeşitli olayları içeren karikatürler var. Kaya gerçekten sinir bozucu biri. Çevremizde Kaya gibi insanlar var, çizerin yansıttığı kişi ve olaylar bence geçekçi ama okumak sadece insanı rahatsız ediyor. Çizerin diğer kitaplarında olduğu gibi bunda da gülmeyi beklediğim için kitap beklentimi karşılamadı.
Kitabı sadece okuyup sinir olmak isteyenlere tavsiye edebilirim.