KÖR DİLENCİLER / BARIŞ GÜVEN
Tüyap Kitap Fuar'ından imzalı aldığım Barış Güven'in kaleminden Kör Dilenciler adlı öykü kitabını okudum.
Kitabımızda; Kitap, Şeytan, Kör Dilenciler, Arayış, Resim ve Bedel adlı altı öykü bulunmakta. Arka kapaktan: güçlü bir kurgu ve yalın bir dili çarpıcı sonlarla birleştiren öykü tarzı “kötülük”, “ahlak”, “adalet”, “cehalet”, “bencillik” gibi kavramların insan ruhuna olan etkilerini, masalsı yaşamlar üzerinden okuyucuya yeniden anımsatıyor. Tesadüflerin “ilahi adalet ve hatta adaletsizlik” çarkındaki işlevi her hikâyede kendine konforlu bir alan buluyor.
Arka kapakta denildiği gibi öykülerin; “kötülük”, “ahlak”, “adalet”, “cehalet”, “bencillik” gibi kavramları içermesi bana Tolstoy ve Çehov hikayelerini anımsattı. Diğer yaşamlardan, öykülerden, masallardan, verilen nasihatlerden bir şey öğrenmek isteyen kişiler için her okuduğundan çıkaracak bir ders vardır.
"Uzağı yakın göstermek karın insana kurduğu bir pusudur. Beyazın ışığından bahtının karanlığını seçemeyen yolcu yürüdükçe yürür, o sahte dinginliğin işaret ettiği noktaya varacağını sanır. Uzak bir türlü yaklaşmaz." diyor tanıtım yazısının bir bölümünde. Kış sporları sevmememe rağmen bu bilgiyi biliyorum. Aynı durum deniz içinde geçerli ( işte sevdiğim sporlara geldik; yüzme, yelken vb.); denizde de mesafe yanıltıcıdır, uzman olmayan kişiler yanlış hesap yapabilir.
Kitap adlı öyküde; "Başımıza gelen bu felaket acı verici. Atalar der ki; her felaketten sonra durup dinleyin, size iletileni anlayın. Bu felaketin bize niçin reva görüldüğünü sormak için sığındım, iletileni bulmak için." diyor. Bize de neler iletiliyor ama dinliyor, anlıyor muyuz? Anlasak da umursuyor muyuz? Bence kesinlikle hayır, umursamıyoruz. Doğa yardım çığlıkları atıyor, Dünyamızın