Hikayeler - Orijinal ve Sadeleştirilmiş Metin Bir Arada

Küçük Aile

Tevfik Fikret
Tahmini Okuma Süresi:
6 sa. 21 dk.
Sayfa Sayısı:
224
Basım Tarihi:
2021
Yayınevi:
Can Yayınları
ISBN:
9789750755491
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·224 syf.··
2022 40. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2022 23:32
“Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür” bir şair olan Tevfik Fikret  sadece şiirleriyle değil, bu kez yazdığı hikayelerle de Servet-i Fünun döneminin etkisini hissettiriyor. Hikâyelerinin tamamında da meselenin büyük çoğunlukla bir şekilde hep aileye temas etmesi de okuyucu için çok etkileyici.
Hikaye
Küçük AileTevfik Fikret · Can Yayınları · 202162 okunma
8/10
·224 syf.··
2022 4. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2022 00:00
Daha 50. Sayfadayim beni sakin huzurlu bir eve, aynı zamanda dünya hali işte kızlarının hastalığıyla yanan yakılan bir aileye misafir ettiler. Akıcı güzel olmakla beraber eski türkçe kelimelerin bir çoğunu anlamamakla okumaya başladığım bir kitap
Küçük AileTevfik Fikret · Can Yayınları · 202162 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2022 179. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Kasım 2022 00:00
Kitabın adı: Tevfik Fikret (Küçük Aile Hikayeleri) Günümüz Türkçesine Çeviren: Seval Şahin Sayfa sayısı:224 Kitabımız Küçük Aile hikayelerinden oluşuyor. Beni en çok etkileyen Ayşe oldu. Ayşe anne babası (Emine-Ahmet) ile yaşamakta ve güzel bir genç kız olma yolunda büyümektedir. Fakat Verem hastalığına kızı mahvetmektedir. Doktorlar tedavi için hiçbir çare bulamamaktadır. Annesi de sinir hastasıdır. Sık sık kriz geçirmektedir. Kızının ölümcül hastalığına çok üzülmektedir. Ne olacaktır bu Aile Ayşe ve Emine iyileşecek2 mi????
Küçük AileTevfik Fikret · Can Yayınları · 202162 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Tevfik FikretYazar · 18 kitap
24 Aralık 1867'de İstanbul Kadırga'da dünyaya geldi. Asıl ismi Mehmed Tevfik. 12 yaşında öksüz kaldı. Mahmudiye Rüşdiyesi'nde okudu. 1888'de Galatasaray Lisesi'ni (Mekteb-i Sultani) birincilikle bitirdi. Çeşitli görevlerde memurluk yaptı. Kuzeniyle evlendi. Ticaret Mekteb-i Alisi'nde hat ve Fransızca dersleri verdi. 1891.de "Mirsad" dergisinin açtığı şiir yarışmasında birincilik kazanınca edebiyat çevrelerinde adını duyurdu. 1892.de Mekteb-i Sultani'ye Türkçe öğretmeni olarak atandı. 1894.te "Malumat" dergisini çıkaranlar arasında yer aldı. 1895.te hükümetin memur maaşlarında kesinti yapmasını protesto için görevinden ayrıldı. 1896.daServet-i Fünun Dergisi'nin Yazı işleri Müdürlüğü'ne getirildi. Dergi onun döneminde Edebiyat-ı Cedide'nin yayın organı kimliği kazandı. Aynı yıl Türkçe öğretmeni olarak Robert Kolej'e girdi. Aydınlar üzerinde süren yoğun baskılar nedeniyle birkaç kez gözaltına alındı. Bir süre sonra dergideki görevinden ayrıldı. 1906.da Robert Kolej'in hemen yanında bir ev yaptırarak "Aşiyan" adını verdi. Eşi ve oğlu Halûk'la birlikte buraya yerleşti. 1908.de 2.nci Meşrutiyet'in ateşli savunucularından biri oldu. Hüseyin Kazım Kadri ve Hüseyin Cahit Yalçın'la birlikte "Tanin" gazetesini kurdu. Gazete İttihat ve Terakki'nin yayın organı haline getirilmek istenince karşı çıktı ve Tanin'den ayrıldı. Mekteb-i Sultani Müdürlüğü'ne getirildi. 31 Mart Olayları'nı protesto için bu görevden de ayrıldı. Ama öğrencileri ve Maarif Nazırı Naili Bey'in ısrarlarıyla göreve döndü. 8 ay sonra yeni Maarif Nazırı Emrullah Efendi ile anlaşamayınca bir daha dönmemek üzere bu görevi bıraktı. İttihat ve Terakki iktidarına da karşı çıkarak Aşiyan'a çekildi. Ağır bir şeker hastalığına yakalanmıştı. Kolundan olduğu bir ameliyatın ardından yaşamını yitirdi. Eyüp'teki aile mezarlığına defnedildi. Küçük yaşlarda şiir yazmaya başladı. Başlangıçta Muallim Naci ile Recaizade Mahmut Ekrem şiirleri arasında uzunca bir arayış dönemi geçirdi. Daha sonra Fransız şiiriyle tanıştı. Özellikle François Coppe'den etkilenerek kendi şiirini yaratmaya koyuldu. Aşırı titiz tutumu, en küçük ayrıntılar üzerinde dikkatle durmasıyla kendine özgü bir üslup yarattı, döneminin tüm edebiyat ve şiiri üzerinde etkili oldu. Biçimsel kaygıları gözardı etmedi, sürekli yenilik aradı. 1900.de yayınlanan "Rübab-ı Şikeste"de toplumsal sorunlara ağırlık veren şiirlerin yanısıra, günlük konuşma diline yakın dille yazılmış şiirlerde vardı. Betimlemelerindeki ayrıntılı ustalığının ressamlığına bağlanır. Doğa şiirlerindeki doğayla uyumluluk da dikkat çeker. Oğlu Halûk'un şiirlerinde büyük etkisi oldu. 1911.de yayınlanan ikinci şiir kitabı "Halûk'un Defteri"ndeki şiirler, en umutlu ve iyimser şiirleridir. Bu şiirlerde oğluna ve Osmanlı gençliğine çalışkanlık, yurt sevgisi, hak ve hukuktan yana olma gibi erdemleri öğütledi. 1911.de basılan "Rübabın Cevabı"ndaki şiirlerde halkın acılarını, zorbalıkları, baskı ve haksızlıkları anlattı. Bu kitapta yer alan "Tarih-i Kadim'e Zeyl" başlıklı şiirde, kendisini eleştiren Mehmet Akif Ersoy'ya yanıt verdi Din ve doğa konusundaki görüşlerini açıkladı. Kendisinin doğanın bir izleyicisi olduğunu söyledi. 1914.te yayınlanan "Şermin"de yalın bir dille yazılmış, kısa dizelerden kurulu, dolaysız bir anlatımın egemen olduğu şiirler yer alır. 30.lu yaşlarından sonra çevresindeki olumsuzluklardan oldukça etkilendi. Dünya görüşü, çağının koşullarını aştı. Özgürlük ve eşitliğe inandı. Sınıfsal çıkarlara dayalı yönetim biçimini eleştirdi, belli egemen sınıfların yönettiği devlete ve bu devletin koyduğu yasalara karşı çıktı. Özel yaşamında da katı bir ahlak anlayışı sürdürdü. İnsana büyük değer verdi. Ona göre tüm soruların üstesinden gelecek, mutlu yarınları hazırlayacak olan insandır. İnsanın üstünlüğünü sağlayan ise duyarlılığı ve sezgi gücünden çok düşünme gücü ve aklıdır.