·
Okunma
·
Beğeni
·
448
Gösterim
Adı:
Külü Yok Belleğin
Baskı tarihi:
Ocak 1997
Sayfa sayısı:
70
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758012695
Kitabın türü:
Çeviri:
Arif Turan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Öteki Yayınları
Ruş Şairlerinin Yazgısı

Puşkin bir ilkyaz günü düştü düelloda:
Sözün yıldızı söndü sanki birden.
Lermontov'un ölümüdür gök ekinini biçen,
Şairin öldürülmesi törensel m'ola?
Akmesit Gumilov kavga etti Beyaz Ruslar için,
Tutsak ettiler onu da. Kurşuna dizildi.
Dinleyin, canına kıydığında Yesenin'in
Kara ışıklı bir ampul gibi cızırdayarak söndü yüreği.
Mayakovski, aşkın sandalı, bir tabancaya
Bindirerek parçalandı bir gün.
Kovalanan Mandelstam'dan sözcükler
Gölgenin onu yendiği kampın hangi ağacına
Uçup gider Voronej'de silene kadar izini.
Geceleyin öldü Tsvetaieva, duasız kaldırıldı cenazesi
Sesi yasaklı Ahmatova kar üstüne iz gibi
Severdi çırılçıplak gerçeği.
Ses etmedi Pasternak çamur atılmasına,
Berduşlukla suçlanıp sürüldü Brodski,
Maydan okuyarak ölüme, sürgüne, aforoza,
Kanıyor türküler ey Rusya, yalnız onlar kaldı ebedi.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
"Burada başıboş dolaşan,
döşeme taşlarını çizmeleriyle çınlatan zamanım ben.
Peleriniyle geçen ve kilin karnına usluca dokunan zamanım,
tortular arasında insan soluğu arayan bir büyücü gibi.
Sessizliğin en son kopuşuna ve yanmasına kadar
yaşamların Arius ipinin çözüldüğü labirente gel benimle.
Orada doğdum,
zamanın kucağında, taşların kara olgunluğunda orada yaşadım.
Yüzyıllarca yangın ve gölge imparatorluğuna hükmetmek üzere
kutsal sudan krizalitimi orada terkettim,
şimşek ve depremlerin büyük kahkahası için bir sarayda,
ters yatmış bir bakır ve kobalt gemisinde
yeryüzü yıllarından daha uzun gecelerce dolaştım!
Kör sular ve bitkilerle giyinik, alıştım karanlığa,
yaşamın tersi değil ama uzaması, soyumdan gelen karanlığa,
buzdağı zamanın suya batık temeline.
Orada doğdum ben, orada yaşadım
milyonlarca çığır yılının akkor tabakalarında,
kömürün ağaç biçimli ambarlarında,
akiklerin kavrulmuş katedralinde.
İlk ağacın uyanmasını bekledim,
İlk soluğunu insanın ateşin hecelerine dikkatli yüreğimde.
Taşa arma çizdiğini gördüm insanın,
taşın en karasına kendi düşünü işlediğini.
Ve su bana insan biçimini, zaman yüzümü verdi,
gecenin humusundan çekip çıkardı evcilleştirmek için güneşi."
Gölge boşalttı beni benden.
Bir yabancıda yaşıyor gün.
Diyorsun ki bana:
Öyle güçlü ki ışık, besliyor.
Nasıl korumalı tohumunu yarına?
Saydamlığı kale bedeni yapalım.
Dü.
Beni gölgede bırakıyor zar. Yabancının zarı ben, beni piste atan şey tarafından oynandım, o da başkasının tuttuğu zarıdır. İşte boşaltılmış yüzüm, yüzde iki gözüm, görünmez bir yıldızın kara delikleri. Tenimden koparılan şafak tarafından oynandım, kemik çatısını çıplak bırakana kadar.
Senin taşınla dokunuluyor
zamanın
yeryüzü tonozlarına,
katman acılara,
lav gözyaşlara.
Yaşam:
Hızla çoğalan
alınmış parmak izleri.
Ağacın kabuk altı katmanı,
yürek vuruşu
açılıyor,
fosil ateş
soluk alıyor
şiirde.
"İnsan tek alevdir yeryüzünde
Göğü ve mevsimleri ısıtabilen
Lanetlendi o alev ve öldürüldü
Budandı
Ve kireç suyuna verilen doğal sıcaklığı
Ey sönmeye yargılı fosilleşmiş çiçek
Çukurdaki sönmüş yıldız
Kürek kürek çıkarıyordu kemikler
Külden merdivenlerle iniyorlardı kardeşlerim
Çığlıkların dolabı dönüp duruyordu
Azap çektirilen tüm etlerin toplandığı
Bir artezyen yara bir kuyu didik didik ediliyordu
Görmek için acı anlaşılmaz bir altını geri verir mi diye
Yeryüzüne güneş aşılanıyordu
İnsanın onurunu ve çağıl çağıl çocukluğunu kavurmak için
Yolunuyordu en ufak düş ve oyuluyordu dibine kadar gözler
Kanın yalnızca susuzluk olduğu yanık toprak yüreğin
Adı aşağılanıyordu
Yine direniyordu insan saçma bir maden gibi
Asidin ve tükrüğün kemirmesine baş kaldırarak
Ve bedeni kesip atabilirdi de
Kalırdı yine o bir anının ya da gülümsemenin
Boyun eğmeyen taşı olarak
Gaz odasının duvarlarında can çekişen
Kara hiyeroglifler olarak
İpi koparan ıssız bir ses tiz mi tiz bir ses
Yüzyılların camını çizecek
Dünyanın kulak davulunu patlatacak
Bir elmas cızırtısı çıkaran son çığlık olarak"

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Külü Yok Belleğin
Baskı tarihi:
Ocak 1997
Sayfa sayısı:
70
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758012695
Kitabın türü:
Çeviri:
Arif Turan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Öteki Yayınları
Ruş Şairlerinin Yazgısı

Puşkin bir ilkyaz günü düştü düelloda:
Sözün yıldızı söndü sanki birden.
Lermontov'un ölümüdür gök ekinini biçen,
Şairin öldürülmesi törensel m'ola?
Akmesit Gumilov kavga etti Beyaz Ruslar için,
Tutsak ettiler onu da. Kurşuna dizildi.
Dinleyin, canına kıydığında Yesenin'in
Kara ışıklı bir ampul gibi cızırdayarak söndü yüreği.
Mayakovski, aşkın sandalı, bir tabancaya
Bindirerek parçalandı bir gün.
Kovalanan Mandelstam'dan sözcükler
Gölgenin onu yendiği kampın hangi ağacına
Uçup gider Voronej'de silene kadar izini.
Geceleyin öldü Tsvetaieva, duasız kaldırıldı cenazesi
Sesi yasaklı Ahmatova kar üstüne iz gibi
Severdi çırılçıplak gerçeği.
Ses etmedi Pasternak çamur atılmasına,
Berduşlukla suçlanıp sürüldü Brodski,
Maydan okuyarak ölüme, sürgüne, aforoza,
Kanıyor türküler ey Rusya, yalnız onlar kaldı ebedi.

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Ebru
  • Berf
  • Sinem Gün

Kitap istatistikleri