Liberteryenizm ve Anarko-Kapitalizm

Coşkun Can Aktan

Liberteryenizm ve Anarko-Kapitalizm Sözleri ve Alıntıları

Liberteryenizm ve Anarko-Kapitalizm sözleri ve alıntılarını, Liberteryenizm ve Anarko-Kapitalizm kitap alıntılarını, Liberteryenizm ve Anarko-Kapitalizm en etkileyici cümleleri ve paragragları 1000Kitap'ta bulabilirsiniz.
ben vergi vermiyorum. devlet tarafından benim param çalınıyor.
“…basit ve net tanımıyla vergilendirme bir gasptır. Vergileme gücü, devletin toprakları üzerindeki sakinlerin ya da hedef kitlenin mülküne baskı yoluyla el koymaktır” (Rothbard, 2009b: 168-169).
Sayfa 169 - SOBİAD: Hukuk ve İktisat Araştırmaları Merkezi
rothbard biz senden razıyız abim
Rothbard ve takipçileri, klasik liberal teoriye yönelik eleştirilerinde genelde Hume-Smith ve Hayek’in temsil ettiği anti rasyonalist anlayışın bireysel özgürlükleri temellendirilmede güvenilir ve geçerli bir yaklaşım olmadığı tezine dayanırlar. Hume’un aklın kapasitesinin sınırlı olduğu önermesinin, doğal hukuk anlayışı üzerinde tahripkar etkiler yarattığını öne süren Rothbard’a (2009a:15) göre, “...inşa aklının kendisi için en uygun amacı belirleyebileceği hakkındaki tabiat kanunu görüşünün aksine Hume insanların amacını nihayette sadece duygular belirlediği görüşünü savunmuş ve buradan aklın yerinin bu duygulara teknisyenlik ya da hizmetçilik yapmak olduğunu söylemiştir. Rothbard için Hume’un tutku ve hislere teslim olmuş felsefesinin tersine doğal hukuk felsefesinde insanın “hedefler”inin bizzat akıl aracılığıyla seçeceği “doğru akıl”ın (right reason) insanı kendisi için uygun hedeflere ve araçlara yönelteceği kabul edilir.
Sayfa 131 - SOBİAD: Hukuk ve İktisat Araştırmaları Merkezi
Reklam
laissez faire!
Adını kısaca “bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” (laissez faire, lase passe) şeklindeki ifadeden alan laissez faire felsefesinin özünde, piyasa kurum ve işleyişinin devletten ve onun politikalarından ba-ğımsız olması fikri vardır. Fiyat belirleme, kota koyma ile tarife ve gümrük vergileri aracılığıyla siyasi iktidarların ekonomiyi yönlen-dirme ve yönetme iradesi, piyasayı yanlış yola sokmaktadır. Doğal özgürlük düzeni olarak adlandırılan piyasada bilginin, emeğin ve sermayenin serbest dolaşımı ve rekabeti esas kabul edilir. Laissez faire düşüncesine göre siyasal iktidarların müdahaleci refleksleri zaman içinde azalma yerine artış göstermektedir.
Sayfa 105 - SOBİAD: Hukuk ve İktisat Araştırmaları Merkezi
Nihai anlamda her türlü eşitlik talebi adına ortaya konulan egelitarian politikalar, devle-tin, meşru sınırlarının ötesine geçmesine neden olacaktır. Böyle bir düşüncenin karşısında olan Nozick’e göre ise, insanlar arasında gelir ve servet açısından eşitsizlik durumu söz konusudur. Bu eşitsizliğe herhangi bir gücün düzeltmek veya gidermek amacıyla müdahalesi de kabul edilemezdir. (Nozick, 2000: 300-302) İnsanlar kendi meşru kazanımlarını bir başkaları lehine neden kullanmak zorunda olsunlar ki? Nozick açısından toplumsal ve ekonomik malların kazanımlarının meşru yolla elde edilip edilmediğinin veya meşru olup olmadığının tek kriteri, onların yasal yollarla kazanılıp kazanılmadığıdır. Şayet meşru yollarla kazanılmış iseler, bunların dağıtımı veya yeniden da-ğıtımı için hiçbir neden yoktur. Bunun içindir ki, minimal devlet bizi başkaları tarafından araç, vasıta veya kaynak olarak kullanılabilecek bir kişi olarak değil, tam Kant’çı anlamda, hakları ihlal edilemeyen bireyler yani amaç olarak görmektedir. Bizlere amaç olarak davra-nılması hem haklarımıza saygı gösterilmesi hem de bizlere de saygı gösterilmesi anlamına gelir ve bireysel olarak seçtiğimiz bir hayatı düzenleme, kendimizle ilgili düşüncelerimizi gerçekleştirme olanağı verir. Her hangi bir devlet veya bireylerden oluşan bir grup ona göre, bundan fazlasını da azını da yapamaz.
sayfa 101-102, SOBİAD: Hukuk ve İktisat Araştırmaları Merkezi
Devlet
Devlet, insan için bilinen en tehlikeli kurumdur. Hatta Murray Rotbard, devleti cisimleşmiş bir şiddet, bir cebir olarak düşünmektedir. Potansiyel olarak bir siyasi yönetim, insan haklarına yönelik en tehlikeli tehdittir; siyasi yönetim yasal olarak silahsızlandırılmış kurbanlara karşı fiziki zor kullanma konusunda hukuki bir tekeli elinde tutar.
Devlet, zafer kazanmış bir grup insanın yendiklerine zorla kabul ettirdikleri egemenliğinden başka bir şey değildir. (Op-penheimer, 1997: 43-44). İçeride ve dışarıda cebir kullanma tekeline sahip bir devletin inşası, çatışma ve/veya savaş yoluyla mümkündür. Nock’ın belirttiği gibi devletler, başkalarının mal ve hizmetlerine zorla el koyarak vücuda gelirler (1935:1-3). Devletler var olabilmek için savaşmak, savaşmak için de güvenlik tekeline sıkı sıkıya sarılmak zorundadırlar.
Sayfa 109 - SOBİAD: Hukuk ve İktisat Araştırmaları Merkezi
Reklam
156 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.