GKRY ve Yunanistan ikilisinin savunduğu ve AB tarafından desteklenen tezlerin gerçekleşmesi durumunda; yaklaşık 189 bin kilometrekarelik deniz yetki alanımız 41bin kilometrekare ile sınırlandırılacak, bir başka deyişle egemenlik haklarımızın bulunduğu 148 bin kilometrekarelik alan gasp edilmiş olacaktır.
Bu eksik teknik yaklaşım nedeniyle deniz yetki alanlarımız minimalist bir yaklaşımla ortaya koyulmuştur. Halbuki Türkiye'nin deniz hukukunun ilgili hüküm ve prensipleri ile uluslararası mahkeme ve hakem kararları ışığında Mısır ve KKTC'nin yanı sıra İsrail, Libya Lübnan ve Suriye ile ilgili kıydaşlar olmaları nedeniyle deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına dair antlaşmalar imzalaması mümkündür ve gereklidir.
“Nitekim, kendi öz menfaatlerinin farkında olmayan ve sahip çıkamayan milletler, başka milletlere bunu altın tabakta sunmuşlardır. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde bu bağlamda çok sayıda örnek göstermek mümkündür.”
Yunanistan normalde Libya'ya ait olacak askeri 39.000 km²'lik bir deniz alanını ve Türkiye'nin hakkı olan 8.900 km²'lik deniz alanını haksız yere bir oldubitti ile sahiplenmeye çalışıyor.
Türkiye'nin, Kıbrıs civarında Türk ve KKTC kısa sahanlıklarındaki izinsiz faaliyetlere verdiği tepkinin benzerini Girit'in güneyindeki hakları için de vermesinden çekinen Yunanistan, ihaleyi şimdilik Girit adasının batısıyla sınırlandırmıştır.