Michelangelo’nun varlığını her ne kadar ninja kaplumbağalar çizgi filminden ögrenmiş olsamda asıl merakımı Rahmetli Robin Williams'in unutulmaz filmi Goodwill hunting filminde matt damon'ı yerin dibine sokan, bende aydınlanma ve sanata olan ilğimin başlamasına vesile olan sahne etkili olmuştur. Bu sahneyi aşağıya linke bırakıyorum.
Micelangelo denilince akla birçok sanat dalı gelsede asıl diğer Goat'lardan üstünlüğü tabiki de heykel bence, bu konudada bana heykeli sevdiren özellikle muhteşem Antalya heykel müzesinin çok büyük yeri var kitabı okurken ğörseller o kadar gercekci ki her detay beni Antalya müzesinde gezdiğim günlere götürdü.
Kitaba gelecek olursak, birkaç başyapıtın isminden ibaretti olan bilgim: Davut, Pietà, Sistine Şapeli... bu kitabı okuduktan sonra fark ettim ki bu adam sadece büyük bir sanatçı değil, insan olarak da hayran olunacak biriydi.
Kitap aslında tam anlamıyla bir sanat albümü gibi ama muze katalogu havası yok. Sayfalar arasında dolaşırken sadece eserlerini görmüyorsunuz; o eserlerin arkasında nasıl bir hayat, nasıl bir yalnızlık, nasıl bir hırs, nasıl bir takıntı olduğunu da seziyorsunuz.
Michelangelo’nun zor bir insan olduğunu okurken hissettim. Hem başkalarına hem kendine acımasız, hem kibirli hem de kırılgan biri. Bazen düşündüm, bu kadar büyük sanat böyle bir karakterden başka türlü çıkar mıydı? Kitap boyunca sanki bir sanatçının değil, bir ömrün izini sürüyorsunuz.
Kitabin çok büyük bir kısmı sistina şapelinin tavanı ve tavanda yer alan her resmin detayı ile ilğili hikayelerle dolu, bu bölüm Trt2 de Mahir Güven'in değerli proğramı 1 resim bir hikayeye götürdü, keske yeterimce vaktim olsa her resmi işin uzmanlarının agzından dinleyebilseydim. Ama yine bir kısmını dinlemedim değil onlardan birinin linkinide aşağıya