Bir palto, genellikle bir zırh ya da bir maske (Jung bunu persona, yani maske olarak adlandırır) sembolüdür ve bireyin dünyadan korunmasını sağlar. Hedefi ikilidir: öncelikle başkaları üzerinde belli bir izlenim bırakmak; sonra içeriyi başkasının merakından gizlemek.
Ama toplumsal ve cinsel rekabet unsuru olan giysinin sembolik yükü ve muğlaklığı nevroza da eşlik edebilir, hatta bunu karmaşıklaştırabilir. Çünkü giysi bir çıplaklığı basitçe örtmenin ötesine geçer ve "bedenin ortaya koyduğundan daha mahrem bir çıplaklığı giydirir".
Modanın çoklu görüntülerinin her birinin kendi amacı vardır: toplumsal bir mevkiyi portrelerle tasvir etmek, basında egemen modelleri yaygın olarak dağıtmak, fotoğraf yoluyla giysi ve marka mizanseni yapmak.
Sembolik malların üretimi, lisanslı marka ürünler gibi, firmayla, bu ürünlere imzasını basan kreatör ve bu damganın büyüsünün bir bölümüne sahip olmayı arzulayan alıcılar arasındaki kültürel mesafeyi kullanır. Bu malların tüketimi bizzat kreatörün sembolik gücünün gelişimine ve bu malı edinmenin sağladığı farklılık katkısına bağlı olarak hızlanır ya da yavaşlar.
Gelişiminin belli bir evresinde tasarlanmış ve dondurulmuş olan değişmez giysi, en görünür sembollerinden biri olduğu - çünkü dışardan tek algılanabilir olan budur- ideolojinin önceliğini açıklar.
Açık toplumların bağrında gelişim gösteren dinsel mezhep ya da gruplar durumunda, örneğin Quakerler ya da Hassidiler arasında, moda yasağının uygulanması için bireysel katılım gerekli görülür. Keza, yasağa uymama durumunda grubun dışlayıcılığı öyle güçlüdür ki, yasak kabul edilir ve hatta talep edilir. Giyim kuralının ihlalinin polisiye ya da hukuksal otorite tarafından derhal cezalandırıldığı diktatör bir iktidarın olduğu ve kapalı ülkelerde durum elbette başkadır.
Giysilerin fotoğrafını çekme tarzındaki gelişme, fotoğraf sanatındaki değişimleri açıklamaktan başka, modayı bir görüntü kaydından çıkarıp yaratı nesnesi durumuna geçirir.