bir sarayım olacaksa, "bellek sarayı"m olsun.
Evet saray, ama öyle yüzlerce odalı, içinde kaybolacağın şaşaalı bir yapı değil; benim hayal gücüm, zihnimde yarattıklarımla kaplı bir saray. Bu sarayın illa ki bir bina olması gerekmiyor, bir tren istasyonu da olabilir, çocukluğumun geçtiği bir oyun parkı da olabilir. (kitabın kapağı bu manada çok anlamlı) İşin özü ve amaç; en iyi bildiğin ve yakından tanıdığın bir mekanı, anılarla, anımsamak istediklerinizi simgeleyen imgelerle doldurmak.
Karmaşık gelmiş olabilir, açıklayayım kısaca: en basitinden sabah evden çıkıp markete giderken -akıllı telefonunuzu yanınıza almadınız- alacaklar listesi oluşturdunuz kafanızda, o listede yazılı olanları da farklı mekan ve imgelerle bağdaştırdınız ve her birini bir köşeye yerleştirdiniz. Bunu nasıl yaparım? Aklımın gözünü kullanarak, listemi mekanlara yerleştirebilirim ve bunu çok kısa sürede yapabilirim. Size sihir vaad etmiyorum :) "düşünmeyi öğrenmek" üzerinde duruyor kitap bende aklıma yatan kısımları aktarmaya çalışıyorum.
Kitap, 3 yıllık bir süreçte ortaya çıkmış. 2011'de ilk defa basıldıktan sonra 34 dile çevrilmiş. Yunanlı şair Simonides'ten günümüze gelişen bellek sanatının tarihini ve inceliklerini, zihin sporcularıyla yaptığı röportajları, yaşanmış bazı nörolojik rahatsızlıkların zihinde nasıl etkiler yarattığını araştırmış ve bizimle paylaşmış.
Gerçek bir gazeteci kimliğiyle yaklaşmış Foer. Sorgulamadan inanmamış hiçbir şeye. O yüzden bu kitap sahtecilik barındırmıyor, efsaneler sunmuyor ve kimseye güzelleme yapmıyor (kitapta var olan ünlü kişiler var), yeri geldiğinde düşüncesine göre aklından geçenleri söylüyor. Düşünmediğiniz yerden, bakmadığınız bir açıdan düşünmeye yönlendiriyor. Ve mucizeye değil, kendinize inanmanızı, kendi hayatı üzerinden, yaşadıklarını (1 yıl