Bu ay #antikyunanuyaralamaları grubumuz ile 1931 yılında yayınlanan Elektra'ta Matem Yakışır adlı oyununu okuduk. Nobel ödüllü yazar klasik Yunan tragedyası Oresteia üçlemesini Amerikan İç Savaşı sonrası New England’a uyarlayan modern bir trajedi yazmış. Oyun hem mitoloji hem de temel psikanaliz kavramları üzerine oturtulmuş, ayrıca dönemin katı protestan ahlakı üzerinden toplumsal eleştiri yapılmış.
Tuğgeneral Ezra Mannon ve oğlu Orin iç savaş sırasında cephedeyken, sert toplumsal kurallarla yetiştirilmiş olan Lavinia Mannon annesinin, Adam Brant adında biriyle ilişkisi olduğunu öğrenir. Adam Brant, Mannon ailesinden intikam almak isteyen biridir. Ilk başlarda Christine'e intikam için yaklaşmak isteyen Adam daha sonra ona aşık olur. Christine ile Ezra'yı ortadan kaldırmaya yönelik plan yaparlar. Lavinia annesini uyarsa da, olacakların önüne geçemez. Babası annesinin planıyla ölür. Elektra nasıl annesi Klytaimnestra'dan intikam aldıysa, Lavinia'da adalet için harekete geçer. Lavinia'nın babasına karşı bastırdığı duygularının ( Elektra kompleksi) ve bir Mannon kadınına uymayan cinsel dürtülerinin hayatını nasıl karmaşıklaştırdığı, bu arada savaş yüzünden travma yaşayan Orin'in, annesine olan hastalıklı bağlılığının ( Oidipus kompleksi) öne çıkarıldığı akış yoğunlaşır, görünüşte her şey Lavinia'nın istediği yönde ilerler.
Lavinia adaleti sağladığını düşünse de, bilinçdışı arzularıyla ve suçluluk duygularıyla yüzleştiğinde, geçmişinden kaçamayacağını anlar ve baştan beri mezar metaforu olarak kullanılan Mannon Evi'ne kısılı kalır.
Başlangıçta annesinden farklı biri olduğunu düşünen Lavinia, hikâyenin sonunda onun yerine geçer. Kaderin kaçınılmaz olduğuna vurgu yapılır.
Psikinalizin yükselişte olduğu 1931 yılında böyle bir metin yazmak oldukça parlak bir fikirmiş bence.