Kitap başlangıçta töre kitabı olarak başlıyor ama içinde onlarca konuyu işliyor. Van'dan İstanbul'a akan bu hikayede;
Meryem'in çaresizliğini ve tüm olumsuzluklara rağmen içinde ki yaşama sevincine ve arzusuna tutunacaksınız.
Askerden yeni gelen Cemal'in gördüğü onca ölüm ve dehşete rağmen insan kalan yanını görmek isteyeceksiniz.
'İnsan kendi olmaktan çıkabilir mi, bambaşka bir kişiye dönüşüp başka bir hayat yaşayabilir mi?" Yaşadığı bunalımdan kurtuluş olarak gördüğü yollardan "intihar veya kaçıştan" kaçısı seçen profesörün ve tüm bu kişilerin kesişen hayatları etrafında şekillenen bir hikaye.
Yazar kitapta ülke ile ilgili onlarca konuya değiniyor. Öyle ki bazen konu Meryem'i değilde bambaşka bir hikayeyi anlatıyor sanacaksınız.
Daha çok yazarın ülke ile ilgili düşüncelerini veya eleştirilerini ele alan bu kitapta; Farklı dinlerden, farklı mezheplere, farklı kültürlerden, farklı yaşamlara değiniyor. Yetmiyor; Doğudan batıya göçün sebeplerinden bu göçün doğurduğu sorunlara, açlık grevlerine, töreye, ensest ilişkiye, başörtüsü sorununa ve en çok da kadın olmanın zorluğuna değiniyor.
Daha yazmadığım bir çok konuya da değiniyor. Belki de bu konu zenginliğinden dolayı da bu kadar okundu, beğenildi veya eleştirildi.
Herkesin haklı bulduğu ya da katılmadığı durumlar bulacağına eminim. İki türlü de okunmaya değer bir kitap.
İyi okumalar.
Ömer Zülfü Livaneli 20 Haziran 1946 da Konya'nın Ilgın İlçesinde doğmuştur. Hikaye ve romanlarında genel olarak 21.yy Türkiye'sinin yaşadıklarını yansıtmıştır.
"Mutluluk" 2002 yılında yapılan ilk basımında büyük ilgi görmüş ve birçok farklı dile çevrilmiştir. Barnes And Noble'en her yıl verdiği kitap ödüllerinde Mutluluk kitabı ikincilik ödülü kazanmıştır. Ayrıca 44. Altın Portakal Film Festivali en iyi film müziği ödülünü mutluluk ile Zülfü Livaneli'ye vermiştir.
Romanda kesin bir tarih vermemekle birlikte Türkiye'nin 2000'li yıllarındaki sorunlarını anlatmıştır. O yıllarda olan Hizbullah sorunu, PKK terör örgütü sorunu, Anadolu'nun bazı kesimlerinde olan çarpık namus anlayışı ve arkaik bir geleneği, Türk Kürt milliyetçiliği, o zamanlarda olan başörtü sorunu ile üniversitelerde olan eylemler gibi birçok konuyu çok boyutlu anlatmıştır.
Toplumun farklı kesiminden üç gencin mutluluk arayışını anlatan bu roman karakterlerin psikolojilerini derinlemesine anlatmıştır. Okurken karakterlerin iç dünyasına kendinizi nasıl kaptırdığınızı bile farkedemiyorsunuz. :)
Romanın olay akışı hakkında da bir şeyler söylemem gerekirse;
Vanda doğup büyüyen ve içinde bulunduğu toplumun çarpık namus anlayışının çok sayıda kurbanı olan kızlardan sadece biri olan Meryem'in, askerliğini yaptıktan sonra hayata bakışı değişen, asker arkadaşları dahil çok fazla ölüm görmesi ve zorlu, ölümle burun buruna geçen iki yıllık askerlik sonrası psikolojisi etkilenen, memleketine dönünce bir daha eskisi gibi olamayan Meryem'in amcaoğlu Cemal'in ve son olarak İzmir'de büyümüş Anadolu çocuğu olan Harvard üniversitesi kazanan ve sonrasında kendi kültürlerinden çok farklı kültüre sahip bir kızla tanışması sonucunda İstanbul'a giden ve hayatı değişen ama gitgide mutsuzlaştığını farkeden ve mutluluk
Doğum günümde hediye olarak gelen bu kitabı beğendim mi beğenmedim mi bilemiyorum. Hikaye amacına hizmet etmiş, ülkenin sınıfları arasındaki fark, hayatı anlayış şekli ve bakış açısı tüm gerçekliğiyle anlatılmış. Her Livaneli kitabındaki gibi bir çok bilgi de hikâyenin içine yedirilmiş. Ama ne kadar popüler, başarılı olarak bilinen bir yazar olsa da kitapları bana genellikle yavan geliyor. Bitmesi için sayfa saydım durdum.
Kitapla ve sevgiyle...
İlk bakışta Mutluluk ismi, kitabın içeriğiyle çelişiyor gibi görünüyor. Ancak mutluluk, hiçbir zaman acısız gelmez hayata. Tıpkı sevginin nefretle, özgürlüğün tutsaklıkla, umudun çaresizlikle var olması gibi. Romanda da üç farklı hayat üzerinden insanın ne kadar körleşirse körleşsin, ne kadar umutsuz olursa olsun hep bir şekilde mutluluğu aradığı anlatılır.
Livaneli, kaderleri birbirine tam bir tezatmış gibi gözüken üç karakterin -Meryem, Cemal ve Profesör İrfan- yollarını kesiştirir ve bu arayışta onları yoldaş yapar. Meryem'in sessizliği yüzyıllardır susturulan tüm kadınların sesidir. Cemal ise kendisine biçilen rolleri sessizce kabul eden ancak içine doğduğu bu düzenden başka bir hayat görmemesine rağmen; doğru bildiklerini sorgulayan, vicdanını susturmamış biridir. Profesör İrfan ise yoksulluğun içinden gelmiş, hayallerindeki hayatı kurmuş ancak ruhunu kaybetmiş bir aydındır.
Romanın her sayfasında, her cümlesinde toplumsal yaralarımıza dokunulur. Hiçbir temele dayanmayan inançları, gelenek ve töre adı altında kurulan tahakkümleri, insanımızın doğu-batı arasına sıkışmış kimliğini ele alarak toplumumuzun geldiği nokta eleştirilir.
Son sayfada Meryem'in yüzündeki dinginlik belki de Livaneli'nin en büyük sorularından biridir: "Gerçek mutluluk özgürlükle mi gelir, yoksa özgürlüğün bedelini ödemekle mi?"
"Kimse hayatından memnun değil. Herkes derin bir huzursuzluk içinde kıvranıyor; daha iyi bir hayata ulaşmak istiyor ama o yeni hayatın ne olduğunun da farkında değil. Tarifi yok; dolayısıyla toplumun mitolojisi ve ideali de yok. Bu yüzden bir nehrin suları bizi önüne katmış götürüyor. İnsanlar akıntıdan kurtulmak için kıyıdan sarkan dallara tutunmaya çalışıyorlar. Kimi din dalına tutunuyor, kimi milliyetçilik, kimi kürtçülük; kimi ise nihilizme gömülüyor..."
Kitabın özü tam olarak yukarıdaki alıntı üzerine kurulu bence. "Mutluluk, ölümden kaçan ve mutluluğu arayan üç kişinin romanı." diye tanımlıyor kitabı Livaneli. İşte bu üç kişinin üzerinden yukarıdaki kavramları, toplumu her eksiğiyle eleştiriyor.
Kitaptan kısaca bahsedecek olursak Meryem, Cemal ve Profesör İrfan üç ana kahramanımız. Meryem üzerinden Doğu'da yaşanan din ve kadın yargılarını; Cemal üzerinden Doğu'daki savaşı, terörizmi, milliyetçilik ve kürtçülük fikirlerini; Profesör İrfan üzerinden ise Batı'nın tüketim toplumunu, nihilizmi eleştirel bir bakış üzerinden ele alıyor. Bu kitap aslında tüm bu fikirlerin, görüşlerin aşırılığına karşı yapılmış bir eleştiri. Ayrıca kitabın temel fikrinde ise hoşgörü çağrısı yapıldığını görüyoruz; toplumların, ayrışmadan, mezhepçiliğe ve dinsel fanatizme düşmeden bir arada barış içinde yaşayabileceğine dair bir çağrı.
İçerik müthiş, dil harika ve özellikle Livaneli'nin Profesör İrfan bölümlerinlerinde yaptığı kültürel bilgi şovları kesinlikle okunmaya değer.
Ve filmini izleyip beğenenlere ithafen şunu söylemeliyim; filmi beğendiniz mi, kitaba bayılacaksınız! Filmde sadece Meryem perspektifinden izlerken burada üç farklı karakterin dünyasını gözlüyoruz. Ayrıca film ile kitap çok farklı bir sona sahip. Kesinlikle okunması gereken bir şaheser.
"Tenine sinmiş portakal