Bir keresinde, eski üniversite hocalarımdan biri beni görmeye geldi ve "Beni hatırlıyor olmalısın," dedi.
Ben de ona, "Evet, hatırlıyorum, nasıl unutabilirim ki?" dedim. "Bugün buralara gelebildiysem senin başarısızlığın sayesinde geldim. Beni yetiştirme konusunda başarılı olamadın. Çok denediğin, ama başarısız olduğun için sana her zaman minnettar olacağım!"
***
Beni gerçekten seviyordu ve akademik dünyaya girmem için her yolu denedi. Beni o kadar çok seviyordu ve bana o kadar değer veriyordu ki ne zaman bir sınav olsa sabah arabasıyla gelir ve beni sınav salonuna götürürdü, çünkü gitmeyebileceğimden ya da meditasyon yapıyor olabileceğimden korkardı. Sınavlardan önce yanıma gelip, "Falanca kitabı okudun mu?" ya da "Falanca konuyu iyi çalıştın mı?" gibi bir ton soru sorar, sınava yeterince iyi hazırlanıp hazırlanmadığımı kontrol ederdi. Sınavda çıkabilecek soruları tekrar tekrar hatırlatırdı, çünkü onu dinlememiş olabileceğimden çok korkardı.
Belli ki beni çok seviyordu.
Anne baban da seni çok sevdi, öğretmenlerin de seni çok sevdi, ama onlar bilinçsizler, ne yaptıklarını bilmiyorlar. Ne kadar çok sevseler bile bir şeyler mutlaka yanlış gidecektir; yanlış gitmeye mahkûmdur. Yani sana kendilerine uygun olan neyse onu vermeye çalışıyorlar. Öğretmenim benim iyi bir üniversitede başarılı bir profesör olmamı istiyordu; önemli bir üniversitede bölüm başkanı, dekan ya da rektör yardımcısı olmamı hayal ediyordu.
Hayal ettiği şey buydu ve ben de her zaman gülerek ona şunu sordum: "Ama ben bununla ne kazanacağım? Sen ne kazandın? Sen bir bölüm başkanısın, bir sürü derecesi olan bir dekansın, Fahri Edebiyat Doktorusun, şusun busun; sen ne kazandın?"
O da bilen bir gülümsemeyle, "Sen sadece bekle ve ben ne diyorsam onu yap," derdi. Çünkü bu "Sen ne kazandın?" sorusu karşısında
Başkalarını kandırabilirsin, ama kendini kandırman mümkün değildir. Neşeli görünmek için gösterdiğin her çaba üzüntünü daha da derinleştirir. Hissetmek için ne kadar çabalarsan gerçek duygulardan o kadar uzaklaşırsın.
Hayat bir akıştır. Burada senden başka hiçbir şey kalıcı olamaz. Buradaki tek ebedi şey sensin ve eğer sürekli değişen bir şeye tutunursan o gittiğinde acı çekersin.