Aşkın en güzel, en saf, en utangaç, en çaresiz hali... Nar. Size ne çok şey kaçırabileceğinizi anlatıyor. Söylenmeyen iki kelime için. Kendine bile itiraf edemediğin iki kelime için. 'Seni seviyorum.' Ne de ekşi bir hikaye ama... Ne de tatlı... Bu hikaye nar gibi... Narı yerken ağzınızda bırakan tat gibi. Kimi zaman boğazınızı yakar, kimi zaman dünyanın en tatlı şeyi. Boş duvarlarla konuşmak gibi bazen bu hikaye. Öylesine çaresiz, öylesine şiir gibi...
Hayatlarının en güzel günlerini yaşayan iki gencin bi anda okul proje ödevi için şehir gezilerine gitmeleri gerektiğini öğrendikten sonra tanımadıkları bi numaradan mesajlar almaya başlıyorlar ve bunun onların arasındaki arkadaşlık bağını koparmalarından korkuyorlardı ki korktukları da oluyor arkadaşlıkları sonlanma noktasına geliyor...
tek kelimeyle harikaydı. Balın ile Çınar'ın ölümüne tatlı arkadaşlığı beni çok etkilemişti. Kitap gençlik romanıydı. Eğer içinde hem arkadaşlık hem de macera arıyorsanız tam da size göre.
Kitaba başlamadan önce beklentim çok fazlaydı. Ama kitabın başında biraz sıkıldım doğrusu. Ama sonra kitap çok sürükleyici bir hal aldı.
Karakterlerimiz Çınar ve Balın aynı evi paylaşmaktadırlar. Okudukları üniversitenin yaz tatilinde vermiş olduğu bir ödev için şehir dışına çıkarlar. Ekip olarak gidilen yerlerde Balın’a gizemli mesajlar gelmektedir. Gizemli mesajlar Çınar ve Balın’da merak uyandırıyor. Kimin gönderdiğine dair şüpheyle yaşıyorlar.
Ve kitap bu gizemli mesajların kimin tarafından gönderildiğinin bilinmemezliğiyle bitiyor.
Vasat bir kitaptı. Sürükleyici noktası gizlediği karakterdi. Beni şaşırtacak mi diye okumaya devam ettim bir baktim bitmis. Bu bakimdan surukleyici diyebilirim. Ama pek beğenmedim. Icine çekmedi beni. Karakterler kalbimde yer etmedi. Betimleme yoktu karakterlerle alakali yüzleri gözümün önüne gelmedi. 3 kitaplik bir seri saniyorum ki hepsi bende var. Okumaya devam edecegim.