·
Okunma
·
Beğeni
·
33
Gösterim
Adı:
Newton ve Newtonculuk Kültürü
Baskı tarihi:
Ekim 2000
Sayfa sayısı:
193
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758408115
Orijinal adı:
Newton and the culture of Newtonianism
Çeviri:
Gökçen Ezber
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İzdüşüm Yayınları
Onyedinci yüzyılın ortalarında, din ve doğa felsefesi alanındaki doğmalar yıkılmış, fakat bunların yerine ne konulacağı konusunda bir görüş birliğine varılamamıştı. Tam olarak eksik olan bir değerlendirme standardıydı ve bu durum birçok insanın septik bir tutum içine girmesine yol açmış, evren ya da Tanrı hakkında kesin bir bilgiye ulaşmanın olanaksız olduğu inancını ortaya çıkarmıştı. Antik çağların öteki unsurları yanında, Pyrron'un biçimlenmiş kuşkuculuğu da canlanmıştı, fakat onaltıncı yüzyılın başından itibaren, fazla biçimsel olmayan daha genel bir kuşkuculuğun ortaya çıktığı gözlenebilir. Düşünce sistemleri birbirleriyle yarışıyor ve birbirlerinin varsayımlarını çökertmeye çalışıyordu. Saonuç olarak Batı Avrupa, onaltıncı ve onyedinci yüzyıllarda düşünsel bir krize girmişti. Kuşku duymadan bilgiye ulaşmak olası mıydı? Birbiri ile yarışan onca sistem içinde, kesinliğe nasıl ulaşılacaktı? İnsanoğlu gerçeği öğrenebilecek miydi?
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Newton ve Newtonculuk Kültürü
Baskı tarihi:
Ekim 2000
Sayfa sayısı:
193
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758408115
Orijinal adı:
Newton and the culture of Newtonianism
Çeviri:
Gökçen Ezber
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İzdüşüm Yayınları
Onyedinci yüzyılın ortalarında, din ve doğa felsefesi alanındaki doğmalar yıkılmış, fakat bunların yerine ne konulacağı konusunda bir görüş birliğine varılamamıştı. Tam olarak eksik olan bir değerlendirme standardıydı ve bu durum birçok insanın septik bir tutum içine girmesine yol açmış, evren ya da Tanrı hakkında kesin bir bilgiye ulaşmanın olanaksız olduğu inancını ortaya çıkarmıştı. Antik çağların öteki unsurları yanında, Pyrron'un biçimlenmiş kuşkuculuğu da canlanmıştı, fakat onaltıncı yüzyılın başından itibaren, fazla biçimsel olmayan daha genel bir kuşkuculuğun ortaya çıktığı gözlenebilir. Düşünce sistemleri birbirleriyle yarışıyor ve birbirlerinin varsayımlarını çökertmeye çalışıyordu. Saonuç olarak Batı Avrupa, onaltıncı ve onyedinci yüzyıllarda düşünsel bir krize girmişti. Kuşku duymadan bilgiye ulaşmak olası mıydı? Birbiri ile yarışan onca sistem içinde, kesinliğe nasıl ulaşılacaktı? İnsanoğlu gerçeği öğrenebilecek miydi?

Kitap istatistikleri