Elindeki telefona bakınca içi ürperdi. Birkaç dakikalığına, onu şaşkınlıktan ayakta duramayacak hâle getiren haberi unutmuştu. Kır saçında pek eksilen tel yoktu. Göz kenarlarındaki kırışıklıklar artmış, göz altı torbaları belirginleşmişti. Bunları umursamıyordu; zayıflayan hafızası, kısa süreli unutkanlıkları onu endişelendiriyordu.
“Kimseye muhtaç kalmadan ve yük olmadan ölmek istiyorum. Cezam böyle olmasın,” diye fısıldadı, damlaları püskürten gökyüzüne bakarak. Yaşlanmıştı ve tek korkusu buydu: ele bakmak.
Belli ki hayatta henüz kapanmamış bir hesabı daha vardı. Bununla yüzleşirse ne olacaktı, kimin ne işine yarayacaktı?