Pelin Onay, kelimeleri sadece kağıda dökmüyor; onları soyup en çıplak, en "nü" haliyle yeniden doğuruyor. Kitap boyunca dil, yazarın elinde bükülen bir cevher gibi; her bir sözcük oyunu, okurun zihninde yeni bir kapı aralıyor.
Paylaştığı o zarif ama hüzünlü diyalogda olduğu gibi:
-Seni seviyorum' diyen bir ses buradan geçti mi?
-Hayır bayan, görmedik.
Bir sesin duyulmak yerine "görülmemesi", yazarın dili nasıl duyular ötesi bir boyuta taşıdığının en güzel kanıtı. Biz de bugünlerde o görülmeyen seslerin izini sürerken, bu güzel cümlelerin mimarına bir selam gönderiyoruz.
Kelimelerle kurduğu bu eşsiz evren için yazara teşekkür ederken, 6 Mayıs’taki doğum gününü şimdiden kutluyoruz. Nice yeni kelimelere, nice iyileşmeyen ama güzelleşen sızılara...