·
Okunma
·
Beğeni
·
254
Gösterim
Adı:
O Gün
Baskı tarihi:
Mayıs 2014
Sayfa sayısı:
324
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750514319
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Nurcan Baysal O Gün’de, Van Gölü kenarında Tatvan’a bağlı Kavar havzasından hikâyeler, hayatlar anlatıyor. Kavar’ın, yüz yıl öncesinden, Ermenilerin orada yaşadığı zamandan günümüze uzanan hikâyesi… 90’lı yılların gayri nizami harp ortamında Kavarlıların başlarına gelenlerin hikâyesi: Yakınları gözlerinin önünde öldürülenler, evleri-köyleri yakılanlar, korucu yapılanlar… Kavarlıların hikâyesi, bu yaralı bereli tarihten gelerek, 2013’te Diyarbakır’daki tarihî Newroz’un coşkusuna çıkıyor.

“Kürt sorunu” deyince on yıllardır dillerden düşmeyen bir sihirli formül olan “kalkınma”, kitabın temel meselesini oluşturuyor. Doğu’daki kırsal kalkınma çalışmalarına hâkim olan mantığı, Kavar’daki deneyiminden hareketle sorguluyor Nurcan Baysal: “Kim ‘kalkındıracak’? Niye biz ‘kalkındıranız’? Kim demiş masada yemek yemenin daha iyi olduğunu? Ya kalkınma adına yaşamın çeşitliliğini yok edersek? Kim tanımlamış yoksulluğu? Kim kime göre yoksul? Kalkınma adına mı döşeniyor bu otobanlar? Kalkınmayı nasıl insanileştirecektik? Adalet ve eşitlik olmadan kalkınma olur mu? Dili, kimliği ve kültürü görmeyen bir kalkınma olur mu? Onurlu yaşam hakkı kalkınmanın neresinde? Eşitsizlikleri göz ardı eden bir kalkınma neye yarar?”

Kürt meselesine, köye-köylüye, tahsilliye-tahsilsize, kalkınmaya-yoksulluğa, topyekûn hayata bakmak için bambaşka pencereler açan, sımsıcak bir kitap.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kürtçe, dedi anneannem, kalbin dilidir.
Türkçe , müziktir.
Bir şarap deresi gibi akar, yumuşak, tatlı, parlak.
Bizim dilimiz, diye bağırdı, acının dilidir.
Ölümü tattık hep; dilimizde nefretin, acının yükü var.
Bu Kavarlı kadını dinlerken bir kez daha şaşırıyorum. Bizler şehirli kadınlar olarak köylü kadınlar ezilir, kente gelip çalışınca kadın özgüven kazanır, ekonomik özgürlüğünü kazanır sanırken, burada tam tersi bir durum söz konusuydu. Eğitim açısından da durum farklıydı. Çoğumuz kentte çocuk daha rahat okutulur diye düşünürken, bu Kavarlı kadın kentte kalsa maddi imkansızlıklar nedeniyle çocuklarını okutamayacağını, çocukların fabrikalarda çalışmak zorunda kalacağını, ama köye geri döndüğü için çocuklarını okutabildiğini belirtiyordu.
Başka bir kadın "12 ay burada sebze yiyoruz. İstanbulda alamıyorduk" diyerek anlatıyor büyük şehirle farkı.
O yıllar ben de çoğunluk gibi, okumanın otomatik olarak daha iyi bir yaşamı beraberinde getireceğini düşünüyordum. İleride anlayacaktım okumanın sadece daha iyi para kazanmayı sağladığını, ama o kadar! Okumak bizi içinde bulunduğumuz şiddet ve aşağılanma ortamından kurtarmıyordu. Sonuçta bu topraklarda yaşayan her çocuk şiddet ve aşağılanma ile büyüyordu. Bunu hiç dikkate almadan soruyordu Türk medyası 2006 olaylarından sonra, "Bu çocuklar niye taş atıyor?" diye. Bu çocukların hayat pratiğiydi bu şiddet. Bu kadar şiddet içinde yaşayan bu çocuklar ellerine taş alacaklardı.
Dicle'yi dinlerken kendi çocukluğum aklımda. Şehitlik'teki mahallemde akşama kadar sokaklarda oynayışım. Ayağımdaki mor lastik ayakkabılar ve sonradan annemin tarayamadığı için kestirdiği uzun saçlarım. Ana kuzusundan çok sokak çocuğuna benzer halim. Kürtlüğümü kapatmak için en iyi şekilde Türkçeyi öğrenme çabam. Okulda Batılı çocukların yanında başımız hep eğik gezmemiz. Gazoz kapaklarından yaptığım kolyelerim. Ceplerimde her an oynamaya hazır beştaşlarım. Baharla birlikte diğer cebimde de muhakkak yeşil eriklerim, Diyarbakırlıların deyişiyle can eriklerim. Hep kırmızı basmadan(annem en çok kırmızıyı sevdiği için) yapılmış elbiselerim. Yokluğa rağmen tebessümle hatırladığım günler. Kocaman bir aile, 2 odalı kırmızı tuğladan evimizde sürekli çalan Sezen Aksu ve Ahmet Kaya sesi...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
O Gün
Baskı tarihi:
Mayıs 2014
Sayfa sayısı:
324
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750514319
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Nurcan Baysal O Gün’de, Van Gölü kenarında Tatvan’a bağlı Kavar havzasından hikâyeler, hayatlar anlatıyor. Kavar’ın, yüz yıl öncesinden, Ermenilerin orada yaşadığı zamandan günümüze uzanan hikâyesi… 90’lı yılların gayri nizami harp ortamında Kavarlıların başlarına gelenlerin hikâyesi: Yakınları gözlerinin önünde öldürülenler, evleri-köyleri yakılanlar, korucu yapılanlar… Kavarlıların hikâyesi, bu yaralı bereli tarihten gelerek, 2013’te Diyarbakır’daki tarihî Newroz’un coşkusuna çıkıyor.

“Kürt sorunu” deyince on yıllardır dillerden düşmeyen bir sihirli formül olan “kalkınma”, kitabın temel meselesini oluşturuyor. Doğu’daki kırsal kalkınma çalışmalarına hâkim olan mantığı, Kavar’daki deneyiminden hareketle sorguluyor Nurcan Baysal: “Kim ‘kalkındıracak’? Niye biz ‘kalkındıranız’? Kim demiş masada yemek yemenin daha iyi olduğunu? Ya kalkınma adına yaşamın çeşitliliğini yok edersek? Kim tanımlamış yoksulluğu? Kim kime göre yoksul? Kalkınma adına mı döşeniyor bu otobanlar? Kalkınmayı nasıl insanileştirecektik? Adalet ve eşitlik olmadan kalkınma olur mu? Dili, kimliği ve kültürü görmeyen bir kalkınma olur mu? Onurlu yaşam hakkı kalkınmanın neresinde? Eşitsizlikleri göz ardı eden bir kalkınma neye yarar?”

Kürt meselesine, köye-köylüye, tahsilliye-tahsilsize, kalkınmaya-yoksulluğa, topyekûn hayata bakmak için bambaşka pencereler açan, sımsıcak bir kitap.

Kitabı okuyanlar 9 okur

  • Ufuk Bayram
  • Ali Mourinho
  • Gülay Karakaya
  • Ufuk bayram
  • Amed Cangiz
  • buket kunur
  • Bahadır Kaya
  • Umut
  • Bahar

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0