Tahmini Okuma Süresi:
6 sa. 7 dk.
Sayfa Sayısı:
216
Basım Tarihi:
2022
Yayınevi:
Risale Yayınları
ISBN:
9786257786164
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·216 syf.··
2025 8. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2025 13:58
Kitap oruç ibadeti hakkında çok geniş ve ayrıntılı bilgi içeriyor.Oruca ait bütün helal ve haramları dört itikadi mezhebin görüşleri verilerek anlatılmıştır.Bir ilahiyatçı olarak en dip ayrıntı vermesi hoşuma gitti.Eğer sadece kendi mezhebime ait emir ve nehiyleri öğrenmek istiyorum, zihnimin bulanmasını istemiyorum diyen olursa maalesef tavsiye etmiyorum.Ama her mezhebin görüşünü de bilmek ve karşılaştırmak istiyorum diyen varsa şiddetle tavsiye ederim. Vehbe Zuhayli hocamızın kaleminden kalite kokan eserlerden.
OruçVehbe Zühaylî · Risale Yayınları · 20224 okunma

Yazar Hakkında

Vehbe ZühaylîYazar · 10 kitap
Şam’a bağlı Deyratiyye’de 1351/1932 yılında doğmuştur. Babası Mustafa Zühaylî, vaktinin önemli bir kısmını Kur’an okumakla geçiren, ibadet ve taate yönelmiş bir hafızdır. Geçimlerini tarım ve hayvancılıkla temin etmektedirler. Vehbe Zühaylî’yi derinden etkileyen ilk kişi babası Mustafa Zühaylî’dir. Vehbe Zühaylî ilim hayatına Kur’an tedrisi ile başlamış, doğduğu yerde ilköğrenimini tamamlamıştır. Ortaöğrenimi için 1946 yılında Şam’a giden Zühaylî on dört yıllık öğrenim sürecinin ardından, Şam’da bulunan Şeriat Fakültesi’ne başlamıştır. 1952 yılında bu fakülteden yüksek başarı ile mezun olmuştur. Şam’dan sonra ilim tahsili için Mısır’a gitmiştir. 1956 yılında el-Ezher Üniversitesi Şeriat Fakültesi’ni, 1957 yılında ise aynı üniversitenin Edebiyat Fakültesi Arap Dili ve Belagati bölümünü tamamlamıştır. Bu yıl içerisinde tamamladığı bir diğer fakülte ise Ayn Şems Üniversitesi Hukuk Fakültesi’dir. Lisans düzeyinde yoğun bir şekilde devam eden ilim tahsil sürecinin ardından lisansüstü öğrenim faaliyetlerine yönelen Vehbe Zühaylî, 1959 yılında Kahire Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde İslam Şeriatı bölümünde “İslam Fıkhında ve Şer’î Siyasette Vasıtalar” konulu Yüksek Lisans çalışmasını tamamlamıştır. 1963 yılına gelindiğinde Vehbe Zühaylî artık “İslam Fıkhında Savaş Esirleri” isimli doktora tezini savunmaktaydı. Muhammed Selam Mezkûr danışmanlığında hazırladığı tezini, Muhammed Ebû Zehra ve Muhammed Hafız Ganim gibi dönemin büyük âlimlerinin huzurunda savunan Zühaylî artık öğretim faaliyetlerine yönelmekteydi. Doktor unvanını aldıktan sonra, 1963 yılında Şam Üniversitesi Şeriat Fakültesinde okutman olarak vazifeye başlamış, 1967-1968 yıllarında vekaleten dekanlık görevini üstlenmiştir. 1972-1974 yılları arasında Libya’da Bingazi Üniversitesi’nde dersler vermiştir. İlmî çalışmalarına yoğun olarak devam den Zühaylî, 1975 yılında profesör olmuştur. Öğretim faaliyetlerini uluslararası düzeyde sürdürmüş, birçok Arap üniversitesinde Şeriat Fakülteleri, Hukuk Fakülteleri ve Edebiyat Fakültelerinde dersler vermiştir. Sudan’da Ümmü Derman ve Hortum Üniversitesi’nin Şeriat Fakültelerinde dersler vermiştir. Öğretim üyesi olarak 1984 yılında gittiği Birleşik Arap Emirlikleri’nde 1989 yılına kadar kalan Zühaylî, orada Tefsîru’l-münîr isimli eserini yazmıştır. Ayrıca bölüm başkanlığı ve dekanlık görevlerini de yürütmüştür. 1992 yılında misafir öğretim üyesi olarak gittiği Riyad’da dersler ve konferanslar vermiştir. 2000 yılına gelindiğinde, Vehbe Zühaylî, Sudan ve diğer Afrika üniversitelerinde verdiği konferanslar ve seminerlerle dikkat çekmektedir. Bu tür ilmi faaliyetlerinin yanı sıra cami derslerine devam etmiş, yaşadığı çağın iletişim teknolojilerinden de geri kalmamış, radyo ve televizyon programlarıyla tenvir ve irşat faaliyetlerini sürdürmüştür. Fıkıh usûlünü, kapsamlı ilimlerden biri olarak nitelendiren Zühaylî, bu ilmin naslardan hüküm istinbatı için esas olduğunu ifade etmiştir. Ona göre, naslarda yer alan veya içtihatla ortaya konan hükümlere dair doğru düşüncenin delili usûldür. Bundan dolayı hiçbir hukukçu usûlden müstağni olamaz. Zühaylî, naklî ve ahlî delillerin birbirine muhtaç olduğunu, delile itimat etmeyen içtihadın muteber olmayacağını, naklî delilin de nazar ve istidlale ihtiyaç duyacağını vurgulamıştır.