Osmanlı Kitap Kültürü Carullah Efendi Kütüphanesi ve Derkenar Notları

·
Okunma
·
Beğeni
·
5
Gösterim
Adı:
Osmanlı Kitap Kültürü Carullah Efendi Kütüphanesi ve Derkenar Notları
Yazar:
Baskı tarihi:
28 Şubat 2015
Sayfa sayısı:
412
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053200574
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nobel Akademik Yayıncılık
Kitap kültürü çalışmaları nispeten yeni bir konu olduğu halde akademide ve entelektüel camiada son zamanlarda artan bir ilgiye mazhar olmaktadır. Ne var ki bu artan ilgiden Osmanlı kitap kültürünün yeterince nasiplendiğini söylemek güç görünmektedir. Osmanlı kitap kültürüne dair sınırlı sayıdaki çalışmalar da daha ziyade matbu eserler üzerinden gelişmiştir. Elinizdeki kitap bir 17-18. Yüzyıl Osmanlı alimi ve kadısı olan Cârullah Efendi'nin kütüphanesi üzerinden Osmanlı yazma kitap kültürünü ele almaktadır. Çalışmada halen Süleymaniye Kütüphanesi'nde bulunan 2200 civarında eserden müteşekkil koleksiyondaki kitap derkenar notları vesile kılınarak eserlerde yer alan ilimler ve onlara yansıyan kitap kültürü tahlil edilmiştir.
Elinizdeki kitabın bir başka katkısı da hiç şüphesiz hakkında neredeyse hiçbir bilgi bulunmayan Cârullah Efendi gibi çok kıymetli bir âlim, müderris, kadı, kütüphaneci ve bibliyofilin ilim âlemine lâyıkıyla tanıtılmış olmasıdır.
2013-2014 yıllarında İlmi Etüdler Derneği'nde yürütülen bir araştırma projesinin neticesinde ortaya çıkan bu kitapta değişik ilim dalları açısından kitap kültürünü ele alan 14 yazı yer almaktadır.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Fihrist Mahiyetindeki Notlar

Cârullah Efendi kitabın iç sistematiği ve bütünlüğüne dair değerlendirmelerde bulunmakta ve böylece âdeta okuyucu için yol gösterici bir fihrist hazırlamaktadır. Değişik şekillerde tezahür eden bu notlarda bazen kitabın aslının eksik kaldığı belirtilmekte,”71 kimi zaman ise kitabın içerdiği konu başlıklarının standart fıkıh kitaplarında yer alan tüm babları içermediği aktarılmaktadır. Mesela özellikle üzerine oldukça kapsamlı notlar yazdığı ez-Zahira adlı eserin bir yandan bab sayısının nüshalara göre aldığı farklılıkları ayrıntılı bir şekilde kaydederken,”72 aynı eserde dokuz fıkıh babının bulunmadığını ifade etmektedir. Bu eser vesilesiyle el-Muhitu'-Burhâni'de de altı babın bulunmadığı söylenerek okuyucuya bu hususlarda gafil düşmemesi salık verilmektedir. 73

Aynı kitabın içindeki bölümlerin varak numarasına işaret eden ve böylece âdeta esere bir içindekiler oluşturan notlar da söz konusudur.” Farklı ciltleri içeren eserlerin giriş kısmına o ciltten önceki ve sonraki ciltler hakkında bilgilerin verilerek eserin toplam kaç cilt olduğuna dair kayıtlara da rastlanmaktadır.”75 Kitap içinde başka kısımlara atıfta bulunan uyarı notları,76 ilgili ciltte eksik kalan bab başlıklarına işaret,”77 bizzat kendisinin hazırladığı fihrist ve bunun üzerinden kitabın muhtevasına dair malumat aktarımları,78 bazı bab başlıklarının kimi nüshalarda kitabın son kısmında yer aldığına dair bilgi notlarına da rastlanmaktadır.” 79
Osmanlı kitap kültürünün ortaya konulmasında Veliyyüddin Cârullah Efendi koleksiyonu üzerinden yapılacak tespitler şüphesiz ki bunlarla sınırlı değildir. Zira içinde bulunduğumuz çağdaki kitap algısıyla Osmanlı insanının kitap algısı arasında işlevsellik bakımından bariz farklar gözükmektedir. Bir yanda günümüzün donuk ve şahsi kütüphanelere hapsolan kitapları tıpkı bizler gibi giderek bireyselleşirken diğer yanda ise canlı ve yaşayan bir organizma gibi her daim hareket eden ve âdeta cemaat olmayı ilke edinen Osmanlı kitap tasavvuru ortaya çıkmaktadır. Cârullah Efendi'nin kitaplarındaki remizlerin gizemli bir şekilde kendini saklaması, ilk sayfalara yazılan hadis, kelam-ı kibar, dua ve beyitlerin daima değişmesi bu hâlin göstergesidir. Sahip olduğu kitapların kendisinden sonra kıymetinin bilinmesi ve kitaplarının okunduğuna dair bazı notlar alması, meraklılarının ellerinde gezen bir meta olarak kitabın temellük kayıtlarıyla sürekli el değiştirdiğinin gözlemlenmesi, miras yoluyla intikal eden bir kitabın alışveriş konusu olması gibi birçok husus Osmanlı kitap kültürünü araştırmacılar nezdinde daha da cazip kılmaktadır. Sonuçta bu cazibenin ileriki dönemlerde Cârullah Efendi gibi âlimlerin koleksiyonlarının incelenmesiyle kitap ve çevresinde oluşan kültürü daha da belirgin hâle getireceği şüphesizdir.
Kur'ân'ın toplanması, çoğaltılıp şehirlere gönderilmesi, ceylan derisine yazılı olması ve harekelemenin bulunmaması gibi bilgilere bu notta yer verilmesi de Kur'ân tarihine kaynaklık etmesi açısından önem arz etmektedir. Zira biz biliyoruz ve tarihi kaynaklar da onu gösteriyor ki, Kur'ân'ın noktalanması ve harekelenmesi işi, Ebü I-Esved ed-Düeli ile başlayıp Halil b. Ahmed ve öğrencilerinin dönemine kadar uzayan bir periyodu içermektedir. Bu da hicri 60 ilâ 180 yılları arasında cereyan eden bir ameliyedir.

Kur'ân'ın toplanması konusunun işlendiği diğer bir yer ise İbnü'l-Cezeri'nin Neşr adlı eseridir. Yermük Savaşı'nda “hafızların şehit edilmesiyle Kur'ân'ın toplanmasına işaret edildi” ifadesine bakarak cümle İbnü'l-Cezeri tarafından edilgen yapıda kurulmuş olmasına rağmen Cârullah Efendi burada işaret eden kişinin Ömer b. Hattab ve işaret edilenin de Ebubekir es-Sıddik olduğunu not düşer. Yani tarih bilgisini burada bize gösterir.”

Cârullah Efendi,Kur'ân tarihi açısından önemli notlar düşmeye devam etmektedir: “Kendisine de bir mushaf ayırdı ifadesinden yola çıkarak o zaman beş mushafın var olduğunu dile getiren Cârullah Efendi, bir tanesinin Resulullah'ın hücre-i saadetinde bulunduğunu ve yukarıda da belirtildiği üzere onu bizzat gördüğünü belirtir.İkincisi Humus Kalesi'nde; üçüncüsü, Kufe'de; dördüncüsü Basra'da beşincisi, ise Hz. Osman'ın yanındaki mushaftır. Onun vefatı sırasındaki fitne ortamından dolayı oradan alınmış olmalıdır. Kahire Amr b. As Câmii'nde bulunan mushafın bu mushaf olma ihtimali de imkân dâhilindedir. Zayıf bir görüşe göre altıncı mushaf, İskenderiyye Câmii'nde; yedincisi, Bahreyn'de; sekizincisi, Yemen'dedir. Mekke mushafı aradan geçen bunca zamana rağmen ortada yoktur. Şam Ümeyye Câmii'nde gördüğüm mushaf ise bunlara hiç benzerlik göstermiyordu. Allahu A'lem ama İskenderiyye mushafı Mekke'den gelmiş olabilir”
Yazma kültürünü basılı kitap kültüründen ayırt eden birçok özellik vardır, ancak bunlardan belki de en önemlisi yazma bir eserin okuyucunun farklı yollarla katkısına daima açık olmasıdır. Şu ya da bu metnin herhangi bir nüshası, söz konusu nüsha fiziksel bakımdan elverişli olduğu ölçüde, asırlar içerisinde farklı bilginlerce ilave edilmiş kayıtlarla dolu olabilir. Kuşkusuz bu kayıtlar ana metinle iç içe geçecek ve onu dönüştürecek bir işlev ifa etmez, ancak ana metni farklı seviyelerde açacak, ileriye taşıyacak veya eleştirecek bir rol üstlenirler. Notların doğrudan metnin muhtevasıyla ilgili olmayan başka işlevleri de vardır. Kitabın fiziksel özellikleri, istinsah bilgileri, kitabın tarih içerisindeki serüveni ve sahipleriyle ilgili kayıtlar da bu notlar içerisinde değerlendirilebilir. Bu bağlamda Cârullah Efendi'nin, tefsirle ilgili kitaplarına düştüğü notlarını şu başlıklar altında yorumlayabiliriz: 1. Kitaplailgili bilgiler

a. Kitabın intikal serüveniyle ilgili bilgiler

b. Fiziksel nitelik bilgileri

c. Fihristler

d. Kitabın içeriğiyle ilgili özetler

e. Müellifle ilgili bilgiler

F. Eser sirkülasyonuyla ilgili bilgiler

2. Kitabın içeriğiyle ilgili ilaveler

a. Gramatik izahlar

b. Hareke düzeltmeleri (zabt)

c. İlgili kaynaklara müracaatla meseleler hakkında ilave bilgiler

d. Eleştiriler

3. Okuyucuyla (Cârullah Efendi) ilgili kişisel /biyografik bilgiler
Kitapçılar çarşısı sadece entelektüel hayatın değil, günlük yaşamın da bir parçası hâline gelecek derecede o kadar merkezileşmişti ki, bunun en önemli göstergelerinden biri Câhiz'ın Ebü Ubeyde'den naklettiği şu cümledir: “Mühelleb vasiyetinde şöyle dedi: Ey oğulcuğum sana, zırh satıcıları ve kitapçılar dışında çarşılarda dolaşmamanı tavsiye ediyorum”! Bağdat'taki kitapçılar çarşısında tedavüle giren kitap yekünüyle ilgili olarak, Ya'kübi'nin el-Buldân'da verdiği bilgi dikkat çekicidir. Ya'kübi, Bağdat'ın doğusunda Bâbu't-tâk'ta bulunan ve bilginler için bir çekim merkezi rolü icra eden verrâklar çarşısında yüz kadar kitapçı bulunduğunu söyler.” Bu kitapçıların ellerindeki metinleri ne kadar hızlı tedavüle soktuklarını gösteren bir örnekise filozof Yahyâ b. Adi'dir. İbnu'n-Nedim'in aktardığına göre, mezkür çarşıda verrâklık yapan Yahyâ b. Adi, çok fazla metin istinsah ettiğini ve bunun sağlığına zarar verebileceği uyarısında bulunan İbnu'n-Nedim'e istinsah ettiği metinlerin çokluğuna şaşırmaması gerektiğini, bu mesleğin ancak sabırla yürütülebileceğini söyler ve şöyle cevap verir: “Taberi tefsirinden iki nüsha istinsah edip mülüku'l etrâf'a gönderdim. Sayılamayacak kadar çok kelamcı eseri istinsah ettim. Bir günde neredeyse yüz varak istinsah ederim.” İslâm dünyasındaki yazma kültürünün asıl yaratıcıları olan verrâklar ve müstensih bilginlerin dolaşıma soktuğu kitaplar sayesinde, sadece verraklar carşisi degil sultanlar, emirler ve vezirlerin saraylari ile şifahaneler, camiler,medreseler ve bilginlerin evleri de kütüphane halini almiştir.24
Cârullah Efendi bazen kitapların giriş sayfasına kitabın içinden ya da dışından küçük notlar yazar. Mesela bu not bir şiir olabilir, bir tefsirden alıntı olabilir, bir hadis-i şerif olabilir, kitabın kaynaklarından bahsedilen bir not olabilir, coğrafi bilgi olabilir. Son maddeden başlarsak, Celalüddin es-Suyüti'ye ait olan Şerhu'n-Nukâye adlı eserin giriş sayfasında memleketi hakkında açıklayıcı not düşen Cârullah Efendi şu ifadelere yer verir: “Suyüt ya da Asuyüt olarak sin harfinin ötreli okunmasıyla yazılır. Mısır'ın Said bölgesinde yer alan bir köydür”. Tabakat kitaplarında geçen bu bilgi, Cârullah Efendi tarafından eklenerek eserin yazarının coğrafi anlamda yaşadığı bölge hakkında bilgi verilmiştir.

Koleksiyonun 19. parçası olan el-Unvân adlı eserin giriş sayfasında da “Yâ Kebikeç”” ifadesi göze çarpmaktadır. Girişte yer alan notlardan kimisi ise Tefsir-i Hanifi21 adında bir tefsirden alıntılardan oluşmaktadır. Suyüti'nin Şerhu'n-Nukdye adlı eserinin baş kısmında yer alan ifadeler şöyledir: “Hikmet ehli birisi der ki: “Cehennem ehlinin alameti beştir: Kötü ahlak, katı kalp, günaha dalmak, kaba bir dil ve ekşi bir surat”.

Yine aynı eserde geçen hem hadis hem de tefsir alıntısına “Kim üç defa 'estağfirullahellezi la ilahe illa hüvel hayyul kayyum ve etubu ileyh” derse savaştan firar etmiş olsa bile günahları bağışlanır”? şeklinde geçen not hadis kitaplarında geçmekle birlikte sonunda Tefsir-i Hanifi notu da mevcuttur.
Öncelikle defaatle dile getirdiğimiz gibi Cârullah Efendi, eserin içeriğine ilgisiz, sadece bir koleksiyoner, sıradan bir okuyucu değil aksine dolu dolu okuyan, okuduğunu anlayan, yer yer notlar düşen hatta eleştirmesini de bilen bir münevverdir. Bazen elindeki eserlerin içeriğine öylesine vâkıf olmuştur ki, birbirlerine çapraz dipnotları verir. Yazım hatalarını düzeltme amaçlı not düştüğü gibi rivayet zincirindeki inkıtâ'ları da bu sayede belirtir. Kimi zaman ayette geçen bir kelimeyi okuyucular bilemez endişesiyle kelimenin geçtiği ayetin bir kısmını kenara yazıverir. Bazı anlar hayatının bir kesitini anlatan Cârullah Efendi kimi zaman da ele aldığı kitaba öylesine dalar ki, bir mütehassıs edasına bürünerek yerinde düzeltmeler yapar. Zikredilen başlıkları örneklendirirsek konu açıklığa kavuşacaktır.

Mesela İbnü'l-Cezeri, eseri en-Neşr'e başlarken kitaplarının ismini çağrıştıran birkaç kelime zikredince bu ifadelerden yola çıkan Cârullah Efendi müellifin kendi eserlerini araya serpiştirdiğini ileri sürerek ilgili eserlerin adlarını not düşmüştür. Metindeki “fecevvedehü” ifadesinden müellifin Kitâbu t-Tecvid'ine; “rattelehu” ifadesinden Kitâbu”t-Tertil'ine telmihte bulunulduğunu ortaya koymuştur. Aynı şekilde metinde geçen Teysir, Unvân, Mısbâh ve İnşâd kelimelerini de eşleştiren Cârullah Efendi, Teysirin Dâni'ye; Unvân'ın Sarakosti'ye ait kıraat eserleri olduğunu söylerken Mısbah, İnşâd, Tabsıra ve İbrâzü'l-Meâni'ninde Şâtıbiyye Kasidesi'nin şerhleri olduğunu belirtmektedir.”? Cârullah Efendi'nin rumuzlardan yola çıkarak okuyucuyu bilgilendirmesi burada önem taşımaktadır. Aslında manzum eserlerde görülen bir durum olmakla birlikte alanda mahir kişilerin anlayabilecekleri ya da şerhlerden öğrenmekle
açıklığa kavuşacak bir bilgiyi ne yazar ne şarih durumunda olan Cârullah Efendi'nin vermiş olması yine onun alan bilgisini isbat eden bir veridir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Osmanlı Kitap Kültürü Carullah Efendi Kütüphanesi ve Derkenar Notları
Yazar:
Baskı tarihi:
28 Şubat 2015
Sayfa sayısı:
412
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053200574
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nobel Akademik Yayıncılık
Kitap kültürü çalışmaları nispeten yeni bir konu olduğu halde akademide ve entelektüel camiada son zamanlarda artan bir ilgiye mazhar olmaktadır. Ne var ki bu artan ilgiden Osmanlı kitap kültürünün yeterince nasiplendiğini söylemek güç görünmektedir. Osmanlı kitap kültürüne dair sınırlı sayıdaki çalışmalar da daha ziyade matbu eserler üzerinden gelişmiştir. Elinizdeki kitap bir 17-18. Yüzyıl Osmanlı alimi ve kadısı olan Cârullah Efendi'nin kütüphanesi üzerinden Osmanlı yazma kitap kültürünü ele almaktadır. Çalışmada halen Süleymaniye Kütüphanesi'nde bulunan 2200 civarında eserden müteşekkil koleksiyondaki kitap derkenar notları vesile kılınarak eserlerde yer alan ilimler ve onlara yansıyan kitap kültürü tahlil edilmiştir.
Elinizdeki kitabın bir başka katkısı da hiç şüphesiz hakkında neredeyse hiçbir bilgi bulunmayan Cârullah Efendi gibi çok kıymetli bir âlim, müderris, kadı, kütüphaneci ve bibliyofilin ilim âlemine lâyıkıyla tanıtılmış olmasıdır.
2013-2014 yıllarında İlmi Etüdler Derneği'nde yürütülen bir araştırma projesinin neticesinde ortaya çıkan bu kitapta değişik ilim dalları açısından kitap kültürünü ele alan 14 yazı yer almaktadır.

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Muhammed Ali

Kitap istatistikleri