Korku filmleri de dahil olmak üzere bilim kurgu, fantastik, gerilim üçgeninde dolaşmak özellikle de boş vakitlerimde beni aşırı keyiflendirir. İşte yerli ve genç yazar Hilal Gümüş'ün kitabına da yine bir fantastik roman arayışım esnasında denk geldim.
Kitabımızın adı Pençe. Gayet ilgi uyandıran ve insanı (en azından bu türe aşık insanlar için) okumaya teşvik eden bir ismi var, bu bir gerçek. Adından ve kitap kapağından da anlayabileceğimiz gibi, konumuz şekil değiştirenler, nam-ı diğer kurtadamlar.
Kurtadamlık, konusu itibariyle pek çok filme ve diziye tema olmuş bir yarı hayvan-yarı insan olma durumu. Kitapta yer alan dönüşüm sahneleri ve kurt formundaki karakterlerin gözünden yansıtılan dünyadaki ayrıntılarla da çok açık ve net bir şekilde anlatılmış bu. Öyle ki, ana karakter Artemis Indigo'nun gözünden -birinci ağızdan- eserini yazan Gümüş'ün gerçek bir kurtadam olma olasılığını insan düşünmüyor değil hani.
Her neyse, geyik kısmını geçelim.
Baş karakterimiz Artemis Indigo, sürüde yasak bir eylem gerçekleştirmesinin sonucu olarak öz babası tarafından sürgüne gönderilmiş bir kurt-kadın. Santa Fe civarlarında kendisine bir hayat kuruyor ve üniversiteye başlayıp bitirmeye kadar varıyor. Ancak bir gün birdenbire, ne hikmetse diyelim, kendi türünden tanımadığı bir kurtadamla karşılaşıyor. İşte işlerin sarpa sarmaya başladığı nokta da burası.
Geçmişinden kurtulamazsın sözüne bakılacak olursa, Artemis kızımız da geçmişin hayaletleriyle dans etmek zorunda kalacağı bir ortama, sürüsüne geri çağrılıyor. Hem de bizzat Alfa olan babası tarafından. Peki niçin? Elbette vahşi melez saldırıları yüzünden.
Safkan ve melez kurtadamların savaşı arasında kalmak eminim okunduğu kadar eğlenceli ve keyif verici olmamıştır. Kitabı okuyanlarınız ya da okuyacak olanlarınız varsa,